Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi, karayolu taşıyıcısının denizyolu ile taşınırken yanan mallardan sorumluluğunun deniz hukuku prensiplerine göre tayinine karar verdi.
Özet: Bu alacak davası, davacı şirketin uluslararası karayolu taşımacılığı için davalıya teslim ettiği malların, davalının kamyonu gemiye yüklemesi ve gemide çıkan yangın sonucu denize atılarak zayi olması nedeniyle uğradığı zararın tazmini talebiyle açılmış; ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmişse de, istinaf mahkemesi zayiatın denizyolu taşımacılığı sırasında meydana gelmesi sebebiyle, davalının sorumluluğunun denizyolu taşıma sözleşmesi varmış gibi değerlendirilmesi, benzer davaların sonucunun beklenmesi ve bu konudaki delillerin toplanması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını kaldırarak dosyayı yeniden yargılama için geri göndermiş, ilgili bekletici mesele kararı ise kesinleşmiştir.

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/415 Esas - 2026/222
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİT.C.ANKARAASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2017/415 EsasKARAR NO : 2026/222....DAVA : AlacakDAVA TARİHİ : 12/12/2012KARAR TARİHİ : 27/03/2026GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 27/03/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı uluslararası taşımacılık işi yapan şirkete 01.02.2008 tarihinde toplam 9 ayrı malı ....düzenlenen gümrük beyannamesi ile teslim ettiğini, bu malların..... bulunan firmaya taşınması konusunda sözleşme yapıldığını ve navlun ücretinin ödendiğini. Davalının taşımacılığı kamyonla yapmayı taahhüt ettiğini, ancak .... sonra bir kısım yolu .... gemileri ile denizde taşımayı planlayarak, müvekili şirketin mallarının da yüklü olduğu kamyonu .... gemiye bindirildiği, ancak gemide çıkan yangın neticesinde kamyonların denize atıldığı ve bu nedenle şirket mallarının yok olduğunu. Taşıyıcı olan davalının sorumluluğu altında meydana gelen zararı karşılamadığını, yine sigorta şirketinden herhangi bir ödeme alamadıklarını belirterek, yok olan mallar bedeli toplamı 56.475,00 Euro'nun aynen, olmadığı takdirde tahsil tarihindeki TL karşılığı zararın, olay tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve kendilerine ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, yine taşınan malın satım bedelinin alıcı tarafından davacıya ödenip ödenmediğinin, yani davacının malvarlığında bir azalmanın olduğunu ispat etmediğinden aktif husumet sıfatının bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin taşımanın bir kısmının deniz yoluyla gerçekleştireceği bildirmek zorunda olmadığını, uyuşmazlığa .... Konvansiyon hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu nedenle TTK 1062 fıkra 2 uyarınca müvekkilinin meydana gelen zararda hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, her halükarda olası tazminat miktarının CMR 23 ve 25. Maddeleri uyarınca belirlenmesi gerektiğini bildirerek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, .... karayolu ile taşınması kararlaştırılan emtianın taşıma sırasında zayi olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkememizce 20/10/2016 tarih ve .... K sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne, 56.475,00 Euro'nun dava tarihinden itibaren yıllık %5 oranında faizi ile birlikte (fiili tahsil tarihindeki .... efektif satış kuru üzerinden belirlenecek TL karşılığının) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapıldığı, ....K sayılı karar ile "Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacıya ait emtia, davalının karayolu taşıtına yüklenmiş ve yük bu araçtan boşaltılmadan, taşıma aracı da dava dışı şirkete ait gemi ile taşınmış, araç gemide iken çıkan yangın neticesinde de emtia zayi olmuştur. Davalının söz konusu yangının çıkışında bir fiili ya da ihmali tespit edilemediği gibi ziya da emtianın gemide taşınma sırasında ve bu nedenle oluştuğundan, artık davalı karayolu taşıyıcısının sorumluluğunun, sanki davacı gönderen ile davalı arasında denizyolu ile taşıma sözleşmesi yapılmış gibi kabul edilerek buna göre belirlenmesi gerekmektedir. Yine dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, aynı olay nedeniyle dava dışı gemi sahibi deniz taşıyıcısı ..... aleyhine, İstanbul mahkemelerinde, sayıları 100'lerle ifade edilen davaların açıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece, davalının sorumluluğunun, sanki davacı ile denizyolu ile taşıma sözleşmesi yapılmış gibi kabul edilerek buna göre belirlenmesi ve dava dışı