Yargıtay 3. Ceza Dairesi, terör örgütü propagandası suçundan beraat eden sanıklara tek vekalet ücreti hükmedilmesini onarken, diğer sanıklar hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine karar vermiştir.
Özet: Yüksek Mahkeme, terör örgütü propagandası yapma suçundan verilen beraat kararlarını onayan bölge adliye mahkemesi hükmüne yönelik temyiz incelemesinde, aynı davada tek avukatla temsil edilen birden fazla sanık için tek vekalet ücreti belirlenmesini, avukatın emeği, davanın niteliği ve süresi göz önüne alındığında hukuka uygun bularak bu yöndeki temyiz taleplerini reddetmiş; diğer sanıklar açısından ise, suçun niteliğine göre öngörülen 8 yıllık zamanaşımı süresinin son savunma tarihinden itibaren dolduğunu tespit ederek bölge adliye mahkemesi kararını bozmuş ve kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/405 E., 2020/1696 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/185 E., 2020/11 K.SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmakHÜKÜM : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Düzeltilerek onama Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;A.Sanıklar ..., ..., ... müdafi, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... müdafi, sanıklar ..., ..., ..., ... , ..., ... (... ), ..., ... müdafiinin vekalet ücreti ile sınırlı yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.11.2023 tarihli ve 2022/5.MD-119 Esas ve 2023/623 sayılı Kararında belirtildiği üzere; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin vekâlet ücretinin tayininde sanıkların adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan dava dosyalarının sayısını esas ve ilke olarak alması, taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava dosyası için ayrı ayrı tayinini öngörmesi, ayrı ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı belirlenmesinin ve sanıklara sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesinin mümkün bulunmaması, avukatlık ücretinin temyiz aşaması da dahil kesin hüküm elde edilinceye kadar yapılan işin karşılığı olması, her ne kadar Tarife'nin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında sanık yararına avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlenmiş ise de Avukatlık Kanunu'nun 164 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir." ve Tarife'nin 3 üncü maddesindeki "Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti..." şeklindeki düzenlemeler göz önüne alındığında karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğunun kabul edilmesi, yine bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulacak olup sanık sayısının tek başına ücretin belirlenmesinde kriter kabul edilmemesi hususları gözetildiğinde, aynı dava dosyasında aynı suçtan yargılanan birden fazla sanığın tek müdafi ile temsil edilmesi ve yargılama sonucunda sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi sebebiyle, müdafi tarafından sanıklara sunulan avukatlık hizmetinin sanık sayısınca bölünmesi mümkün olmadığından sanıklar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte Avukatlık Kanunu'nun 169 uncu maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3 üncü maddesi uyarınca avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutularak tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacak şekilde avukatlık ücretinin belirlenmesi gerektiği kabul edilmelidir.Somut olayda; kendisini vekille temsil ettiren ve beraatlerine karar verilen sanıklar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen vekalet ücretine avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulduğunda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün, tebliğnameye kısmen aykırı olarak ONANMASINA,B.Sanıklar ..., ... (... ), ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında kurulan beraat hükümleri aleyhine bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde; Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen en son işlem olan sanıkların savunmasının alındığı 30.11.2017 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmakla hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, tebliğnameye aykırı olarak DÜŞMESİNE, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.