İşe iade başvurusunun tebligat usulü, işe davetin samimiyeti ile boşta geçen süre ücreti ve kıdem tazminatı farkı alacaklarının temyiz incelemesi.
Özet: İşe iade davasını kazanan işçinin işverene başvurusunun tebliğ usulsüzlüğü nedeniyle geç öğrenilmesi ve işverenin davetine rağmen işçinin işe başlamaması sonucu doğan uyuşmazlıkta; ilk derece mahkemesi işe başvuru tebligatının usulsüz olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi ise tebligatın usulsüzlüğünü onasa da, işverenin sonradan yaptığı işe davetin samimi olduğu ve işçinin daveti reddetmesinin samimiyetsiz olduğunu belirterek işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini reddederken, ilk fesih tarihindeki ücrete göre fark kıdem tazminatı talebini kabul ederek hükmü kısmen kaldırmış, bu karar işçi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/840 E.  ,  2026/2803 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1507 E., 2025/1475 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 34. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/702 E., 2025/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 14.12.2010 - 22.12.2015 tarihleri arasında bölge müdürü olarak çalıştığını, 22.12.2015 tarihinde iş sözleşmesinin feshi sonrası açılan işe iade davasında verilen kabul kararının kesinleşmesi üzerine davacının işverene başvurarak işe başlatılma talebinde bulunduğunu, ihtarın tebliğ tarihi olan 24.10.2017 tarihinden 30 gün geçmesine rağmen işe iade ve başlama çağrısı yapılmadığını, o süre içinde ödemelerin de yapılmadığını, bunun üzerine 28.11.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığını, takipten iki gün sonra davalının işe başvuruyu yeni öğrendiğini ve davacıyı işe başlaması için işe davet ettiklerini bildiren ihtarnameyi 30.11.2017 tarihinde keşide ettiğini, bahse konu ihtarnameye 05.12.2017 tarihinde cevap verilerek işe davet süresinin geçmesi ve samimi olmaması nedeniyle davetin kabul edilmediğini, ödemelerin icra dosyasına yapılmasının ihtar edildiğini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı farkı, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işe iade davası sonrası davacının işe iadesini talep ettiğinin davalı tarafından 27.11.2017 tarihinde öğrenildiğini, yapılan araştırma neticesinde davalı Şirkete gönderilen mezkur ihtarnamenin tebligatın ehil ve yetkili olmayan, davalı Şirketin çalışanı olmayan üçüncü bir şahsa teslim edildiğinin anlaşıldığını, işe iade talebinin kabul edildiğinin 30.11.2017 tarihli ihtarname ile davacıya bildirildiğini, davacıya yapılan işe davete rağmen davacının işe başlamadığını, davacının işe iade talebinin samimi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, işe iade davası sonrasında işe iade başvurusuna dair bildirimin .. isimli kişiye tebliğ edildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu cevabına göre ..'nin alt işveren Şirket işçisi olduğu, tebligatı alan kişinin Şirket yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak almaya yetkilendirilmiş evrak müdürü gibi bir çalışan olup olmadığı tespit ve şerh edilmeden ve yine bu işlerle görevlendirilmiş başka bir çalışan olup olmadığı araştırılmadan tebligat yapıldığı, söz konusu tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve ilgili Kanun'un uygulanmasına dair yönetmeliğe aykırı olduğu, tebligatın usulsüz olduğu, davacı tarafça usulüne uygun bir işe başlama talebi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işe iade başvurusuna dair tebligatın davalının işe iade davasındaki adresine yapıldığı, ancak işe iade başvurusunun davacının kusuru olmaksızın davalının yetkili memuruna yapılmadığı ve usulsüz olduğu, davalı tarafın ise işe iade başvurusundan haberdar olması sonrasında, süresinde usulüne uygun işe davet ihtarnamesi gönderdiği, 30.11.2017 tarihli işe davet ihtarnamesi içeriğinin işe davet koşullarını taşıdığı, davalının işe davette samimi olduğunun kabulü gerekeceği, ancak davacı tarafın 05.12.2017 tarihli ihtarnamesi ile işe daveti kabul etmediği sabit olup davalı tarafça usulüne uygun işe davet edilmesine rağmen davacının işe başlamadığı ve bu suretle işe başlama hususunda samimi olmadığı, bu durumda işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti taleplerinin reddedilmesi dosya kapsamına uygun olmakla birlikte kıdem tazminatı farkı alacağı yönünden davanın reddi kararının hatalı olduğu, ilk fesih tarihindeki feshin geçerli olduğu, davacının ilk fesih tarihindeki ücretine göre fark kıdem tazminatına hak kazanacağı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Tebligatın usulsüzlüğü gerekçesiyle işçinin mağdur edilemeyeceğini, kaldı ki davalıya yapılan işe başlatma talebine dair tebligatın usule uygun olduğunu,
2. Davalıya işe başvuru ihtarnamesinin süresinde tebliğ edildiğini, usulüne uygun tebligata rağmen davalının bir aylık yasal süre içinde davacıyı işe davet etmediğini, bu durumda davalının sorumluluğu doğduğunu, bir an için kendisine usulüne uygun yapılan tebligattan geç haberdar olduğunun kabulünde dahi bu durumun işe davetin süresinde yapıldığı anlamına gelmeyeceğini, davalı her ne kadar işe iade talep ihtarnamesini Şirket çalışanı tarafından tebliğ alınmadığını savunsa da tebligatı alan ..’nin davalı Şirketin güvenlik personeli olduğunu, bu güvenlik görevlisinin alt işveren işçisi olmasının durumu değiştirmeyeceğini, tebligat yapılan binanın davalıya ait bina olduğunu ve noter tebligat şerhinde açıkça usule uygun şekilde tebligat yapıldığının anlaşıldığını,
3. Davacı tarafından işe iade talepli ihtarnamenin davalıya süresinde gönderildiğini ancak davacının süresi içinde davet edilmediğini, işe iadenin sonuçlarıyla ilgili icra takibi başlatıldıktan sonra ödeme emrini tebliğ alan davalı yanca, davacının işe davet edilerek icra takibine itiraz edildiğini,
4. Davalı Şirketin tebligatlarının 20.10.2017 tarihinden önce ve sonrasında kim tarafından tebliğ alındığının tespiti talep edilmesine rağmen Mahkemenin bu araştırmayı yapmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, tebligat memurunun hatasından işçinin sorumlu tutulamayacağını,
5. Davacı yanca gönderilen ihtarnameyi teslim alan ehil ve reşit çalışan ..’nin çalıştığı Şirketin, davalının alt işvereni olduğunu, söz konusu işyerinin bulunduğu binanın tamamının davalıya ait olduğunun tespiti için işyerinde keşif yapılmasına dair taleplerinin hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedildiğini,
6. Kıdem tazminatı fark alacağının hesaplanmasında ilk fesih tarihindeki ücrete göre değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının işe başlatılma talebinde samimi, işverenin işe davetinde ciddi olup olmadığı ve bunun sonucuna göre davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ile kıdem tazminatı hesabına esas ücretin belirlenmesine hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.