Danıştay, ithal edilen eşyaların gümrük kıymetine referans kıymet uygulanmasının hukuki mesnedi olmaması nedeniyle fazla ödenen gümrük ve KDVnin iadesi talebini inceliyor.
Özet: Bir şirketin 2019 ve 2020 yıllarında ithal ettiği eşyalara gümrük idaresince uygulanan, Gümrük Kanunu hükümlerine veya uluslararası araştırmaya dayanmayan referans kıymet artırımı sonucunda fazladan ödediği gümrük ve katma değer vergilerinin iadesi talebinin reddine ilişkin işlemin hukuki mesnedinin bulunmadığı; bu nedenle tahsil edilen vergilerin kanunen ödenmemesi gerektiği gerekçesiyle, işlemin iptaline ve ödenen tutarların faiziyle iadesine yönelik bir yargı sürecinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YVERGİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2025/851Karar No : 2025/1084TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına... Müdürlüğü - ... VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ...... Petrol Plastik Hammadde Deri Sanayi ve Ticaret Limited ŞirketiVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı adına 2019 ve 2020 yıllarında tescilli muhtelif tarih ve sayılı otuz sekiz adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamında ithal edilen eşyaların kıymetinin referans kıymetine yükseltilmesi suretiyle fazladan ödendiği ileri sürülen gümrük ve katma değer vergilerinin geri verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin karara vaki itirazın reddine dair işlemin iptali ile fazladan ödenen tutarın tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.... Vergi Mahkemesinin ...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: i. Fazladan ödendiği ileri sürülen vergilerin geri verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin karara vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemi yönünden yapılan inceleme:4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 3. maddesinde, "gümrük vergileri" deyiminin, ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümünü; "ithalat vergileri" deyiminin, eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükleri ve tarım politikası veya tarım ürünlerinin işlenmesi sonucu elde edilen bazı ürünlere uygulanan özel düzenlemeler çerçevesinde ithalatta alınacak vergileri ve diğer mali yükleri ifade ettiği hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, gümrük vergilerinin, gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihte yürürlükte olan gümrük tarifesine göre hesaplanacağı belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 211. maddesinin (1) numaralı fıkrasının dava konusu beyannamelerin tescil edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan hâline göre, kanunen ödenmemeleri gerektiği hâlde ödenmiş olduğu belirlenen gümrük vergilerinin geri verileceği, kanunen tahakkuk ettirilmemeleri gerektiği hâlde tahakkuk ettirilen gümrük vergilerinin kaldırılacağı kurala bağlanmıştır.Bu hüküm, anılan Kanun'la yürürlükten kaldırılan 1615 sayılı Gümrük Kanunu'nun 87. maddesi paralel hükümler taşımaktadır. Yürürlükten kaldırılan 1615 sayılı Gümrük Kanunu'nun 87. maddesi ile ilgili olarak, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 02/07/1966 tarih ve E:1965/13, K:1966/6 sayılı kararında, aykırı içtihatlar, tahsil olunan gümrük vergilerinin anılan madde uyarınca geri verilebilmesinin, yanlışlıkla veya fuzulen tahsil olunduklarının açıkça anlaşılması koşuluyla olanaklı bulunduğu yolunda birleştirilmiştir. Bu bakımdan, 4458 sayılı Kanun'un benzer hükümler taşıyan 211. maddesinin uygulanmasında da iadesi istenen gümrük vergilerinin kanunen ödenmelerinin veya tahakkuk ettirilmelerinin gerekmediğinin, açıkça; yani, herhangi bir inceleme, araştırma ve yoruma gerek olmaksızın anlaşılabilir olması koşulu aranmalıdır.4458 sayılı Kanun'un 24, 25 ve 26. maddelerinde yer alan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, ithal edilen eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde, öncelikle, satış bedelinin esas alınması; satış bedelinin esas alınması için gerekli koşulların mevcut olmadığının tespit edilmesi hâlinde de sırasıyla diğer yöntemlere başvurulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.Yine aynı Kanun'un 4. maddesinde, gümrük idareleriyle muhatap olan kişilerin bu Kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile bunlara dayanılarak çıkarılan mevzuat hükümlerine uymakla; gümrük idarelerinin gerek bu Kanun'da gerek diğer mevzuat hükümlerine göre yapacağı gözetim ve kontrollere tabi olmakla; bu idarelerin kendi adına veya başka idareler nam veya hesabına tahsil edeceği her tür vergi, resim, harç ve ücretleri ödemek veya bunların teminata bağlamakla; mevzuat hükümlerinin uymayı zorunlu kıldığı her tür işlemleri yerine getirmekle sorumlu olduğu belirtilmiştir. Gümrük idaresinin bu sayılanlar dışında kalan idari işlemlerinin kural koyması, dolayısıyla, gümrük vergisi mükellefini bağlayıcı nitelik kazanması hukuken olanaklı bulunmadığından davacının ithalini gerçekleştirdiği "hurma" cinsi eşyanın gümrük kıymetine esas alınacak kıymetinin belirlenmesine yönelik Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen referans kıymet bedelinin anılan düzenlemelerin Gümrük Kanunu uyarınca tesis edilen bir işlem olmadığı ve ithalata ilişkin olarak yapılan bir yurt dışı araştırmasına dayanmadığı görülmüştür. Bu durumda anılan düzenlemelerin davacı tarafından ithal edilen eşyaya uygulanmasının hukuki mesnedinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan davacı tarafından