deniz taşıyıcısı..... sayılı davasının sonucunun beklenmesi gerekirken, bu konudaki delillerin hiçbirisi toplanmadan ve değerlendirilmeden, yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, işin esası incelenmeden yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir." denilerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkememize gönderilmesine dair karar verildiği, dosyanın yukarıdaki esasa kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce bekletici mesele yapılmasına karar verilen.... sayılı kararı ile yerel mahkeme kararının onanmasına dair karar verildiği, karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusunun ise .... sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine kararın 14/01/2026 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Benzer bir konuda ...açıklarında çıkan yangın sonucu, gemiye yüklenen davacıya ait emtiaların tamamının yanarak zayi olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, yurt dışına CPT satış şeklinde sattığı malların tazmini talebinde bulunmuş olup, bu satış türünde yarar ve zarar henüz satıcı üzerinde olduğu için davacının aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır.Dosya kapsamından, davacı şirkete ait malların, davalı kara taşımacısı .... ....'e ait kara tıra yüklü şekilde .... Limanından deniz taşımacılığı yapan davalı .. İşletmelerine ait .... gemisi ile yola çıktığı, geminin Hırvatistan açıklarında iken 06.02.2008 tarihinde çıkan yangın sonucunda tırların ve içindeki malların yanarak kullanılmaz hâle geldiği, davacıya ait emtianın bu şekilde hasara uğraması nedeniyle eldeki tazminat davasının, taşımacılara ve sorumluluk sigortacısına karşı açıldığı anlaşılmaktadır. Bekletici mesele yapılan.... aleyhine açıldığı ve maddi tazminat isteminde bulunulduğu, mahkemenin 27.01.2011 tarihli ve ....Karar sayılı kararı ile geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen tır araçlarının birinde yangın çıktığı, gemide ....S kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika ve teçhizatın tam olarak bulunduğu, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahalelerin başarısız kaldığı, olayda 6762 sayılı Kanun'un 1019 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulama yeri olmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince temyiz edildiği, .... Karar sayılı kararı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazları karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması gereğine işaret edilerek bozulduğu, mahkemenin 19.12.2013 tarihli ve .... Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine .... Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin 27.04.2016 tarihli ve .... Esas ve 2016/189 Karar sayılı kararı ile önceki kararında direnilmesine karar verildiği, direnme kararının temyiz edilmesi üzerine .... 25.10.2018 tarihli ve .... Karar sayılı ilamı ile bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına kurul çoğunluğu tarafından karar verildiği, mahkemece....Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine .... Karar ve 23.02.2023 tarihli ilamı ile; "... dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan .... ve temyizi inceleyen .... sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle, davalı tarafın temyiz isteminin kabulüne ve davanın tümden reddine dair hüküm tesis edilmesi için kararın bozulduğu, bunun üzerine mahkemenin .... Karar sayılı ilamı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine .... Karar sayılı ilamı ile onanmış olduğu görülmüştür. Somut olayda taraflar arasında, olayların gelişimi, yargılama süreci hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalıların sorumluluğu bakımından incelemenin yeterli olup olmadığı, bekletici mesele sayılan dosya üzerinden alınan bilirkişi raporlarının hüküm vermeye yeterli olup olmadığı, raporlar arasındaki çelişkinin giderilip giderilmediği ve sonuçta istinaf sebepleri kapsamında ilk derece mahkemesi kararının usule ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Mahkeme tarafından .... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele sayılmasına karar verilmiştir. HMK'nın 165. maddesinde bekletici sorun düzenlenmiştir. Bir davada hüküm verilebilmesi görülmekte olan başka bir davanın sonuçlanmasına bağlı ise mahkeme o davanın sonuçlanmasını beklemeye karar verir. HMK 165. maddesi uyarınca, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK'nın 295.maddesinde, ''Mahkeme ilamlariyle katibiadillerce re'sen tanzim olunan senetler sahteliği ve salahiyattar memurların salahiyetleri dahilinde usulüne tevfikan tanzim veya tasdik ettikleri vesikalar hilafı ispat olununcaya kadar delili kati teşkil eder. Şu kadar ki mahkeme işbu evrak hakkında şüpheyi davet eden haller görürse bunları tanzim ve tasdik eden daireden izahat itasını isteyebilir." düzenlemesi, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 204/1maddesinde ise ''İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır. HMK'da pilot dava şeklinde bir düzenleme olmamakla birlikte yasal düzenlemenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekecektir. HMK'nın 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi yer almaktadır. Aynı olaya dair farklı dava dosyalarında farklı ve çok sayıda inceleme ile bilirkişi raporları alınması gereksiz gider yapılmasına neden olmakla birlikte farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkması da ihtimal dâhilinde olacaktır. Bu durum ise farklı mahkemelerin birbiri ile çelişkili kararlar vermesinden dolayı adil yargılanma hakkını ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal sonucunu yaratacaktır. .... başvuru numarası ile 06.11.2015 tarihli kararında bu hususa ayrıntılı olarak yer verilmiştir.Somut olayda, aynı gemi kazası sonucunda meydana gelen zarardan dolayı açılan birden fazla dava dosyası söz konusudur. Tüm dosyalarda kazanın meydana gelmesinde taşıyıcının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi öncelik arz edecektir. Mahkemece aynı kaza nedeni ile taşıyıcının sorumluluğuna dair görülmekte olan dava sonucunun bekletici mesele yapılması, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ilkelerine uygun düşmektedir. Karar sonucunun beklenilmesinde adil yargılanma ilkesi de göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuk güvenirliliğini zedeleyecektir. Ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelecektir. Emsal nitelikteki bekletici mesele sayılan dosyada verilen karar ile davalı deniz taşımacısının kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığı belirlenmiştir. Anılan dosyada yapılan bilirkişi incelemeleri ve karar gerekçeleri hüküm vermeye elverişli olup, eldeki dosyada kusur ve sorumluluk incelemesinin yeniden yapılmasını gerektiren bir olgu ileri sürülmediği gibi kesinleşen karara esas alınan bilirkişi raporlarında varılan sonucu etkileyecek yeni bir delil de ileri sürülmediğinden, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada eksiklik görülmemiş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Davacı vekili, bekletici mesele sayılan dosyada verilen karar henüz kesinleşmeden eldeki incelemeye konu kararın verilmesinin usule aykırı olduğunu belirtmiş ise de bekletici mesele sayılan dosyanın safahatı yukarıda açıklanmış olup son kararın bozmaya uygun verildiği, Yargıtay tarafından da onandığı anlaşılmakla, ayrıca karar düzeltme aşamasının beklenmesinde hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla, bu istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Eldeki uyuşmazlığa konu taşıma, multimodal bir taşıma olup, eşya yüklü kara taşıma aracı, yük indirilmeksizin yani yükle birlikte .... gemisine bindirilmiş, geminin deniz yolculuğu sırasında çıkan yangında eşya ve kara taşıma aracı yanarak tamamen zayi olmuştur. Bu durumda CMR'nin 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığa konu taşıma, CMR hükümlerine tabi olup davalıların sorumluluğu, zararın meydana geldiği taşıma aşamasındaki sorumluluk kurallarına göre belirlenmelidir. Hasar, deniz taşıması aşamasında meydana geldiğinden, taşıyanların sorumluluğunun, yukarıda açıklandığı üzere, deniz ticareti hukuka göre belirlenecek olup, deniz taşıması sırasında yangının meydana gelmesinde davalı deniz taşımacısının ve donatanın herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı belirlenmiştir. Öte yandan yangının gemide meydana geldiği, meydana gelen zararın deniz taşımasında oluşması nedeniyle .... taşımacısının ve dolayısıyla onun sorumluluk sigortacısının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla, tüm davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesinde yasaya ve usule aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir." denilmiştir.Yine ... K sayılı kararında "....Somut olayda, aynı gemi kazası sonucunda meydana gelen zarardan dolayı açılan birden fazla dava dosyası söz konusudur. Tüm dosyalarda kazanın meydana gelmesinde taşıyıcının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi öncelik ve önem arz etmektedir. Mahkemece aynı yangın olayı nedeni ile taşıyıcının sorumluluğuna