Danıştay 13. Daire, EPDK tarafından depolama lisansı sahibi şirkete stok izleme sistemi kurmama nedeniyle verilen idari para cezasının temyiz incelemesini yapıyor.
Özet: Depolama lisansı sahibi bir şirkete, tesislerindeki tanklara stok izleme sistemini (tank ölçüm ve otomasyon sistemi) kurmaması ve/veya gerekli verileri düzenleyici kuruma iletmemesi sebebiyle Petrol Piyasası Kanunu kapsamında idari para cezası uygulanmasına ilişkin karara karşı açılan davada, şirketin tesisin faaliyet dışı olduğu veya lehe yeni kanun hükmündeki ihtar mekanizmasının uygulanması gerektiği yönündeki savunmaları alt derece mahkemeleri tarafından reddedilmiş ve idari para cezasının hukuka uygun olduğu yönünde verilen kararın temyizen incelenmesi talep edilmiştir.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2024/3450 E.  ,  2025/823 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/3450
Karar No:2025/823
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurumu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Ticaret Turizm Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Depolama lisansı sahibi davacı şirketin, depolama tesisinde yer alan tanklara tank ölçüm ve otomasyon sistemini de ihtiva eden stok izleme sistemini kurmadığının ve gerekli verileri Kuruma iletmediğinin tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 502.609,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarenin "Stok İzleme Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Kararı" kapsamında 01/01/2018 tarihi itibarıyla depolama faaliyetinde bulunan lisans sahibinin tesislerindeki lisansa kayıtlı her bir tankın tank ölçüm ve otomasyon sistemlerine sahip olması ve bu kapsamda oluşan elektronik verilerin de anılan kararın ekinde yer alan "Stok İzleme Sistemi Kılavuzu"na göre oluşturulup web hizmeti aracılığıyla anlık olarak Kuruma sunulması gerektiği halde 01/01/2018 tarihi itibarıyla verilerin iletilmediği, davacı şirket hakkında yapılan soruşturma doğrultusunda alınan savunma dilekçesi ve davacının davalı idareye göndermiş olduğu 18/10/2018 ve 08/11/2018 tarihli yazılarından anlaşılacağı üzere tank ölçüm ve otomasyon sistemlerinin kurulmadığının görüldüğünden, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından deponun şu anda faaliyet dışı olduğu ve stoklarında akaryakıt da bulunmadığı belirtilmişse de, dava konusu işlemin gerekçesi depolama faaliyetine ilişkin tesisi olanların depolarında bulunan tankların boş veya dolu olup olmadığına bakılmaksızın depolarına ilişkin tank otomasyon sistemini ve tesislerinde bulunan her bir tank için tank ölçüm sistemi kurma yükümlülüğü olduğu görüldüğünden ve depolama lisansına sahip olanların bu yükümlülüğü tesislerinin faaliyet dışı olup olmadığına bakılmaksızın yerine getirmeleri gerektiğinden davacının bu iddiasına itibar edilmediği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer verilen idari para cezalarına ilişkin fiillerden Kurul tarafından belirlenen "niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olanlar" için otuz günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi halde hakkında geçici durdurma yapılabileceğinin ihtar edileceğine ilişkin düzenlemenin, idari para cezaları yönünden cezalandırılmadan önce hukuka aykırı davranışta bulunan kişi veya kişilere hukuka aykırı durumun ortadan kaldırılması için tanınmış bir hak olduğu, bu yönüyle kişinin cezalandırılabilmesine ilişkin bir ön koşul teşkil ettiği ve söz konusu fiilleri işleyenler bakımından daha önce böyle bir usul öngörülmeyip, fiilin sabit görülmesi halinde doğrudan idari para cezasına muhatap oldukları dikkate alındığında, anılan Kanun değişikliğinin lehe kanun hükmü niteliğini taşıdığı, ancak, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesiyle 5015 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. madde gereğince bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce Kurulca verilmiş olan idari para cezaları yönünden ihtar yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumda, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7164 sayılı Kanun'la getirilen ihtar müessesinin dava konusu olayda uygulanma imkanının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, Dairemizin...tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; dosyanın incelenmesinden, tank ölçüm ve otomasyon sistemini de ihtiva eden stok izleme sistemini kurmadığı ve/veya gerekli verileri Kuruma iletmediğinden bahisle, davacı şirketin "lisansın verdiği haklar dışında faaliyette bulunmama" ve "Kuruma gerekli bildirimleri yapma" yükümlülüklerinin ihlal edilmesi nedeniyle davaya konu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı;
1- Dava konusu işlem, tank ölçüm ve otomasyon sistemini de ihtiva eden stok izleme sistemini kurmama ve/veya gerekli verileri Kuruma iletmeme fiili nedeniyle lisansın verdiği haklar dışında faaliyette bulunmama yükümlülüğünün ihlali açısından değerlendiğinde; "tank ölçüm ve otomasyon sistemini de ihtiva eden stok izleme sistemini kurmama" fiilinin, 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının ihlali anlamına geleceğinin kabulü ve davacıya 5015 sayılı Kanun'un 4. madde hükümlerini ihlal ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca ceza verilmesi mümkün olmadığı; anılan hükümlerin bu şekilde yorumlanmasının, ikincil düzenlemelerde yer alan herhangi bir yükümlülüğün ihlali halinde, piyasada faaliyet gösteren lisans sahiplerinin 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal etmiş olacağı ve tümüne 19. maddenin ikinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca ceza verilmesi gerekeceği anlamına geleceği, bu durumun 19. maddenin düzenlenme biçimi ve amacıyla çelişeceği gibi, kanunilik ilkesine de aykırılık oluşturacağı;