beyan edilen yurt dışı giderin tamamının referans kıymet olmadığı veya başkaca yurt dışı giderinin bulunduğu yolunda idarece yapılmış herhangi bir tespit de bulunmamaktadır.Olayda, davalı idarece, davacı tarafından ithalat işlemleri esnasında başkaca yurt dışı gider yapıldığı ispatlanamadığından, ödenen vergilerin iadesi istemiyle Gümrük Kanunu'nun 211. maddesinin amacına uygun olarak süresinde yapılan başvurunun reddine dair karara vaki itirazın reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.ii. Faiz istemi yönünden yapılan inceleme:4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 216. maddesinin 07/11/2019 tarih ve 30941 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 24/10/2019 tarih ve 7190 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik (1) numaralı fıkrasında, gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde, geri vermeye konu fazla tahsilatın yükümlüden kaynaklanması durumunda geri verme başvurusunun yapıldığı tarihten, diğer durumlarda ise tahsilat tarihinden geri verme kararının tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı dönemde 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizin ödeneceği hükmü yer almaktadır.Somut olayda 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 216. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince iadesi istenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren aynı dönemde 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi gerekmektedir.iii. Karar sonucu:Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline ve fazladan tahsil edilen vergilerin tahsil tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte iadesine karar vermiştir.Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu edilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.Danıştay Yedinci Dairesinin 16/06/2025 tarih ve E:2023/1061, K:2025/2412 sayılı kararı:Ticaret Bakanlığınca, yerli üreticilerin talebi üzerine veya resen, belli bir malın ithalatının, o malın yerli üreticileri ve ülke ekonomisi üzerinde olumsuz sonuçlar yaratıp yaratmadığının tespit edilmesi amacıyla incelemeye başlanarak, inceleme sonucunda gözetim uygulaması öngörülebilmektedir. Bu suretle, Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan İthalatta Gözetim ve Korunma Uygulanmasına İlişkin Tebliğler ile gözetim önlemi uygulanmasına karar verilen eşya için ''birim kıymet'' belirlenerek, eşyanın bu kıymetin altında ithal edilmek istenmesi hâlinde, ''gözetim belgesi'' ibrazı zorunluluğu getirilmiş, bazı dönemlerde de Gümrükler Genel Müdürlüğünce belirli bir eşyaya yönelik olarak çıkarılan ve ilgili gümrük müdürlüklerine bildirilen genel yazılarla, gözetim kıymet uygulamasına benzer nitelikte ''referans kıymet'' uygulaması getirilmiştir.İthal edilen eşyanın gümrük kıymeti, eşyanın satış bedeli olduğundan, gümrük vergilerinin hesaplanmasında satış bedelinin esas alınması, satış bedelinin esas alınması için gerekli koşulların mevcut olmadığının tespit edilmesi hâlinde de sırasıyla diğer yöntemlere başvurulması gerekmektedir. Öte yandan, davalı idarece belirlenen gözetim kıymeti, eşyanın 4458 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmiş gerçek kıymeti olmadığından, gümrük kıymetinin tespitinde esas alınamayacağı, Dairemizin öteden beri istikrarlı biçimde uygulanagelen içtihadıdır.Uygulamada, gümrük müdürlüklerince, anılan Tebliğlerle, önceden belirli eşyalara özgü ve nesnel olarak belirlenen gözetim kıymeti dışında da, çeşitli veriler (GÜVAS, Bakanlık Karar Destek Sistemi/Kıymet Veri Bankası, distribütör fiyatları, vb..) esas alınarak ek tahakkuk ve ceza işlemleri tesis edilirken, yine mükelleflerce, yapılan ithalatlarda, sonradan ek tahakkuk ve ceza işlemine maruz kalmamak amacıyla, bahsi geçen veriler esas alınarak eşyaya ilişkin fatura kıymeti üzerinde bir kıymetle ihtirazi kayıtla beyanda bulunularak tahakkukun ihtirazi kayda konu kısmına karşı veya 4458 sayılı Kanun'un 211. maddesi kapsamında iade başvurusuna konu edilmek suretiyle tesis edilen işlemlere karşı davalar açılmaktadır.Olayda, geri verme başvurusunun reddine dair karara vaki itirazın reddine ilişkin işlemde, beyanname muhteviyatı eşya için gözetim kıymet uygulaması bulunmadığı hâlde, davacı tarafından yurt dışı gider olarak ek kıymet beyanında bulunulduğunun belirtildiği, bu nedenle münhasıran bahsedilen eşyalara özgü şekilde genel, nesnel olarak belirlenen birim kıymetin altında ithaline izin verilmeme durumunun söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, davacının beyanının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunun tespitinin inceleme ve araştırma gerektirmesi ve yanlışlıkla veya fuzulen tahsil olunduğunun açıkça anlaşılamaması nedeniyle geri verme isteminin Kanun'un anılan maddesinde öngörülen koşulları taşımadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle, temyize konu kararın bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesi kararını bozmuştur.... Bölge İdare Mahkemesi...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek aksi yönde verilen ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay Yedinci Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1-Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,2-... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,3-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,24/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.X - KARŞI OY:Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.