İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari satımdan kaynaklanan 10.183,45 Euro fatura bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasına ilişkin detaylı karar.
Özet: Davacı şirket, davalıdan ticari satışlardan doğan 10.183,45 Euro tutarındaki ödenmemiş fatura alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının haksız itiraz etmesi üzerine, itirazın iptali davası açarak, davalının süresi içinde faturalara itiraz etmeyip içeriklerini kabul ettiğini ve davaya cevap vermediğini ileri sürmüş, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla da davalının ticari defter kayıtlarına göre bu borcun varlığı ve icra takibine konu alacak miktarının doğruluğu belirlenmiştir.

T.C.
İSTANBUL8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2025/462 KARAR NO : 2026/547DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 03/07/2025KARAR TARİHİ : 03/07/2026GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA VE İSTEM :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 30 yıldır, pnömatik, sensör, görüntü işleme ve hidrolik konularında, dünyanın önde gelen firmalarının partnerlikleriyle, endüstrilere çözümler sunmakta olduğunu, müvekkil şirketin mal ve hizmet sağlamasına rağmen fatura bedeli borçlarını ödemeyen davalı hakkında ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalı müvekkili şirketten satın alım yapmış ve fatura bedelleri euro para birimi üzerinden belirlendiğini, davalı taraf söz konusu faturalara ve içeriklerine süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmayarak fatura içeriklerini kabul ettiğini, faturalara karşı süresi içinde itiraz edilmemesi durumunda fatura karşılığı borcun ödendiğini ispat yükü davalı tarafa geçtiğini, davalının müvekkili tarafından başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek, açıklanan nedenlerle; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı yana tebligat yasası hükümlerine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü bildirildiği halde; davalı yan cevap dilekçesi sunmamış ve bu nedenle de münkir kabul edilmiştir.DELİLLER :Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, faturalar, ... 27.İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosya Uyap mündericatı, ticari defterler, arabulucuuk tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı....Dava konusu ... 27.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Taraflar arasındaki ticari alım- satımdan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla davacı - alacaklı tarafından, davalı - borçlu aleyhine 10.183,45 Euro alacak üzerinden 02.04.2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı -borçluya 14.04.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı -borçlunun da 21.04.2021 tarihinde, takibe, borca, yetkiye. faize ve tüm ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, davacı tarafından ticari defter ve kayıtlar ibraz olunmuş, davalı tarafından ticari defterlerin sunulması için ihtar çıkarılmasına rağmen davalı tarafından defterlerin sunulmadığı görülmüş ve Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizce tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla konuda uzman bilirkişi eliyle inceleme yaptırılmış, Mali Müşavir bilirkişi ...'den alınan 14.05.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" 1) Davacı firma ile Davalı arasında ticari ilişkinin 2024 yılı öncesinde başlamış olduğu, 2) Davalı cari hesabının 2023 sonu itibari ile 2024 yılına 1.807,81 Euro Borç Bakiyesi ile devrettiği, Vergi Usul Kanununun (VUK) değerleme hükümlerine uygun ilgili kura göre (TMCB Döviz Alış) TL karşılığının 58.887,42 TL olduğu, 3) Davacı firma tarafından Davalı adına düzenlenen Faturaların Euro Döviz cinsine göre düzenlenmiş olduğu, 4) Davacı firma tarafından Davalı adına 2024 yılı içerisinde düzenlenen faturaların toplam döviz tutarının KDV dahil 24.438,42 Euro olduğu, faturaların Türk Lirası karşılığının fatura tarihindeki ilgili kura göre (TCMB Döviz Satış) toplamda KDV dahil 862.734,89 TL olduğu ve Davacı firma ticari defter kayıtlarında Davalı cari hesabına Borç olarak kaydedildiği, 5) Davacı firma tarafından Davalı yandan 2024 yılı içerisinde toplam 323.382,38 TL Çek tahsilatı, toplam 240.000,00 TL Banka yoluyla tahsilat, 7.000,00 TL Nakit tahsilat olacak şekilde toplamda 570.382,38 TL tahsilat yapıldığı, tahsilatların Euro karşılığının ödeme tarihindeki ilgili kura göre (TCMB Döviz Satış) toplamda KDV dahil 16.062,78 Euro olduğu ve Davalı cari hesabına Alacak olarak kaydedildiği, 6) Davacı firma ticari defter kayıtlarına göre Davalı yanın cari hesap hareketlerinin döviz cinsinden 2024 yılı sonu itibari ile 10.183,45 Euro Borç Bakiyesi ile 2025 yılına devrettiği; 7) Davacı firma ticari defter kayıtlarına göre Davalı cari hesap hareketlerinin 2024 yılı sonu itibari ile 10.183,45 Euro Borç Bakiyesinin VUK nun değerleme hükümlerine uygun 31.12.2024 tarihindek kura göre (TMCB Döviz Alış) değerleme sonrası TL karşılığının 374.169,49 TL olduğu ve 2025 yılına devrettiği, 8) 2025 yılı içerisinde devreden 10.183,45 Euro Borç Bakiyesinin Ocak- Şubat ve Mart aylarında hareket görmediği, bu aylar itibari ile VUK nun değerleme hükümlerine uygun ilgili kura göre (TMCB Döviz Alış) değerleme yapıldığı TL karşılığının Davacı firma ticari defter kayıtlarında gösterildiği, en son 31.03.2025 tarihindeki ilgili kura göre (TMCB Döviz Alış) değerleme sonrası TL karşılığının 414.485,76 TL olduğu ve Nisan ayına devrettiği, 9) Davacı firma defter kayıtlarına göre Davalı firmadan takip tarihi itibari ile 10.183,45 Euro Alacaklı olduğu, Bakiye Alacağın değerleme sonrası TL karşılığının 414.485,76 TL olduğu" şeklinde rapor ibraz edilmiştir.GEREKÇE :Dava; Taraflar arasındaki ticari alım satımdan kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla ... 