5015 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki düzenlemenin, lisans sahiplerinin genel nitelikli hak, kısıtlama ve yükümlülüklerine ilişkin olduğu; anılan maddenin birinci ve ikinci fıkralarında, lisans sahiplerine, lisans hangi faaliyete (rafinerici, dağıtıcı, işleme, bayilik v.b) ilişkin olarak verilmişse, sadece buna ilişkin alanda piyasa faaliyetinde bulunabilecekleri ve lisans ile tanınan hakların 5015 sayılı Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılacağının belirtildiği;
Bu kapsamda, lisans ile tanınan hakların, 5015 sayılı Kanun'un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların bir bütün olarak dikkate alınması suretiyle belirlenmesi gerektiği;
Bunun yanında, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddenin yedinci fıkrasının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde, maddede belirtilenlerin dışında kalan, ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere aykırı davranılması durumunda ne şekilde ceza verileceği kurala bağlanmış olduğundan, ikincil mevzuatın ihlali halinde verilecek olan idari para cezası miktarının tayininde 5015 sayılı Kanun'un 19. maddenin ikinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendinin mi yoksa anılan Kanun'un 19. maddenin yedinci fıkrasının mı uygulanacağı şeklinde bir belirsizlik doğacağı, bu durumun da kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceği; bu itibarla, lisansın verildiği haklar dışında faaliyette bulunulduğundan bahisle davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin kısım yönünden dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı;
2- Dava konusu işlem, tank ölçüm ve otomasyon sistemini de ihtiva eden stok izleme sistemini kurmama ve/veya gerekli verileri Kuruma iletmeme fiili nedeniyle Kuruma bildirim yapma yükümlülüğünün ihlali açısından değerlendiğinde;
7164 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan yeni düzenleme ile, idari yaptırımların sayıldığı ve idari para cezalarının da 20. maddedeki hükme tabi olacağının belirtildiği;
Bu itibarla, 19. maddede yer verilen idari para cezalarına ilişkin fiillerden Kurul tarafından belirlenen "niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olanlar" için otuz günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi halde hakkında geçici durdurma yapılabileceğinin ihtar edileceğine ilişkin düzenlemenin, idari para cezaları yönünden cezalandırılmadan önce mevzuata aykırı davranışta bulunan kişi veya kişilere söz konusu aykırılığın ortadan kaldırılması için tanınmış bir imkan olduğu, bu yönüyle ihtarın kişinin cezalandırılabilmesine ilişkin bir ön şart teşkil ettiği ve anılan Kanun değişikliğinin failin lehine olduğunun anlaşıldığı;
Bu bağlamda, niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri işleyenlerin önceki kanun döneminde doğrudan idari para cezasına muhatap oldukları halde, söz konusu kanun değişikliğinden sonra aynı fiilleri işleyenlerin ihlalin ortadan kaldırılması hususunda ihtar edilmelerinin öngörülmesi, böylelikle ihtar edilen kişilerin söz konusu ihlali ortadan kaldırarak ceza almaktan kurtulabilmelerine imkan tanınması karşısında, ihtar müessesesinin maddî hukuka etkisinin bulunduğu ve lehe kanun kapsamında belirtilen fiilleri önceki kanun döneminde işleyenler yönünden de geçmişe etkili olarak uygulanması gerektiği,
Diğer taraftan, 7164 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. maddenin birinci fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri işleyenler için nasıl bir usul izleneceğinin öngörüldüğü; ikinci fıkrasında ise, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurul tarafından karara bağlanmış idari para cezalarının tahsiline ilişkin kurallara yer verildiği;
Söz konusu Geçici maddede, niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve haklarında idari para cezası uygulanan kişiler yönünden ne gibi bir işlem yapılacağı açıklanmamış olmakla birlikte, yeni düzenlemede yer alan ihtar müessesesi lehe kanun niteliğinde olduğundan, yargı aşamasındaki idari para cezaları ile ilgili olarak yargı yerleri tarafından lehe kanun hükümlerinin belirtilen kişiler hakkında da uygulanması gerektiğinin açık olduğu,
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, 5015 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik uyarınca alınan düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olan fiiller arasında sayılan "Enerji Piyasası Bildirim Yönetmeliği kapsamında Petrol Piyasasına ilişkin bildirimlerin süresi içerisinde yapılmaması" fiili nedeniyle ihtarda bulunma şartının yerine getirilmesi ve lehe kanun niteliği taşıyan söz konusu kuralın davacıya da uygulanması zorunluluğu karşısında, lehe kanun hükmü dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden bu kısımda da hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı şirketin, 5015 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen “ilgili diğer mevzuat” hükümlerini yerine getirmeksizin depolama faaliyeti yürütme hakkını kullandığının görüldüğü, hakkın kullanılması için getirilen bir koşulu hakkın kendisinden ayırmanın 5015 sayılı Kanun’un 4. maddesinin özüne ters düşeceği;
öte yandan, davacının fiilinin 5015 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına aykırı olduğunun sabit olması yanında, söz konusu aykırılığın aynı Kanun’un -dava konusu işleme ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan- 19. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendinde düzenlenen durum ile örtüştüğü, bu durumda, davacı hakkında sahip olduğu lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterdiğinden bahisle anılan madde hükmüne dayanılarak idari para cezası uygulanmasının, kanunilik ilkesine aykırılık teşkil etmediği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin yukarıdaki özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalı idareye iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 19/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.