Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, 6306 sayılı Kanun kapsamındaki arsa payı satışının iptali, işlemlerin yokluğu ve yönetmelik maddelerinin hukuka aykırılığına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bu temyiz davası, riskli yapılar kapsamında taşınmaz hisselerinin açık artırma ile satışına ilişkin idari işlemin ve dayanağı yönetmelik hükümlerinin iptali ile satış öncesi gerçek kişilerce yapılan işlemlerin geçersiz sayılması talebiyle açılmış; alt derece mahkeme, gerçek kişilerin eylemlerinin idari yargı konusu olamayacağını belirterek ilgili talepleri adli yargıya yönlendirirken, davacıların hak ve menfaatlerinin bulunduğunu, davanın süresinde ve usulüne uygun şekilde açıldığını tespit ederek davayı esas yönünden incelemeye almıştır.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/2808 E.  ,  2025/468 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/2808
Karar No : 2025/468
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1-... 2-... 3-... 4-... 5-...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF : I-(DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ: Huk. Müş. ...
2- ... Valiliği
VEKİLİ: Av. ...
II-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMLERİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 25/04/2023 tarih ve E:2021/504, K:2023/4004 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bursa ili, Nilüfer ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın hisseli maliki olan davacıların arsa paylarının 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği hükümleri uyarınca açık artırma usulü ile satış işleminin yapılacağına ilişkin Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem öncesinde gerçekleşen işlemlerin idare yerine gerçek kişilerce yapıldığından bahisle yoklukla maluliyetine ve bu işlemlerin dayanağı olan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi, 15/A maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) bentleri ile 2. fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 25/04/2023 tarih ve E:2021/504, K:2023/4004 sayılı kararıyla;
Usul Yönünden: Davacıların, Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi öncesinde gerçekleşen işlemlerin idare yerine gerçek kişilerce yapıldığından bahisle yoklukla maluliyetine ilişkin isteminin incelenmesinden;
Davacılar tarafından, arsa paylarının satışa çıkarılması yolundaki 02/12/2020 tarihli işlemden önce, 6306 sayılı Kanun'un 3., 5. ve 6. maddeleri uyarınca riskli yapının tespitinden başlayarak çoğunluk kararına katılmadıkları için satış işlemine kadar ilerleyen süreçte yapılan işlemlerin yetkili idare tarafından yerine getirilmesi gerekirken site yönetimi kararlarıyla gerçek kişiler tarafından yürütüldüğünden bahisle yoklukla maluliyetine karar verilmesi istenilmekte ise de; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin (a) bendinde; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, tam yargı davaları da, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış olduğundan, gerçek kişiler tarafından yapılan (malikler kurulu kararı, bu karar doğrultusunda yapılan anlaşma protokolü, maliklerce SPK'dan lisanslı kuruluşa yaptırılan değer tespiti vd.) işlemlerin idari dava konusu edilmelerine yasal olanak bulunmamakla birlikte davacılar tarafından ileri sürülen iddialara yönelik olarak idare tarafından tesis edilen herhangi bir işlemin iptalinin istenilmediği hususu da dikkate alındığında, davanın bu kısmına ilişkin davacıların istemlerinin adli yargı yerinde açılacak davalarda incelenmesi gerektiği,
Öte yandan, davalılar tarafından, davacıların aynı dilekçeyle dava açmalarının usul hukukuna aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; 2577 sayılı İdari yargılama Kanunu'nun 5/2. maddesi uyarınca davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunduğu ve davaya yola açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması nedeniyle bu hususta usule aykırılık bulunmadığı, diğer taraftan davacıların dava açma ehliyetinin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; dava konusu uygulama işlemi niteliğindeki bireysel işlemin arsa paylarının bulunduğu taşınmaza yönelik olduğu anlaşıldığından, davacıların bu işlemin ve dayanağı düzenleyici işlemlerin iptalini istemekte kişisel, meşru ve güncel menfaatinin olduğu, ayrıca davanın süresinde açılmadığına ilişkin iddianın da; dava konusu uygulama niteliğindeki işlemin davacılara 14/12/2020, 15/12/2020 ve 22/12/2020 tarihlerinde ayrı ayrı tebliğ edildiği, bakılan davanın ise, 11/01/2021 günü yani otuz günlük dava açma süresinde Danıştay Başkanlığına gönderilmek üzere Bursa İdare Mahkemelerine verilen dilekçe ile açıldığı anlaşıldığından davanın süresinde olduğu,
Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlık konusu olayda, davalılar tarafından ileri sürülen usule ilişkin itirazlara yukarıda belirtilen sebeplerle itibar edilmeyerek davanın esasına ilişkin incelenmesine geçildiği,
Esas Yönünden: Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi yönünden yapılan incelemede; Dava konusu düzenlemede; "Malikler, riskli yapının yıktırılmasından sonra arsa haline gelen taşınmazda ortaklığın giderilmesi için Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre dava açabilirler. Ancak, ortaklığın giderilmesi için dava açılmış olması, Kanun kapsamında hisseleri oranında maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile karar alınmasına ve bu karara göre işlem yapılmasına engel teşkil etmez." kuralına yer verildiği,
Dava konusu cümlelerin iptali istemiyle açılan başka bir davada Dairelerinin 07/10/2021 tarih ve E:2019/17559; K:2021/11060 sayılı kararı ile anılan düzenlemenin iptaline karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2022 tarih ve E:2022/155, K:2022/1786 sayılı kararıyla söz konusu kararın onandığı ve kesinleştiği anlaşıldığından, bu düzenlemeye yönelik olarak uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu Yönetmeliğin 15/A maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentleri ve 2. fıkrası yönünden yapılan inceleme;
Dava konusu Yönetmeliğin açık artırma usulü ile satış başlığını taşıyan 15/A maddesinin 1. fıkrasında; " Riskli alanlar, rezerv yapı alanları ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan maliklerin arsa paylarının satışı için;
a) Maliklerin en az üçte iki çoğunlukla anlaştıklarına dair anlaşan maliklerce imzalı karar tutanağı veya anlaşan maliklere ait sözleşme veya vekâletname örnekleri gibi belgeler,
b) Maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile alınan kararın (Değişik:RG-6/1/2023-32065-karar alındığının) ve anlaşma şartlarını ihtiva eden teklifin noter vasıtasıyla veya 7201 sayılı Kanuna göre karara katılmayan malike bildirilerek kabulü için on beş gün süre verildiğine dair belgeler,
c) Üçte iki çoğunlukla alınan karara katılmayan maliklere ait taşınmazların Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilen değerine ilişkin belgeler,
ç) Satışı yapılacak arsa paylarının maliklerinin tebligata elverişli adres bilgileri, ile birlikte yazılı olarak Müdürlüğe veya Bakanlıkça yetki devri yapılması durumunda İdareye müracaatta bulunulur. Satış işleminin yapılabilmesi için yapıların yıktırılmış olması gerekmez." kuralına, 2.fıkrasında ise; "Satış için yapılacak müracaat üzerine, satışı yapılacak payın tapu kütüğünün beyanlar hanesine, 6306 sayılı Kanuna göre satış işlemine tabi olduğu ve satışa veya taşınmazın devrini gerektiren benzeri bir işleme tabi tutulamayacağı yönünde belirtme yapılması ilgili tapu müdürlüğünden yazılı olarak istenir." kuralına yer verildiği,
Davacılar tarafından; dava konusu düzenlemenin 1. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentleri yönünden, 6306 sayılı Kanun'un 6/1. maddesi ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 12. maddesinde taşınmazın değerinin tespiti hususunda Bakanlığa ve ilgili kuruma yetki verildiği halde dava konusu düzenlemeyle malikler tarafından SPK lisanslı kuruluşlara değer tespiti yaptırılabilmesinin anılan kuralı, dayanağı Kanuna aykırı hale getirdiği, 2.fıkrası yönünden ise; dava konusu düzenlemenin 6306 sayılı Yasa'ya aykırı şekilde Anayasa'nın 35.maddesinde belirtilen "Mülkiyet Hakkını" kısıtladığı, böylece hem Anayasa'ya hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek Protokol'ün 1.maddesine aykırılık oluştuğu ve iptallerinin gerektiğinin ileri sürüldüğü,
Davalılar tarafından; dava konusu kuralda satış işleminin gerçekleştirilmesi için gerekli belgelerin belirtildiği, anılan düzenlemelerin de dayanağı Kanuna ve hukuka uygun olduğunun savunulduğu,
Dava konusu kurallardan 15/A maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "...alınan kararın..." ibaresinin 06/01/2023 tarih ve 32065 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliğiyle "...karar alındığının..." şeklinde değiştirildiğinin görüldüğü, ancak yapılan bu değişikliğin anılan kuralın esasında ciddi bir değişiklik yapmadığı anlaşıldığından anılan kuralın da esastan incelemesinin yapıldığı,
Uyuşmazlığa konu maddenin 1. fıkrasının alt bentlerinde; üçte iki çoğunluk kararıyla ilgili konuların ve bu karar doğrultusunda yapılan anlaşmaya katılmayan maliklerin arsa paylarının satışına geçilmeden önce yapılacak işlemlerin düzenlendiği, bu düzenlemelerde dayanağı 6306 sayılı Kanuna aykırı bir hususun bulunmadığı, yapının değerinin hangi kriterlere göre ve kim tarafından belirleneceğinin Yönetmeliğin 15/A maddesinin 3. fıkrasında belirtildiği de dikkate alındığında, Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilen arsa payının değerine ilişkin belgelerin bağlayıcı değil, yol gösterici olduğu, riskli yapının yıkılmış olduğuna bakılmaksızın satışın yapılabilmesinin malikin mülkiyet hakkını ihlal etmeyeceği gibi bu durumun belirsizlik oluşturmayacağı, ayrıca iptale konu 2.fıkrada ise; idare tarafından, satış aşamasına gelmiş arsa payının 6306 sayılı Kanun kapsamında satışa tabi olduğuna ilişkin belirtme konulmak suretiyle söz konusu payın başka kişilere devredilmesinin ve benzeri işlemlere maruz bırakılmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, böylece idare tarafından yapılacak satış işleminin güvenilir bir şekilde tamamlanacağı, mülkiyet hakkı karışıklıklarının önleneceği ve 6306 sayılı Kanun'un 1.maddesinde belirtilen fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerine kavuşmak için girişilen kentsel dönüşümün ise sürüncemede kalmasına izin verilmeden devam ettirebileceği,
Öte yandan, yukarıda belirtilen düzenlemeler hakkında başka davacılar tarafından açılan davalar sonucunda, Dairelerinin 12/06/2019 tarih ve E:2019/2513, K:2019/5503 sayılı kararıyla davanın reddedildiği, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/09/2021 tarih ve E:2019/2838, K:2021/1580 sayılı kararıyla onandığı,
Bu durumda, kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisi uyarınca dava konusu Yönetmelik hükümlerinin öngörüldüğü, normlar hiyerarşisine, dayanağı Kanun maddelerine ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ilkesine uygun olarak, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda düzenleme yapıldığı sonucuna ulaşıldığından, yukarıda belirtilen iptale konu Yönetmelik kurallarında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Dava Konusu Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin incelenmesine gelince;
Davacılar tarafından satış aşamasına gelinceye kadar yapılan malikler kurulu toplantısı, alınan kararların ve anlaşmanın tebliği, taşınmazın değerinin tespiti gibi işlemlerde hukuka uygun hareket edilmediğinden dava konusu işlemin de hukuka aykırı olduğu ve işlemin iptalinin gerektiğinin ileri sürüldüğü,
Davalılar tarafından ise; işlem öncesi bütün aşamalarda usule uygun olarak hareket edildiği ve dava konusu uygulama nitelikli işlemin yürürlükteki mevzuata uygun olarak tesis edildiği ve davanın reddi gerektiğinin savunulduğu,
Dosyanın incelenmesinden; davacıların hisseli maliki olduğu riskli olduğu kesinleşen yapıların yıkılmasından sonra arsaya yapılacak yeni uygulamalara ilişkin arsa paydaşlarıyla yapılan toplantıda Kanun ve Yönetmelik'te aranan en az 2/3 çoğunluğun sağlandığı, bu karara katılmayan davacılara ise Yönetmelik'te belirtilen usule uygun olarak noter yoluyla gerekli ihtar ve bildirimlerin (anlaşma şartlarını belirtir teklif, 15 günlük süre verildiğine ilişkin yazı, taşınmazların Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşuna tespit ettirilen değerine ilişkin belgeler) yapıldığı, davacıların verilen süre içerisinde çoğunluk tarafından kabul edilen sözleşmeyi imzalamaması üzerine paylarının açık artırma usulü ile satılması için başvuruda bulunulduğu, İl Müdürlüğünce başvuru değerlendirilerek eksiklikler tamamlandıktan sonra dava konusu 02/12/2020 tarihli işlemle maliklerin üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan davacılara arsa paylarının açık artırma usulü ile satış işleminin 29/12/2020 tarihinde gerçekleştirileceğinin bildirildiği, bedel tespit komisyonunca maliklerce tespit ettirilen taşınmaz bedeli de gözetilerek taşınmazın değerinin belirlendiği, dava konusu işlemle bildirilen satış gününde satış işlemine katılan üçte iki çoğunlukta bulunan paydaşlardan davacıların payları için rayiç bedelden aşağı olmamak kaydıyla en yüksek teklifi veren katılımcılara ihalenin yapıldığı, satış sonrası satış bedellerinin banka hesaplarına yatırılarak gerekli devir ve tescil işlemlerinin yapıldığı, davacılar tarafından, satış bedellerinin bankadan çekildiği ve hesapların kapatıldığı,
