Üst işverenin işçi alacakları ödemesi sonrası, iflas tasfiyesi sıra cetveline itiraz davasında alt işverenlerden rücuan tahsilat ve işyeri devri sorumluluğu tespiti.
Özet: Ana işveren konumundaki davacı bakanlık, bir işçiye ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının, alt işveren ilişkisi kapsamında davalı şirketlerden rücuan tahsilini talep etmektedir; davalı şirketler ise savunmalarında, işyeri devri nedeniyle son işverenin sorumlu olması, işçinin kendi nezdlerindeki çalışma süresinin kıdem tazminatına hak kazanmak için yetersizliği ve yıllık izin ücreti sorumluluğunun devir halinde son işverene ait olması gibi gerekçelerle kendi sorumluluklarının bulunmadığını iddia ederek davanın reddini istemektedirler.

T.C. ...3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/564 Esas - 2025/732
T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2025/564KARAR NO : 2025/732DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))DAVA TARİHİ : 16/03/2016KARAR TARİHİ : 22/10/2025K.YAZIM TARİHİ : 23/10/2025Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı ile davalı işletmeler arasında hizmet alımları tip sözleşmesinin imzalanmış olduğunu, dava dışı işçi tarafından müvekkili aleyhine alt işveren - üst işveren ilişkisine dayanılarak bir kısım işçi alacaklarından dolayı davanın açılmış olduğunu, açılan davada verilen karara istinaden davalı işçi tarafından hüküm altına alınan bedel üzerinden müvekkili hakkında icra takibi başlattığı ve müvekkilinin icra takibine istinaden ödemek zorunda kaldığını, bu bedelden davalı işletmelerin sorumlu olduğunu belirterek müvekkili tarafından icra takip dosyasına ödenen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı ... Gıda Servis Hizm. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı Bakanlık, asıl işveren konumunda olduğu ...1. İş Mahkemesi’nin ilamı uyarınca ödemiş olduğu işçilik alacaklarının davalı müvekkilinden rücuan tazminini talep ettiğini, bahsi geçen işçi ile davalı müvekkili arasında 15.05.2012 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını ve 14.05.2013 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesi sona erdiğini, müvekkili şirket ... Gıda Servis Hizmetleri A.Ş. Balıkesir’de bulunan Ordu Donatım Komutanlığı’nın her yıl yaptığı yemek hizmeti alımı ihalesini 15.05.2012 tarihinde almış olup ihale süresi 14.05.2013 tarihinde sona erdiğini, ihale süresinin sona ermesi ile davalı müvekkili şirket söz konusu işi bıraktığını, yani davacı ile davalı arasındaki iş ilişkisi 1 yıllık ihale süresi kapsamında belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, ihale başka bir şirket tarafından kazanılınca davacı da tüm özlük hakları ile birlikte diğer davalı nezdinde aynı iş yerinde ve aynı görevinde çalışmaya devam ettiğini, bu durumda yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca da iş yeri devri söz konusu olup ihaleyi alan şirket davacıyı tüm özlük hakları ile birlikte almış olduğu da nazara alınarak taraflarından talep edilen işçilik alacaklarından davacının son işvereninin sorumlu tutulması gerektiğini, bu nedenle huzurdaki davada husumet itirazında bulunduklarını, ihale kapsamında yapılan işlerde ihale sahibi eski şirkette çalışıp da ihaleyi yeni kazanan şirkette aynı işinde çalışmaya devam eden işçiler bakımından yerleşik Yargıtay uygulaması bu devrin bir iş yeri devri olduğu ve iş yeri devri hükümleri kapsamında fesihten kaynaklanan her türlü hak ve alacağın ihaleyi yeni alan şirket sorumluluğunda olduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep etme hakkı doğmadığını, sorumluluk ihaleyi alan diğer şirket üzerinde olduğunu, İş Kanunu’nun 112 maddesi gereğince aralıksız olarak davacı bakanlık bünyesinde çalışan işçinin kıdem tazminatı ve işçilik alacaklarından kamu idaresi sorumlu olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz işbu davanın müvekkili şirket bakımından reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Sofra Yemek Üretim Ve Hizmet A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili şirkete rücusu usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının rücu talebinin geçerli ve hukuki bir temeli olmadığını, dava dışı işçi müvekkili şirket nezdinde 30.04.2010-29.04.2011tarihleri arasında çalışmış olup, kıdem tazminatına hak kazanmak için çalışması gereken 1 yıl çalışma koşulunu sağlamadığını, her alt işveren kendi çalışma süresi ile sınırlı olduğundan ve dava dışı işçi müvekkili şirket nezdinde çalışırken kıdeme hak kazanmadığından, davacının taleplerine ilişkin müvekkili şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını, yıllık izin ücreti feshe bağlı olarak doğduğunu, devir halinde fesih bulunmamakta, iş ilişkisinin devamı kabul edildiğini, işçinin yıllık izin hakkı ücrete ancak iş akdi son bulduğunda dönüşeceğinden yıllık izin ücretine ilişkin sorumluluk da son işverene aittir ki, dava dışı işçi son işvereni müvekkili şirket olmadığından bu talebin de müvekkili şirket bakımından reddi gerektiğini, müvekkili şirketin icra takibi sebebi ile ödenen meblağlara ilişkin de sorumluluğu bulunmadığını, davacının, sorumluluğunu yerine getirmeyen diğer işverenlere rücu etmesi gerekirken, sorumluluğu bulunmayan müvekkili şirkete rücu talebi yönelttiğinin açık olduğunu, müvekkili şirketin davacıya karşı bir sorumluluğu bulunmadığından, davacının icra dosyasına yapmış olduğu ödemede müvekkili şirketin bir kusuru