27.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Davacının iddiasının davalıya mal ve hizmet verildiği ancak fatura bedellerinin ödenmediği, davalı tarafından fatura içeriklerine itiraz edilmeyerek kabul edildiği ve ispat yükünün kendisine geçtiği şeklinde olduğu, Davalının ise cevap dilekçesi sunmayarak davayı inkar ettiği anlaşılmakla;Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacının mal ve hizmet satımından kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı, ticari defterlerin taraflar lehine delil oluşturup oluşturmayacağı ve davacının alacaklı olması halinde ne kadar alacaklı olduğu ve icra inkar tazminatı şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 hükmü "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından 03/07/2025 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır.Davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.Davalının icra müdürlüğünün yetkisine yapılan itirazı bakımından incelemede ise; davalının yetki itirazında bulunurken açıkça yetkili icra müdürlüğünü bildirmemesi nedeni ile usulüne uygun yetki itirazında bulunmadığı anlaşıldığından davalı tarafın bu kapsamdaki itirazına itibar edilmemiştir.Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir.Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır.Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.Somut Olayda; Davacının iddiaları ve davalının savunmaları kapsamında tarafların ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılması için taraflara ticari defterlerini sunmak üzere kesin sürenin verildiği, davacının ticari defterlerinin yerinin bildirildiği, bu kapsamda davacının ticari defterlerinin Mahkememiz sınırlarında bulunması nedeni ile Mahkememiz yargı çevresinde bulunan ve alanında uzman SMMM bilirkişi tarafından incelenerek raporun dosyamıza sunulduğu, davalının ise davaya cevap vermediği gibi ticari defterlerinin yerini de bildirmediği anlaşılmıştır.Yapılan inceleme uyarınca davacı ile davalı şirket arasında 2024 yılı öncesinde ticari ilişkinin başladığı, davacının ticari defterlerinin kayıtlarında davalının cari hesabının TL olarak kaydedilmesinin yanı sıra TL üzerinden döviz karşılığını gösteren cari hesap hareketlerinin de mevcut olduğu, davacının cari hesabının 2023 yılı sonunda 2024 yılına 1.807,81 Euro ile devrettiği, 2024 yılı içerisinde davalı adına toplam 24.438,42 Euro bedel faturanın düzenlenildiği, davalının bu bedelin 16.062,78 Euro bedelini çek tahsilatı, banka yolu ile tahsilat ve nakit tahsilat olarak ödediği, 2024 yılı sonu itibari ile davacının davalıdan 10.183,45 Euro borç bakiyesi ile defter kayıtlarının 2025 yılına devredildiği, kalan bu miktara ilişkin davalının ödemede bulunmadığı anlaşılmakla davacının ticari defterler uyarınca davalıdan 10.183,45 Euro alacaklı olduğu anlaşılmıştır.Bilirkişiden alınan rapordaki hukuki yorum ve nitelendirilmeler Mahkememize ait olmakla; mali yönden yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış ve hukuki yorum ve nitelendirmeleri Mahkememize ait olmak üzere yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından hükme esas alınmasına karar verilmiştir.Davacının davalıdan icra takibinde sadece faturadan kaynaklı asıl alacak talebinde bulunduğu ve yapılan bilirkişi incelemeleri uyarınca davacının alacağını ispat ettiği, davalı tarafından borcun ödendiğine dair bilgi ve belgenin sunulmadığı ve buna ilişkin delil ibraz etmediği anlaşıldığından davacının icra takibinde yaptığı alacak bakımından davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay HGK,... E.,...K.,13.6.2001 T. Sayılı ilamında ise icra inkar tazminatı şu şekilde tanımlanmaktadır :"...İİK.nun 67. maddesi ile konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan ödencedir..."Bu minvalde söz konusu tazminatın getirilme amacı borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde, icra takibine konu olan alacağa haksız itiraz etmesini önlemek olarak tarif edilmiştir.İcra inkar tazminatının oluşabilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekli ve yeterli olup ayrıca kusur ve zarar araştırılması yapılmamaktadır. Bu kapsamda somut olay bakımından davalının ilgili icra takibi yapılan alacağının likit ve muayyen olduğu, davalının itirazı ile icra takibinin durduğu ve davacı tarafından ayrıca ve açıkça icra inkar tazminatı talebinde bulunulduğu anlaşılmakla İİK'nun 67. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM :Davanın KABULÜNE,... 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine davalının yaptığı İTİRAZIN İPTALİ İLE, Takibin 10.183,45 Euro asıl alacak üzerinden DEVAMINA,Takibin devamına karar verilen asıl alacak miktarı olan 10.183,45 Euro üzerinden takip tarihinden ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanuna ... tarihli ... sayılı kanunun 30. Maddesi gereğince eklenen 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca 1 yıl vadeli döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz UYGULANMASINA, Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, hükmedilen alacak miktarlarının %20'si oranına isabet eden 82.897,15 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 28.313,52- TL karar ve ilam harcının peşin alınan 7.078,37- TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 21.235,15- TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan 7.078,37-TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, 615,40 TL, posta ve bilirkişi ücreti gideri 10.036,00-TL olmak üzere toplam 10.651,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 66.317,72 -TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03.07.2027KATİP... e-imzalıdır HAKİM ... e-imzalıdır