İşçilik alacakları ve irade fesadı iddiasıyla açılan ihtiyari arabuluculuk anlaşması iptali davasında Yargıtayın usule ilişkin bozma kararı.
Özet: Yüksek Mahkeme, işçinin haklı nedenle feshettiği iş sözleşmesi sonrası irade fesadına uğratılarak imzalatıldığını iddia ettiği ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali ve işçilik alacakları talepleriyle açtığı iki davanın usulen hatalı birleştirilmesi nedeniyle ilk derece mahkemesinin arabuluculuk anlaşmasının iptali ve işçilik alacaklarına ilişkin kısmi kabul kararını bozarak, arabuluculuk iptali davasının asıl alacak davası için bekletici mesele yapılması ve davaların tefrik edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/216 E., 2026/24 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 1987-2021 yılları arasında aralıklı şekilde davalı nezdinde tır şoförü olarak çalıştığını, ücretlerinin ödenmemesi, primlerin düşük ücretten yatırılması ve psikolojik taciz uygulanması nedeniyle davacının, iş sözleşmesini 05.01.2021 tarihinde haklı nedenle feshettiğini, işten ayrılışı sırasında baskıyla ve bir kısım alacaklarının ödeneceği taahhüt edilerek içerikleri okutulmadan birtakım evrak imzalatıldığını, işten ayrılmasının ardından dava açmadan önce arabulucuya başvurulduğunda, davalı tarafından, aralarında daha önce ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı düzenlendiğinin belirtildiğini, ihtiyari arabuluculuk tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin taraflarınca bilinemediğini, zira davacının bilerek ve isteyerek böyle bir faaliyet içerisinde bulunmadığını, imzalanmışsa eğer, tutanağın imzalanması sırasında davacının irade fesadına uğratıldığını, davacının hizmet süresi itibarıyla 200.000,00 TL'nin üzerinde alacağı bulunduğunu, cüzi bir alacağı olmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, prim alacağı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı ile davacı arasında düzenlenmiş olan 05.01.2021 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; ihtiyari arabuluculuk sonrasında anlaşılan konularda dava açılamayacağını, davanın esasına girilmeksizin reddi gerektiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ödenmeyen bir alacağı bulunmadığını, kaldı ki alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2024 tarihli kararı ile; dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi tarihinin 05.01.2021 olduğu, davanın 26.11.2021 tarihinde açıldığı, konuya ilişkin mevzuat hükümleri, davacı ile aynı işi yapan ve istinaf denetiminden geçerek kesinleşen dosyalardaki işçilere ait emsal ücretler, davacının hizmet süresi, bilirkişi raporunda davacıya yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin mahsubu sonucu 84.936,91 TL daha net kıdem tazminatı alacağı ile ödenmemiş diğer işçilik alacaklarının bulunması ve diğer tüm deliller birlikte ele alındığında; davacının ihtiyari arabuluculuk belgesinde yazılı bulunan 7.000,00 TL tutar dışında hiçbir hak ve alacağı kalmadığına dair ibarenin davacının serbest iradesi ile anlaşmaya varılması sonucu yazıldığı kabulünün dosya kapsamına uygun düşmediği gerekçesiyle 05.01.2021 tarihli ve 2021/3220 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk son oturum tutanağı ve eki anlaşma belgesinin iptaline ilişkin birleşen davanın kabulüne, davacının işçilik alacaklarına ilişkin açılan asıl davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 08.01.2025 tarihli kararı ile; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 08.01.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı tarafından alacak davası ve arabuluculuk tutanağının iptali davaları ayrı ayrı açılmış olup alacak davasında, davaların birleştirilerek görülmesinin isabetsiz olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 167. maddesi uyarınca yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için aralarında bağlantı bulunsa bile davaların ayrılmasına, davanın her safhasında karar verilebileceği, hâl böyle olunca Mahkemece, birleştirilen Ankara 13. İş Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli ve 2024/73 Esas, 2024/114 Karar sayılı arabuluculuk tutanağının iptali davasının asıl davadan tefrik edilerek yeni bir esasa kaydedilmesi, asıl dava yönünden arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davasının bekletici mesele yapılması gerektiği, davaların birlikte görülmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda ihtiyari arabulculuk tutanağının iptalinin istendiği Ankara 13. İş Mahkemesinin 2024/73 Esas sayılı dosyasının işçilik alacaklarına ilişkin dosyadan tefrik edildiği, tefrik kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada, davanın kabulü ile ihtiyari arabuluculuk belgesinin iptaline ilişkin Mahkemeden verilen 16.10.2025 tarihli ve 2025/278 Esas, 2025/476 Karar sayılı kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 24.11.2025 tarihli ve 2025/8447 Esas, 2025/9098 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, davacıya ait işyeri sicil dosyası incelendiğinde, hizmet süresinin 19... gün olduğu, dönem dönem kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, yapılan ödemelerin mahsubu sonucu davacının bakiye kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alındığı, karşılığı ödenmeyen prim alacağı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ücretlerinin bulunduğu, ispatlanamayan ulusal ... ve genel tatil ücreti alacağı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Ücret tespitinin hatalı olduğunu, davacının ücretinin asgari ücret olduğunu,2. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini,3. Davacının davalı işyerinde 08.10.2004 tarihinde işe başladığını, 2008 yılında emekli olup ayrılırken davacıya kıdem tazminatı ödendiğinden 08.10.2004-28.04.2008 tarihleri arası dönemin tasfiyesinin kabulü gerektiğini, 2008-2018 döneminde ayrılırken davacıya tüm tazminatları ödendiğinden bu dönemin de tasfiyesinin kabulü gerektiğini, 2018-2021 yılları arası dönemde ise arabuluculuk yoluyla taraflar anlaştığından ve davacının tüm alacakları ödendiğinden davacının kıdem tazminatı talep edemeyeceğini,4. Fazla çalışma ve hafta tatili ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, davacının hem yurt dışında hem yurt içinde çalıştığını, yurt dışında çalışmadan hak kazandığı tatil ücretlerinin, yurt içinde çalıştığı ve hak kazandığı genel tatil ücretlerinden mahsubu gerektiğini, 5. Davacının yıllık ücretli izin ile ödenmeyen prim alacağı bulunmadığını, aleyhe tüm hususlara itiraz ettiklerini, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet süresi, ücretin miktarı ve davacının dava konusu alacak kalemlerine hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi