Tasarruf finansman sözleşmesinde ayıplı hizmet ve konut tesliminde temerrüt sonucu sözleşmenin feshi, çalışma bedelinin iadesi ve enflasyon kaynaklı munzam zararın tazmini istemi temyiz incelemesidir.
Özet: Tüketicinin, konut edinimi hedefli tasarruf finansman sözleşmesinin şirket tarafından vadesinde ifa edilmemesi üzerine feshedilmesiyle, ödenen paranın iadesinden yapılan "çalışma bedeli" kesintisinin ve ayıplı ifadan kaynaklanan zararının tazmini talepli davasında; ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, davalının temerrüdü ile tüketicinin aşkın zararını ispat edemediği gerekçesiyle davayı reddederken, davacı temyiz başvurusuyla şirketin açık temerrüdü ve ekonomik koşullar göz önüne alınarak zararın ispatı yükümlülüğünün katı uygulanmaması gerektiğini savunmuş, Yargıtay ise tasarruf finansman sözleşmeleri ve organizasyon ücreti mevzuatını esas alarak değerlendirme yapmaktadır.
3. Hukuk Dairesi         2025/5293 E.  ,  2026/2105 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/54 E., 2025/1926 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 10. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2024/402 E., 2024/93 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ile ev sahibi olmak adına bir sözleşme imzaladığını, müvekkilinin yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, dairenin müvekkiline Şubat 2022 tarihinde teslim edilecek olduğunu, ancak bu tarihte edimin ifa edilmediğini, müvekkilinin yaptığı ödemeden 8.748,00 TL kesinti yapılarak parasının iade edildiğini belirterek, ayıplı olarak edimin ifa edilmemesinden doğan zararın, hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 7.000,00 TL'sinin satım tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödenmesine ve müvekkilinden alınan 8.748,00 TL kesintinin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; alacağın belirsiz alacak davası olarak talep edilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, davacının sözleşmede yer alan yükümlülüklerini yerine getirmediğinden dolayı finansman tesliminin gerçekleştirilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çalışma ücretinin iade edilmemesinin yasaya uygun olduğu, davacının davalı şirketin huzurdaki davaya konu sözleşmeden kaynaklanan edimi yerine getirmekte temerrüde düştüğünü ve aşkın zararını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bakiye "çalışma bedelinin" iadesini isteyemeyeceği, davacının, sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğine ilişkin iddiaları ile davalı şirketin huzurdaki davaya konu sözleşmeden kaynaklanan edimi yerine getirmekte temerrüde düştüğü ve dolayısıyla parasını zamanında tahsil edemediği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığını davacı ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kararda temerrüde düştüğünün ispat edilemediğinin belirtilmesinin dosyadaki delilleri değerlendirmemek anlamına geldiğini, sözleşmede yer alan ödeme tarihleri ile sunulan deliller, ödeme planı ve evin teslim tarihi açıkça görülmesine rağmen temerrüde düşülmediğinin söylenemeyeceğini, somut olayda davacının tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve kusursuz olduğunu, davalı taraf sözleşmenin gereklerini birden fazla sefer ihlal ederek temerrüde düştüğünü ve davacının zarara uğramasına sebep olduğunu, ekonomik koşullar, faiz ve enflasyon oranı, döviz kurundaki sürekli artış göz önünde bulundurulduğunda alacaklının munzam zararını somut bir şekilde ispat etmesi kuralını katı bir şekilde uygulamak alacaklı ile borçlu arasındaki dengeyi bozacak ve hakkaniyeti zedeleyecek şekilde alacaklı aleyhine sonuçlar doğuracağından, alacaklının ispat yükümlülüğünün çok sıkı şartlara bağlanmaması gerektiğini, konutta meydana gelen artışın göz önüne alınarak tespit yapılması ve davacının yaşanan enflasyondan kaynaklanan zararının giderilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle çalışma bedelinin iadesi ve hizmetin ayıplı olmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında; "07.03.2021 tarihli ve 31416 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7292 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun; 1. maddesi ile 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (j) bendi;“ j) Organizasyon ücreti: Müşterilerin tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında tasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığında ödeyecekleri tutarı,";7. maddesi ile aynı Kanun’a eklenen 39/A maddesinin birinci fıkrası; "Tasarruf finansman sözleşmesi, belirli bir tasarruf tutarı ve dönemine bağlı olarak önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanma hakkı veren, şirkete ise müşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geri ödeme ve finansman kullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkı veren, faizsiz finansman esaslarına göre düzenlenen sözleşmedir." hükmünü içermektedir.
Açıklanan bu kanun hükümleri yürürlüğe girmeden önce, tüketici ile şirket arasında akdedilen tasarruf finansman sözleşmesinin feshedilmiş olması (veya feshi için mahkemeye başvurulmuş olması) koşuluyla, tüketici tarafından açılan (alacak veya itirazın iptali istemli) davalarda, tüketici tarafından şirkete ödenmiş olan organizasyon ücretinin iade edilmesi gerektiğine" karar verilmiştir (Emsal; Dairemizin 2020/3408 E. 2021/6024 K. sayılı onama kararı).
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre taraflar arasında 01.03.2020 tarihli sıra tespitli tasarruf finansmanı sözleşmesi akdedildiği, davacının sözleşmeyi 13.07.2022 tarihinde feshettiği, 25.07.2022 tarihinde sözleşmenin (8.1.) maddesinde belirtilen 80 gün içinde 25.07.2022 tarihinde sözleşme bedelinin iade edildiği, sözleşme hükmünün haksız şart niteliğinde olmadığı, davacının sözleşme hükümlerinin haklı nedenle feshettiğini yasal delillerle ispat edemediği, davacının ödemelerini gecikmeli olarak yaptığının sabit olduğu, sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklı zararının ispat edilemediği, sözleşme hükümlerine göre sözleşme bedeli iade edildiğinden davalının temerrüdü söz konusu olmadığından aşkın zarar talebinin yerinde olmadığı ve yasal düzenleme gereği çalışma bedelinin de iadesinin istenemeyeceği anlaşılmakla davacının tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. (Emsal; Dairemizin 07.04.2025 tarihli ve 2024/2697 E., 2025/1925 K. sayılı onama kararı ile 09.02.2026 tarihli ve 2025/3435 E., 2026/490 K. Sayılı onama ilamı).
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.