6. Asliye Ticaret Mahkemesinin, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan, trafik kazası sonrası sürücü firarı iddiasıyla reddedilen pert araç tazminat talebini inceleyen gerekçeli kararı.
Özet: Kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında, davacı, trafik kazası sonrası polis tutanağında hatalı olarak firari sürücü belirtilmesi nedeniyle sigorta şirketinin hasar talebini reddettiğini iddia ederek tazminat talep etmiş; davalı sigorta şirketi ise poliçe şartlarına göre firari sürücünün sebep olduğu zararların teminat dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; mahkeme ise davanın esasına girmeden önce yargılamanın dava şartlarından olan görev hususunu resen inceleme gereği duymuştur.

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/674 Esas - 2025/400

T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA
... GEREKÇELİ KARAR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/674 Esas
KARAR NO : 2025/400
HAKİM :.....
KATİP :....
DAVACI : ......
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : ....
VEKİLİ : Av.....
DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 02/10/2024
KARAR TARİHİ : 21/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA
Davacı vekili dilekçesinde özetle, müvekkiline ait ... plakalı araç ile seyir halindeyken park halinde bulunan ... plakalı kamyonete 26.11.2023 tarihinde saat 03:47 sularında arkadan çarpmak suretiyle kazaya sebebiyet verdiğini, kazadan hemen sonra polisin aranarak bilgi verildiğini ve polis gelene kadar müvekkilinin olay yerinden ayrılmadığını ancak gelen polisler tarafından tutulan maddi hasarlı trafik kaza tutanağında müvekkilinden firari sürücü olarak bahsedildiğini, müvekkilinin polislerden tutanak istediğinde E-devlet'e düşeceği cevabı aldığını, olmadığı takdirde ise ... Çankaya Kurtuluş'ta bulunan Trafik Ekipler Amirliğinden bir örneğinin alınabileceğinin söylendiğini, söz konusu belgenin E-devlet'e düşmesinin akabinde davalı sigorta şirketine başvurulduğunu ancak tüm taleplerinin reddedildiğini, davalı sigorta şirketinin kaza sonrası çekici talebinin de karşılanmadığını, davalı sigorta şirketinin müvekkilinin başvurusunun reddi sebebiyle kasko poliçesi de dikkate alınarak .... plaka sayılı aracın perte ayrılması suretiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL'nin müvekkilinin sigorta şirketine başvuru yaptığı tarihten itibaren işleyecek olan ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise arabulucu anlaşmama tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili dilekçesinde özetle, davacıya ait olan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdindeki ... nolu kasko sigorta poliçesi ile çeşitli rizikolara karşı teminat altına alındığını, kaskolu sigortalı bir aracın kısmi hasara uğraması ya da pert-total olması halinde, sigortacı şirketin kural olarak taraflar arasındaki poliçenin özel ve genel şartları kapsamında, teminat limitleri içinde sigortalının gerçek zararını gidereceğini, ancak iddia olunan kazanın gerçekten olup olmadığı, kaza ile hasarın örtüşüp örtüşmediği, aracın pert ya da kısmi hasarlı sayılıp sayılmayacağı gibi durumların eksperler tarafından hazırlanacak rapor çerçevesinde değerlendirildiğini, bu raporlamaların hazırlanması sonucunda meydana gelen riziko neticesinde araçta oluşan hasarın, poliçe özel ve genel şartları kapsamında teminata dahil olup olmadığının anlaşılacağını, sürücü olay yerinden firar ederek ayrılmış ise ortaya çıkan zararların teminat dışı olduğunu, 26.11.2023 tarihli trafik kazası tespit tutanağı incelendiğinde davacıya ait kaskolu aracın sürücüsünün firar ettiğini, bu nedenlerle davacının talebinin reddedildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte hasarın poliçe teminatında olduğu varsayımıyla hareket edilecek olursa kaskolu araçtaki hasar tutarının, onarım bedelinin, uzman bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, davacı yanın tek taraflı yapılan delil tespitlerini, önceden alınmış bilirkişi, ekspertiz raporlarını ve dosyaya sunulan faturaları kesinlikle kabul etmediklerini beyan ederek bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, Dava; kasko sigorta poliçesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Kara Araçları Kasko Sigortası; sigortalının poliçede belirtilen ve karayolunda kullanma izni olan motorlu ve motorsuz kara araçlarından, römork veya karavanlardan iş makinelerinden, lastik tekerlekli traktörler, diğer zirai tarım makinelerinden doğan menfaatin genel şartlarda belirtilen(örneğin aracın karayolunda başka bir araçla çarpışması KAKSGŞ A.1.a) risklerin gerçekleşmesi sonucunda doğrudan uğrayacağı maddi zararları teminat altına alır. Genişletilmiş kasko ifadesi, genel şartlarda belirtilen teminat gruplarının tamamı ve yine genel şartlarda ek sözleşme ile teminat kapsamına dahil edilebilecek risklerden bir kısmı için teminatın verilmesi halini ifade eder.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde " mahkemenin görevli olması " hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler, görev itirazı yapılmamış olsa bile mahkemenin resen görevli olup olmadığını inceleyerek karara bağlaması gerekir.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihlerden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliği ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ve 6502 Sayılı TKHK ile getirilen düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Diğer yandan dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun 3/l. maddesinde tanımlanmış olup, buna göre; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar.
Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nın 4. ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. 6502 Sayılı Kanun'un 83/2.maddesine göre; "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez". Kanunun 73/1. maddesinde ise;" Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir" düzenlemesi yer almaktadır.
Anlatılan yasal düzenlemeler kapsamında 6102 sayılı TTK'nun 4/1-a maddesi uyarınca sigorta hukukundan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardan olup anılan Kanunun 5/2 maddesi uyarınca da tüm ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Diğer yandan uyuşmazlığın sigorta hukukuna ilişkin olmakla birlikte tüketici işleminden kaynaklanması halinde ise TTK'nın 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan ve kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi olmadığından, TKHK'nın 83/2. Ve 73/1. Maddeleri uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevli olmaktadır.
Dolayısıyla bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin saptanabilmesi için öncelikle; taraflardan birinin tüketici sıfatına sahip olup olmadığı ve böylece aralarındaki ihtilafın tüketici işleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı saptanarak görevli mahkemenin tespit edilmesi gerekir.
Bir başka anlatımla davacının tüketici olması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri tüketici mahkemesi iken davacının tüketici sıfatına sahip olmaması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri ticaret mahkemesi olacaktır.
Somut olayda; davacı gerçek kişi olup, Uyap sistemi üzerinden SGK entegrasyonu ile yapılan sorgulamada davacının kaza tarihinde çalışma kaydının olmadığı, dosya kapsamına göre tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmaktadır. Yine kasko sigortalı aracın ruhsatında aracın cinsi otomobil olup, kullanım amacının yolcu nakli-hususi olduğu yazılıdır. Taraflar arasında akdedilen poliçede de aracın kullanım tarzı özel otomobil olarak belirtilmiştir.
Kasko poliçesine konu aracın kullanım amacı ticari olmayan, hususi nitelikte bir araç olduğu ve yine dosya kapsamına göre davacının ticari veya mesleki amaçlı hareket ettiğine dair herhangi bir delil veya emare bulunmadığı görülmüştür.
Hal böyle olunca davacının tüketici sıfatını haiz olduğu ve ihtilafa konu kasko sigorta poliçesinin tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/1. Maddesi uyarınca eldeki uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.(Aynı yönde bkz. ... BAM 13. HD. 2022/1774 E., 2022/1578 K.; yine ... BAM. 21. HD. 2024/974 E., 2024/1368 K.)
Yapılan açıklamalar kapsamında; davacının tüketici sıfatını haiz olduğu, davaya konu sigorta sözleşmesinin tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu gözetilerek, davacı aracının hususi otomobil niteliğinde bulunduğu, tüketici işlemi niteliğindeki kasko sigortası poliçesinden kaynaklanan eldeki uyuşmazlığın çözümü bakımından Tüketici Mahkemeleri'nin görevli olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Açılan davada HMK 114/1-c maddesinde düzenlenen "Mahkemenin görevli olması" dava şartı bulunmadığından HMK 115/2 maddesi uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde taraflardan birinin başvurusu halinde dosyanın GÖREVLİ ... TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2025
Katip ....
E-imzalıdır
Hakim ....
E-imzalıdır