İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, kasko poliçesi kapsamındaki pert araç tazminatında COVID-19 etkisiyle piyasa değeri farkını inceleyen istinaf kararı.

T.C.İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/1990 KARAR NO : 2026/1020T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 27/10/2020 (Dava) - 09/12/2021 (Karar) NUMARASI : 2020/616 Esas - 2021/1050 Karar DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)BAM KARAR TARİHİ : 04/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 04/06/2026İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/12/2021 tarihli 2020/616 Esas ve 2021/1050 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.07.2020 tarihinde müvekkiline ait ve sürücü ... idaresindeki .. . plaka sayılı aracın Hatay ili, Defne ilçesi, Samandağ yolu üzerinde Samandağ istikametinde seyir halinde iken ,... plakalı araç ile çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkiline ait ... plakalı aracın iş bu kaza nedeniyle hasara uğramış olup, aracın kasko poliçesini tanzim eden davalı ... A.Ş.’ne ihbarda bulunulduğunu ve sigorta tarafından hasar dosyası açıldığını, sigorta şirketinin, aracın onarımının ekonomik olmamasından dolayı pert/total işlemi yaptığını, müvekkiline ait aracın onarımı için oldukça düşük fiyat belirlediğini ve bu rakamı ödediğini, aracın kaza anındaki piyasa değerinin yaklaşık 350.000,00 TL civarında olmasına rağmen sigorta şirketinin ısrarla 280.000,00 TL bedel belirlediğini ve bu bedeli de ödeyebileceğini belirtmesi karşısında müvekkilinin çaresiz kaldığını, Covid -19 salgını nedeniyle oluşan mücbir sebep karşısında hem araçsız hem de parasız kalma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, bu nedenle sigorta şirketince hazırlanan ve taraflarca müzakere edilemeyen şartlardan oluşan 22.07.2020 tarihli mutabakatname belgesini imzalamak zorunda kaldığını, davalı sigorta şirketinin müvekkilinin Covid -19 salgını nedeniyle içinde bulunduğu müzayaka halinden haksız olarak yararlandığını, müvekkili şirketin, bu nedenle 14.08.2020 tarihinde davalı tarafa ihtarname göndererek aracın piyasa bedelini kabul etmediğini belirttiğini, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu fakat anlaşma sağlanamadığını, davacı tarafa, davalı sigorta şirketi tarafından bilgilendirme yapılmadığını, yani hangi hallerde hasarın teminat dışı kaldığı bilgisinin verilmesi ve bu bilgilendirmeye ilişkin formun da imzalatılması gerektiğini, trafik kazası sonucu müvekkiline ait aracın hasarı nedeniyle kasko poliçesi çerçevesinde, 6100 sayılı yasa’nın 107. maddesi gereğince, toplanacak deliller ve bilirkişi raporuna göre belirlenecek bedelden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla; şimdilik 100,00.- TL hasar (pert) bedelinin hasarı ret tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle tahsili ile, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesi ile birlikte delil ve belgelerini göndermemiş olması nedeniyle H.M.K. 121 md. gereğince delillerin müvekkili şirkete tebliği gerektiğinden esasa ilişkin diğer cevap ve delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, dava konusu .... plakalı vasıtanın müvekkili şirkete 01.05.2020-01.05.2021 tarihleri arasında 693091264 numaralı "Kara Araçları Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi" ile sigortalı olduğunu, hasar ihbarının müvekkili şirkete ihbarının ardından Ekspertiz Raporu tanzim edildiğini ve müvekkili şirket tarafından poliçe özel ve genel şartları uyarınca davacının da dava dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere toplam 280.000,00.-TL ödeme yapıldığını ve yapılan bu ödeme neticesinde müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, davacının fazlaya ilişkin talebinin sebepsiz yere zenginleşmesine sebebiyet verecek nitelikte olup, huzurdaki davanın haksız ve yersiz olduğunu, sigorta hukukunun temel prensibinin; riskin gerçekleşmesinin ardından sigortalının hasar tarihindeki “gerçek zararının” tazmin edilmesi hususu olup, davacının iş bu dava ile talep ettiği miktarın fahiş ve taraflarınca kabul edilemez nitelikte olduğunu, sigorta bedelinin muaccel hale gelebilmesi için usulünce TTK’nun ilgili maddeleri uyarınca ihbarda bulunulması, ihbarın ardından hasar miktarının sigorta şirketi tarafından hesaplanması gerektiğini, sigorta tazminatına faiz uygulanabilmesi için alacağın muaccel hale gelmesi gerektiğini, davacı tarafça müvekkili sigorta şirketine gerekli belgeler süresinde ulaştırmadığı gibi, dava dilekçesinde bu husustaki iddialarının da taraflarınca kabul edilemez nitelikte olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan ödeme ile poliçe kapsamında başkaca herhangi bir sorumluluklarının da kalmadığını belirterek; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılmış bulunan davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :Mahkemece, ''...davalı sigorta şirketinin ödemeye dayanak ekspertiz raporunda