Bu durumda, 6306 sayılı Kanun ve anılan Kanunun Uygulama Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak maliklerin üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan davacıların arsa paylarının açık artırma usulü ile belirlenen yer, gün ve saatte satılacağını bildiren dava konusu satışa davet işleminde mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
Davacıların Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi öncesinde gerçekleşen işlemlerin yoklukla maluliyetine ilişkin istemi yönünden davanın görev yönünden reddine, dava konusu Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işlemi ve bu işlemin dayanağı olan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15/A maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentleri ve 2. fıkrası yönünden davanın reddine, dava konusu 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesinin 1.fıkrasının son cümlesi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, kat malikleri kurulunun usulüne uygun olarak toplanmadığı, toplantıda alınan kararın da usulüne uygun alınmadığı, malikler kurulunun kararlarına karşı adli yargıda dava açıldığı, bu karar sonuçları beklenilmeden dava konusu satışa davet işleminin tesis edildiği, Yönetmeliğin dava konusu edilen hükümlerinin Anayasa'ya, AİHS Ek Protokolü'nün 1. maddesine, 15/A maddesinin 1. fıkrasının (a),(b),(c),(ç) bentlerinin dayanağı olan 6306 sayılı Kanun'un 6. maddesine aykırı olduğu,15/1. maddesinin son cümlesinin ise dayanağı olan 6306 sayılı Kanun'da olmayan bir kural getirdiği, böylece mülkiyet hakkının ihlal edildiği, oysa temel hak olan mülkiyet hakkının ancak kanun ile sınırlanabileceği belirtilerek temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuş, davalı idareler yanında müdahil tarafından ise, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen görev yönünden reddine, kısmen reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 25/04/2023 tarih ve E:2021/504, K:2023/4004 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 27/02/2025 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa'nın 35. maddesinde "mülkiyet hakkı" başlığı altında ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; mülkiyet hakkının korunması gerekliliği vurgulanmıştır. Getirilen kuralların mülkiyet hakkı ihlaline neden olmaması için müdahalenin ancak kanun ile ve Anayasa'da belirlenen şekilde ve ölçüde olması gerektiği kuşkusuzdur.
6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliğinin 15/A maddesinin (4) nolu fıkrasının son cümlesinde, satışın yapılacağı yer ve zaman satışı izlemek üzere arsa payı satılacak maliklere de bildirileceği düzenlenmiş, ancak arsa payı satılacak maliklere tebligat yapılamamış olmasının satışın geçerliliğine etki etmeyeceği ve gıyaplarında yapılan satış işleminin geçerli olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme, arsa payı satışa çıkarılan malike satıştan önce tebligat yapılması zorunluluğunu ortadan kaldırmaktadır. Zira bu malike tebligat yapılmaması ya da yapılamamış olması satış işleminin geçerliliğini etkilememektedir. Ayrıca tebligat yapılmayan ya da yapılamamış olan malikin kendi taşınmazının satışını izlemesi de engellenmiş olacaktır.
Oysa, tebligat yapılmadan satış işleminin gerçekleştirilmesi, arsa payı satışa çıkarılan malikin gerek satış bedeline gerekse satış işlemine karşı yargı organları nezdinde itiraz hakkının elinden alınmasına ve mahkemeye erişim hakkının sınırlandırılmasına yol olacaktır. Böyle bir uygulama, malikin Anayasa’nın 36. maddesinde yer bulan adil yargılanma hakkını kullanmasını engelleyecektir.
Bu itibarla, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 6. maddesi kapsamında riskli olarak tespit edilen bir yapının yıkılarak yerine yapılacak yeni uygulamaya ilişkin kat maliklerince üçte iki çoğunlukla alınan karara katılmayan ve arsa payı satışa çıkarılan maliklere, satışı izlemek üzere satışın yapılacağı yer ve zamanın bildirildiği tebligatın yapılamamış olmasının satışın geçerliliğine etki etmeyeceği yolundaki dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin, arsa payı satışa çıkarılan malike tebligat zorunluluğunu ortadan kaldırması nedeniyle hak arama özgürlüğünü sınırlandırılan ve malikin mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantısız sonuçlara ulaşmasına neden olan bir nitelik taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliğinin 15/A maddesinin (4) nolu fıkrasının son cümlesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, davacıların temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının bu kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.