Alt işverenler nezdinde bakanlıkta aşçı olarak çalışan işçinin kıdem, ücret, fazla mesai, izin, tatil alacakları ile husumet ve faiz başlangıcına yönelik Yargıtay incelemesi.
Özet: Metin, bir bakanlığın, eski bir aşçının kıdem tazminatı, ödenmemiş ücretler, fazla çalışma ve tatil ücretleri gibi işçilik alacaklarına ilişkin kısmi kabul kararını onayan istinaf mahkemesi kararına karşı yaptığı temyizi ele almaktadır; davacı, bakanlık çatısı altında alt işverenler nezdinde uzun yıllar çalıştığını, ücretlerinin eksik ve SGKya düşük bildirildiğini, bu nedenle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia etmiş; ilk derece mahkemesi ve istinaf, davacının haklı fesihle birlikte taleplerini kısmen kabul etmiş; bakanlık ise husumet, zamanaşımı, alacakların varlığı, hesaplama hataları ve faiz başlangıcı gibi birçok sebeple temyiz başvurusu yapmış, ancak Yüksek Mahkeme, dosyadaki belgelere ve yargılamaya hakim ilkelere göre bakanlığın itirazlarının büyük kısmını yerinde bulmayarak, yerel mahkemelerin kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirtmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/838 E.  ,  2026/2847 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/760 E., 2025/2888 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 49. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/193 E., 2025/6 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.01.2009-28.02.2022 tarihleri arasında ... (Bakanlık) çatısı altındaki .. .. Evlerinde alt işverenler nezdinde kesintisiz aşçı olarak çalıştığını, en son 2022 yılı ücretinin asgari ücret +650,00 TL olup, asgari ücret kısmının bankadan yatırıldığını, kalan kısmın ise elden verildiğini, son 1 yıllık iznini kullanamadığını, ödenmeyen ücret alacakları olduğunu ve gerçekte aldığı ücret üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimlerin yapılmadığını, bu nedenlerle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davaya konu tazminat ve alacaklara hak kazanılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... Hizmetleri AŞ ve davalı Aras Üretim Destek Hizmetleri San. ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçtikten sonra davanın açıldığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, çalıştığı dönemde tüm ücretlerinin kendisine ödendiğini, fazla çalışması ile millî ve dinî bayramlar ile resmî tatil çalışmaları olmadığını ayrıca çalıştığı dönem içerisinde yıllık ücretli izin hakkı da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı .. Sistem Hizmet Bilişim Teknik Yemekçilik Gıda İnşaat Turizm Taşımacılık Ltd. Şti. cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 01.09.2009-28.02.2022 tarihleri arasında davalı Bakanlık bünyesinde alt işveren çalışanı olarak 12... ay 28 gün süre ile çalıştığı, davacının iş sözleşmesini haklı sebeplerle feshettiği, yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacının 10.12.2016-28.10.2019 tarihleri arasında haftada 3 saat fazla çalışma yaptığı, 29.10.2019-28.02.2022 tarihleri arasında ise haftada 11,5 saat fazla çalışma yaptığı, Ocak 2021-Şubat 2021, Ocak 2022-Şubat 2022 dönemlerine ait imzalı personel devam çizelgelerinde ise haftada 6 gün 08.00-17.00 saatleri arası çalışmalarının hesaplamada ayrıca dikkate alındığı, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücret alacakları yönünden puantaj olan dönemde kayıtlara göre olmayan dönemde tanık beyanlarına göre hesaplama yapıldığı, ödenmeyen ücret ve yıllık izin ücretinin de bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Bakanlık vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı Bakanlığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Bakanlık vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacı taleplerinden ihaleyi alan Şirketlerin sorumlu olduğunu, husumetin alt işveren Şirketlere yönlendirilmesi gerektiğini,
2. Davacının fazla çalışması olmadığını, hesaplanan fazla çalışma, hafta tatili ücretinden indirim yapılması gerektiğini,
3. Uzun yıllar yıllık izin kullanmadan çalışmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
4. Davacının ulusal ... ve genel tatil ücret alacağı bulunmadığını,
5. Alacak kalemlerine temerrüt tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde talep edilen alacaklara dava tarihinden, ıslah dilekçesinde talep edilen miktarlara ıslah tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, husumet, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücret alacaklarının ispatı ve hesaplanması, yıllık izin ücreti ile faiz başlangıç tarihine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Bakanlık vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Taraflarca getirilme ilkesi" başlıklı 25/1 hükmü şu şekildedir:
"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz"
6100 sayılı Kanun'un "Taleple bağlılık ilkesi" kenar başlıklı 26/1 hükmü ise şöyledir:
"Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir."
Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin 28.10.2019 tarihinden itibaren son 2,5 senedir haftanın 6 günü 08.00-17.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenme ile haftada toplam 48 saat çalıştığını, 28.10.2019 öncesi dönemde ise 15.30-08.30 saatleri arasında çalıştığını, bu çalışma sistemine göre 1. hafta 23 saat, 2. hafta 6 saat fazla çalışma yaptığını iddia etmiş, davacı tanıkları ise "...İkili vardiya sistemi vardı, 1 gün 15.00 'de işe gelen işçi ertesi gün 08.30'da işten çıkıyordu, ertesi gün yine 15.00'da vardiyasına gidiyordu, yani yaklaşık 30,5 saat sonra tekrar 15.00 vardiyasına gidiyordu; diğer vardiya da çalışan personel 08.00-17.00 saatleri arasında fazla çalışma yapıyordu, davacı her 2 vardiyada dönüşümlü olarak çalıştı ancak vardiya değişimi için belirli bir uygulama yoktu, bunu işveren kendisi belirliyordu, davacı çoğunlukla gece vardiyasındaydı; gündüz vardiyasındakileri günlük toplam 60 dakika yemek ve dinlenme arası veriyordu, gece vardiyasındakiler ise işleri bittiğinde istirahat edebiliyor, yemek yiyebiliyordu..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 10.12.2016-28.10.2019 tarihleri arasında haftanın 6 günü 08.00-17.00 saatleri arası 1 saat ara dinlenmesi ile günlük 8 saat, haftalık 48 saat çalıştığı ve 3 saat (48-45) fazla çalışma yaptığı; 29.10.2019-28.02.2022 tarihleri arasında ise her ne kadar davacı vekili davacının sürekli gece vardiyası olan 15.30-08.30 saatleri arası çalışma yaptığını iddia etse de davacı tanıklarının genellikle gece çalışması yaptığını belirttikleri fakat hesaplamaya esas olacak çalışma saatlerinin tam olarak tespit edilememesi nedeniyle davacının 2 hafta gündüz vardiyasında ve 2 haftada gece vardiyasında çalıştığı kabul edilerek davacının 1. ve 2. hafta 08.00-17.00 saatleri arasında günde 9 saat ve 1 saat ara dinlenmesi ile günlük 8 saat, haftalık ise 48 saat çalışarak 3 saat fazla çalışma yaptığı, 2. haftada 6 saat fazla çalışma yaptığı; 3. hafta 4 gece ve 4 .hafta ise 3 gece 15.30-08.30 saatleri arası 17 saat çalışmasının olduğu, davacının aşçı olduğu, gece işlerini bitirdiğinde istirahat ettiğinin tanık beyanlarından anlaşıldığı, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre davacının 4 saat ara dinlenmesi yaptığı, işçinin günde en fazla 7,5 saat gece çalışması yapılabileceğinden günde 5,5 saat (13-7,5) fazla çalışma yaptığı, 2 haftada ise toplam 38,5 saat (7 gün x 5,5 saat) çalıştığı ve 4 haftada toplam 44,5 saat(38,5+6) ve haftada 11,5 saat (44,5/4 küsuratlar 0,5 e tamamlanmış) fazla çalışma yaptığı değerlendirilmiş, puantaj olan dönemlerde ise kayıtlar dikkate alınmıştır. Ancak davacının dava dilekçesinde müvekkilinin 28.10.2019 tarihinden itibaren son 2,5 senedir haftanın 6 günü 08.00-17.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenme ile haftada toplam 48 saat çalıştığını, 28.10.2019 öncesi dönemde ise 15.30-08.30 saatleri arasında çalıştığını iddia ederek talepte bulunması karşısında davacı talebi dışına çıkılarak talebin tam tersine davacının 28.10.2019 tarihinden önce haftanın 6 günü 08.00-17.00 saatleri arasında çalıştığının, 28.10.2019 tarihinden sonra ise yazılı şekilde vardiyalı çalıştığının tespitine göre hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca, işçi muaccel alacaklarını tek tek belirtmek kaydıyla ihtarname ile işvereni temerrüde düşürebilir. Söz konusu ihtarnamede alacak miktarlarının belirtilmesi gerekmez.
İlk Derece Mahkemesince, temerrüt tarihi yönünden davacı tarafın talep tarihine itiraz olmaması nedeniyle fesih tarihi, temerrüt tarihi kabul edilerek tüm alacaklara fesih tarihinden faiz işletilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan 25.02.2022 tarihli davalılardan .. Kurumsal Hizmetler AŞ'ye yönelik ihtarnamede dava konusu alacakların tebliğden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesi istenmiş olup davalı Bakanlık'a gönderilen bir ihtarnameye rastlanmamıştır. Dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak bu bağlamda değerlendirildiğinde, dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında davalı işverenin arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Bu sonuç davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı durumlarda da geçerlidir. Dolayısıyla Mahkemece davalı Bakanlık yönünden kıdem tazminatı dışındaki alacaklara ilişkin arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken fesih tarihinin temerrüt tarihi kabul edilerek hüküm kurulması da bozma sebebidir.
4. Davalı Şirketler ile davacı hükmü temyiz etmediğinden yeni yapılacak hesaplamada ilk kararda hüküm altına alınan miktarlar ile faiz başlangıcı yönünden oluşacak usuli kazanılmış haklara riayet edilerek hüküm kurulması gerektiği hususu gözden kaçırılmamalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.