kaza tarihi itibriyle aracın rayiç değerini 280.000,00 TL olarak belirlediği, hasar dosyası içerisinde yer alan ve davacı sigortalı tarafından davalı sigorta şirketine gönderilen aracın piyasa değerine ilişkin 08.07.2020 tarihli dilekçede “aracın piyasa değerinin 280.000,00 TL ile 300.000,00 TL arasında olduğunu biliyor ve kabul ediyoruz” denildiği, 22.07.2020 tarihli mutabakatname ile aracın piyasa değeri 280.000,00 TL kabul edilerek bu miktar üzerinden davacıya ödeme yapıldığı, mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde kaza tarihi itibariyle aracın piyasa değerinin 320.000,00 TL olduğu, öncelikle aşırı yararlanmanın objektif unsuru yönünden değerledirme yapılması gerektiği, edimler arasındaki farkın 40.000,00 TL olduğu ve oranın ise %12,5 seviyesinde kaldığı, gereği davalı sigorta şirketince davacıya 05.08.2020 tarihinde 34.400,00 TL ve 12.08.2020 tarihinde 245.600,00 Tl ödeme yapıldığı, mahkememizce edimler arasındaki fark ve oranın ilk bakışta herkesin gözüne çarpar nitelikte, aşırı bir nispetsizlik olmadığı, dolayısıyla gabinin objektif unsuru olan açık oransızlığın somut olayda gerçekleşmediği...'' gerekçesiyle; ''...Davacının davasının REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 2019 sonunda Çin’de ortaya çıkan COVID-19'un, yayılma hızının yüksek olması sebebiyle büyük bir hızla önce Çin’e, akabinde de tüm dünyaya yayıldığını, COVID-19'un ölümcül etkisi nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından Mart 2020’de pandemi olarak ilan edildiğini, yayılımını önlemek için alınan son derece katı önlemler ile ekonomik hayatı neredeyse tamamen durdurmak zorunda kaldıklarını, bu nedenle müvekkilinin ızdırar hali açık olduğunu, müvekkili şirketin ekonomi bakımından daha güçlü yan olan .. .. A.Ş. 'ne karşı bu etkenlerden ötürü direnemediğini ve zorda kalmasından ise ... A.Ş.'nin açık farkla yararlandığını, .. .. A.Ş.'nin ise bu dönemde dahi poliçe kesmeye, bedel tahsil etmeye devam ettiğini ve yabancı sermaye şirketi olarak Covid -19 salgınından etkilenmeyerek, ödeme yapmaması halinde ya da geç ödeme yapması halinde bu durumdan etkilenmeyeceğinin de açık olduğunu, bu durumu lehine değerlendirdiğini, bu hususu bilirkişinin raporunda da açıkça belirlendiğini ve müvekkilinin 40.000,00 TL müzayaka halinden yararlanarak zararına işlem yaptırdığını, müvekkili şirketin bu nedenlerle, 14.08.2020 tarihinde davalı tarafa ihtarname göndererek aracın piyasa bedelinin fahiş farkla düşük olduğunu, Covid 19 salgını nedeniyle ekonomik olarak darda olduğunu bu nedenle bu ibranamenin imzalandığını, yeniden değerlendirme yağılması gerektiğini içeren yazı ile belirttiğini ancak karşı yanın tutumuna devam ettiğini, tüm bu hususlar ve Covid -19 Salgınının etkisi ile düşülen ızdırar hali baz alınarak her ne kadar bilirkişi raporunda değerler arasındaki orantısızlığın %12,50 olduğu , Yargıtay kararında ise %25 oranında fark olması gerektiğinden bahsedilse de bu durumun genel kabul olmadığı ve durumun şartlarına göre subjektif değerlendirme yapılması gerektiğinin belirtildiğini, güçlü şirketlerin etik dışı olarak sigortalılarını ibraya zorlamasının adil olmadığı açık olup davacının adalete sığınmak dışında bir seçeneği bulunmadığını, bununla birlikte müvekkillinin sırf tacir olması ile ilgili hakkaniyetten ve adaletten uzak yorum yapmanın adalete ve hukuka aykırı olacağını, müvekkilinin defterlerinin incelenmesi ile alınan bilirkişi raporu ile de müvekkilinin karında önemli ölçüde düşüş olduğu, Covid -19 salgını ile içine düşmüş olduğu ıztırar halini sayısal olarak da ortaya koymuş olup aracın kaybının müvekkili şirketi zarara uğrattığı kar kaybında büyük bir düşüşün meydana geldiğini, bu sebeple Mahkemece verilen kararın kabulü mümkün olmayıp İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2020/616 E. - 2021/1050 K. Sayılı kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan aşırı yararlanma hukuksal nedenine dayalı fark tazminatı davasıdır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.Dosya kapsamına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111 inci maddesinin işletenler ve onların hukuki sorumluluğunu üzerine alan zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bağlayıcı nitelikte olduğu ve kasko sigorta sözleşmelerinde bu hükmün uygulanamayacak olması, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma koşullarının ispat edilememiş olması ve sigortalı davacı tarafından ibranameye ihtirazi kayıt konulmadığı gözetildiğinde, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre karar usul ve kanuna uygun olduğundan davacı vekilinin İstinaf itirazlarının reddi gerekmiştir(bkz. Yargıtay 4. HD'nin 06.11.2023 tarihli 2022/5673 E., 2023/11963 K.; 23.05.2023 tarihli 2022/722 E., 2023/6901 K. sayılı kararları).Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/12/2021 tarihli 2020/616 Esas ve 2021/1050 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2026