dair görülmekte olan dava sonucunun bekletici mesele yapılması, hukuki belirlilik, öngörülebirlik ilkelerine uygun düştüğü gibi usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkesi göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasaya uygun olmuştur. Zira aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuk güvenirlirliğini zedeleyeceği gibi adil yargılanma hakkının da ihlali anlamına gelecektir. Diğer taraftan, davacı vekili davalı şirket çalışanları ve gemi adamlarının usulüne uygun şekilde yangına müdahale etmemeleri nedeniyle zarar oluştuğu ileri sürülmüş ise de, ileri sürülen bu husus bekletici mesele yapılan dosyada alınan raporla ve bu raporlara göre verilen kararla kesin şekilde çözülmüş olup oluşan zarardan davalı gemi donatanının sorumlu olmadığı kesin şekilde belirlendiğinden, davacı vekilinin davalı gemi donatanı yönünden ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Aynı şekilde gemi donatanının sigortacısı olan diğer davalı .....'nin de sigortalısının sorumluluğunun bulunmadığı bu durumda sorumlu olmayacağı anlaşıldığından bu davalı yönünden verilen davanın reddi kararı da yerinde olmuştur. Öte yandan, davacının taşıma konusu emtialarını deniz taşıması için kara yolu taşımasını gerçekleştiren diğer davalı ... AŞ'nin meydana gelen zararla eylemleri arasında herhangi bir illiyet bağı ispat edilmemiş olduğundan bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi de usul ve yasaya uygun olmuştur." hükmüne yer verilmiştir.Aynı şekilde .... sayılı kararında "...Öte yandan, davacının taşıma konusu emtialarını deniz taşıması için limana kadar kara yolu taşımasını gerçekleştiren diğer davalı şirketin meydana gelen zararla eylemleri arasında herhangi bir illiyet bağı ispat edilmemiş olduğundan bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi de usul ve yasaya uygun olmuştur." denilmiştir.Bu durumda, somut olayda, davacı tarafça ürkiye'den .... karayolu ile taşınması kararlaştırılan emtianın taşıma sırasında zayi olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebiyle işbu davanın açıldığı, Mahkememizce 20/10/2016 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne dair karar verildiği, karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusu neticesinde ....sayılı karar ile davalının söz konusu yangının çıkışında bir fiili ya da ihmali tespit edilemediği gibi ziya da emtianın gemide taşınma sırasında ve bu nedenle oluştuğundan, artık davalı karayolu taşıyıcısının sorumluluğunun, sanki davacı gönderen ile davalı arasında denizyolu ile taşıma sözleşmesi yapılmış gibi kabul edilerek buna göre belirlenmesi gerektiği ve bu nedenle..... sayılı davasının sonucunun beklenmesi gerektiği belirtilerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verildiği, Mahkememizce ilgili dava pilot dava olarak görülerek neticesinin beklenildiği, nihayet .... sayılı kararı ile yerel mahkeme kararının onanmasına dair karar verildiği, karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusunun ise ...K sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine kararın 14/01/2026 tarihinde kesinleştiği, buna göre yukarıda emsal alınan kararlarda da açıklandığı üzere bekletici mesele yapılan dosyada.... gemisinde çıkan yangın olayında gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verilmiş olduğu, dava konusu yangın olayının meydana gelmesinde kara taşımacısının kusurunun bulunduğunun da davacı tarafça iddia ve ispat olunamadığı, bu durumda sorumluluğunun .... Konvansiyonunun 2. Maddesine göre taşıyan bakımından uygulanan hükümlere göre tespit edileceği dikkate alınarak davacının taşıma konusu emtialarını deniz taşıması için limana kadar kara yolu taşımasını gerçekleştiren davalı şirketin meydana gelen zararla eylemleri arasında herhangi bir illiyet bağı ispat edilmemiş olduğundan davanın reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan başta peşin alınan 1.646,90 TL harçtan fazla alınan 914,90 TL'nin hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE, 3-Yapılan yargılama giderinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yapılan 80,20 TL posta ve tebligat masrafı, 85,70 TL İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Harcı ve 2.100 TL İstinaf Karar Harcı olmak üzere toplam 2.265,90 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 5-Davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Davalı vekille temsil edildiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ....'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/03/2026 ....