İİK m.89 haciz ihbarnameleri sonucu borçlu kabul edilen şirketin, bankaya karşı borçlu olmadığının tespiti istemli menfi tespit davası.
Özet: Bir şirketin, bir alacaklı banka tarafından başlatılan icra takibinde, süresinde yanıt veremeyerek İİK m.89/3 uyarınca şeklen borçlu konumuna düşmesi üzerine, asıl borçlu ile geçmişte tek seferlik bir ticari işlem dışında hiçbir borç-alacak ilişkisi bulunmadığını, banka hesaplarına konulan hacizler ve araçlara işlenen şerhlerin ticari faaliyetlerini durma noktasına getirdiğini ileri sürerek, bankaya borcu olmadığının tespiti talebiyle menfi tespit davası açtığı, mahkemenin ise uyuşmazlığın esasına girmeden önce, finans davalarında uzmanlaşma ve iş dağılımına ilişkin HSK kararları ile ilgili kanuni düzenlemeleri değerlendirdiği bir hukuk davasıdır.

T.C. ... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/664 Esas - 2025/557

T.C.
...
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/664 Esas
KARAR NO : 2025/557
DAVA : Menfi Tespit- Tespit
DAVA TARİHİ : 31/08/2025
KARAR TARİHİ : 03/09/2025
K. YAZIM TARİHİ : 03/09/2025
Mahkememizde görülen Menfi Tespit-Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı alacaklı tarafından ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin 2023/4336 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takipte, müvekkili şirkete İİK m.89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, müvekkilinin söz konusu ihbarnamelere süresi içinde cevap veremediğinden, İİK md.89/3 gereği şeklen borçlu kabul edilen üçüncü kişi durumuna düştüğünü, müvekkilinin yalnızca 2018 yılına ait tek seferlik bir ticari işlem yapıldığının görüldüğünü, bu işlem kapsamında 30/04/2018 tarihinde Akbank aracılığıyla Z9105680 seri numaralı çek sipariş avansı olarak verildiğini, akabinde 09/05/2018 tarihli A-158465 numaralı irsaliyeli fatura karşılığında ürünlerin teslim alındığını ve ödemenin tamamen ifa edildiğini, bu tek seferlik işlem dışında müvekkili ile dava dışı asıl borçlu ... End. Mut. Cih. Soğ. Isıt. Mob. San. Tic. Ltd. Şti.arasında herhangi bir ticari ilişki, cari hesap veya borç-alacak bağı bulunmadığını, haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği tarihlerde de müvekkilin anılan firma nezdinde herhangi bir borcu veya alacağının mevcut olmadığını, bu hususun müvekkilinin ticari defterleri ve yeminli mali müşavir raporuyla sabit olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin gerek asıl borçlu şirketle gerekse davalı banka ile herhangi bir borç-alacak ilişkisi içinde olmadığını, akabinde müvekkiline ait araçlara haciz şerhi işlendiğini, davalı vekilinin ayrıca yakalama ve muhafaza talebinde bulunduğunu, tensip tutanağında satış talebi reddedilmişse de, yakalama talebi yönünden açık bir ret bulunmadığından araçların bağlanma riski doğduğunu, müvekkilinin ticari faaliyetinde kullanılan araçların bağlanması, şirketi fiilen felce uğratacağını, müvekkilinin banka hesaplarına da haciz konulduğunu, bu nedenle maaş ödemeleri, tedarikçi borçları ve vergi yükümlülüklerinin yerine getirilemez hale geldiğini, hesapların bloke edilmesi müvekkilinin nakit akışının kesildiğini, ticari itibarını ciddi şekilde zedelendiğini, araçların bağlanması ve banka hesaplarının bloke edilmesi müvekkilinin ticari hayatını sürdürülemez hale getirecek, telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracağını belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığının menfi tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesinin 25/11/2021 tarih ve 1232 sayılı kararı ile; "26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir.
Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.
Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir.
Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden,
2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden,
3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç),
4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan,
5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan,
6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,
7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere;
a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı,
b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı,
c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı,
d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı,
e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı,
f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına,
(Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere; … e) ...’da on dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7 ve 8 numaralı, … asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına)
Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine," dair 25.11.2021 tarihinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Buna göre, yukarıda belirtilen HSK 1. Dairesinin söz konusu kararının 3 nolu bendi “19/10/2005 tarihli ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanununda (142.maddesinde düzenlenenler hariç)”, ile düzenlendiği üzere, eldeki davanın finans mahkemesi olarak belirlenen ... 6,7,8 numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri tarafından görülmesi gerektiği, bu nedenle mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,
Karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içinde talep halinde, dosyanın görevli ... 6, 7 ve 8. Asliye Ticaret Mahkemeleri'nden birine tevzi edilmek üzere ... Asliye Ticaret Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,
HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince değerlendirilmesine,
Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair; Taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/09/2025