bulunmadığını, dolayısıyla icra dosyasına yapılan ödemeye ilişkin külfete müvekkili şirketin katlanması beklenemediğini, bu nedenle bu taleplerin de reddi gerektiğini, dava dışı işçi müvekkili şirketi ibra ettiğini, dava dışı işçiye karşı sorumluluğu bulunmayan müvekkili şirketin davacıya karşı sorumlu olabileceği kabul edilemeyeceğini, dosyaya sunulu 30.04.2006 tarihli dilekçe ile sabit olduğu üzere, dava dışı işçi müvekkili şirketten hiçbir alacağı kalmadığını beyan ettiğini, müvekkili şirketin dava dışı işçiye karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı sabitken, davacının bu işçiye ilişkin müvekkil şirkete rücu edebileceği kabulden uzak olduğunu, bu nedenle işbu davanın müvekkili şirket bakımından reddi gerektiğini, izah olunan sebeplerden ötürü, davacının davasının zamanaşımı itirazları doğrultusunda reddine, aksi kanaat halinde davacının davasının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ...İlaçlama Dezenfektasyon Temizlik Gıda İnşaat Turizm Bilgi İşlem San. Taah. Tic. Ltd. Şti. -(Eski Ünvan ... Otomotiv İnş. Elek. Gıda Ürün. Güv. Tem. Hiz. Ve İlaç San. Tic. Ltd), Naturem Gıda Mad. San. Ve Tic. A.Ş., ...Gıda Mad. Tic. Ve Yem Hizm. Ltd. Şti. ve Savaş End. Gıda Ve Tem Ür San Ve Tic A.Ş.'ne usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalılar süresinde cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, davacı asıl iş veren tarafından dava dışı işçiye ödenmiş olunan işçilik alacağının alt yüklenici olan davalılardan tahsili talebine ilişkindir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın aile hukukunu ilgilendirdiği ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur.Taraflar arasında açılan davada Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesince, davalı Alpler Yemek Gıda Tekstil Tem. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında ...1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.11.2008 tarihli ve 2008/16 Esas, 2008/431 Karar sayılı ilamıyla iflas kararı verilmiş olduğu ve davacı tarafından da icra dosyasına yapılan ödemenin iflastan sonra yapılmış olduğu, davanın kayıt kabul davasına dönüşmüş olması nedeniyle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 235 inci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince dosyanın tümü ile yetkili ve görevli ...Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiği, bu duruma göre 2004 sayılı Kanunu'nun 235 inci maddesinin 1 inci fıkrası kapsamında iflasa karar verilen yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu, yerleşik Yargıtay içtihatları gereği görevsizlik ile birlikte yetkisizlik kararı da verilebileceği mahkemenin görevsizliğine ve yetkisizliğine kararı verildiği; ...3. Asliye Ticaret Mahkemesince ise iflası açılan davalı Alpler Yemek Gıda Tekstil Tem. San. Tic. Ltd. Şti. Hakkındaki davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiği tefrik edilen mahkememizin 2020/196 E. Sayılı dosyasında yargılamanın yapılarak dosyanın karara bağlandığı, eldeki davada Alpler Yemek Gıda Tekstil Tem. San. Tic. Ltd. Şti. haricinde diğer davalı şirketlerle ilgili mahkemenin görevli olmadığı gibi yetki itirazı veya kesin yetkiye ilişkin durumlarında olmadığı, davanın müteselsil sorumluluk esasına göre de açılmadığı, sorumlu oldukları dönemlere göre hesaplama yapılmasının istendiği, ayrıca davacı Milli Savunma Bakanlığı'nın olup tacir olmadığı, davalılardan alınan hizmetin ve ticari işletmesi için alınmadığı, davalıların her birinin "kendi sözleşme dönemleri" sorumlu olduğu, sorumluluk ve talebin müteselsil olmayıp, sorumlulukları oranında talep edildiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ve yetkisizliğine karar verildiği, ortaya çıkan olumsuz yetki uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtaya gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 07.07.2025 tarih 2025/5286 Esas 2025/10555 Karar sayılı kararı ile "Olumsuz yetki uyuşmazlığından bahsedilebilmesi için mahkemeler arasında karşılıklı olarak yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilmesi zorunludur. Somut olayda, olumsuz görev uyuşmazlığından bahsedilebilmesi için ...3. Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakta görevsiz olduğunu düşünüyorsa kendi yargı çevresi içindeki Asliye Hukuk mahkemesine görevsizlik kararı vermesi, o mahkemece de gerekiyorsa Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yönelik yetkisizlik kararı vermesi ve bu kararın kesinleşmesi gerektiği nazara alındığında yargı yeri belirlenmesi için aranan "iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunması" koşulunun henüz gerçekleşmediği" belirtilmiş olmakla somut olayda yukarıda açıklanan gerekçelerle görevli mahkemenin genel görevli Asliye Mahkemesi olduğu yetki hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinden Mahkememizin görevsizliği nedeni ile davanın usulden reddine ve görevli mahkemenin ...Nöbetçi Asliye Mahkemesi olduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1- HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÛLDEN REDDİNE,2-Görevli mahkemenin ...Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili ...Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına,4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince değerlendirilmesine,5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine başvurmak suretiyle istinaf yolu yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usûlen anlatıldı.22/10/2025