Haksız azil nedeniyle avukatlık ücret alacağı talebi davasında, avukatın müvekkillerince haksız azledilmesinin hukuki sonuçları ve yargısal değerlendirmeler.
Özet: Vekalet ücreti alacağına ilişkin davada, müvekkilleri tarafından 11 yıllık vekillik sonrası haksız azledildiklerini iddia eden avukatların talebi üzerine, ilk derece mahkemesi başlangıçta azli haksız bularak kısmi ücret ödemesine hükmetmiş, bu karar istinafça eksik inceleme nedeniyle kaldırılıp dosya iade edilmiş, yeniden yapılan yargılamada ise mahkeme, müvekkillerin avukatları azletme gerekçeleri olan izinsiz dava açma, yargılamayı uzatma ve mesleki kusur iddialarının inandırıcı olmadığını ve azlin haksız olduğunu tespit ederek avukatların vekalet ücreti talebini kabul etmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/344 E., 2025/1202 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Tüketici MahkemesiSAYISI : 2020/205 E., 2024/458 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili; müvekkillerinin davalıların önceki vekilleri tarafından 2001 tarihinde açılan tapu iptali ve tescili davasında davalıların 13.11.2003 tarihinde vekilliklerini üstlendiklerini, 11 yıldır vekilliklerini devam ettirdiklerini, müvekkilleri ile davalılar arasında yazılı avukatlık ücret sözleşmesinin bulunmadığını, vekillik görevlerini özenle yaptıkları halde davalılar tarafından 13.11.2014 tarihinde haksız olarak azledildiklerini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'nin azil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; azlin haklı olduğunu, davalıların iradeleri ve bilgileri dışında idare mahkemesine Enerji Piyasası Yüksek Kurulu aleyhine termik santral yapımının durdurulması talebiyle dava açtıklarını, vekilliklerini üstlendikleri tapu iptal ve tescil davasının duruşmaları ile talimat duruşmalarında toplam 11 kez mazeret verdiklerini, keşif sırasında bilirkişinin sıfatına itiraz etmedikleri halde duruşmada itiraz ederek yargılamanın uzamasına sebep olduklarını, müvekkillerinden ...'nin damadı ...'in dosya görüşmek üzere davacıların bürosunda bulunduğu esnada davacı Avukat Arif tarafından bürodan kovulduğunu, bu nedenlerle vekillikten azledilmelerinin haklı nedene dayandıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 01.03.2018 tarihli kararıyla; davacıların azlinin haksız olduğu, haksız azil halinde avukatın ücretin tamamını hak edeceğinden alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile; 51.652,66 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş,karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2020 tarihli kararıyla; Mahkemece davalıların layıkıyla takip edilmediğini iddia ettikleri dava dosyaları getirtilip incelenmeli, davalıların davacılara idare mahkemesinde dava açmalarına dair yetki ve talimat verip vermedikleri de öncelikle değerlendirilmeli, davalıların savunmalarında bildirdikleri azil sebepleri de incelenmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalıların istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe nedeniyle dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında yazılı bir avukatlık sözleşmesi bulunmadığı, vekaletnameler ile vekilliğin fiilen başladığı, azil sebebi olarak gösterilen mazeret dilekçelerinin davanın ilerleyişine etkili olmadıkları, davalıların zararına olacak şekilde uzamasına sebebiyet verilmediği, davalı ... tarafından davacı vekile gönderilen 27.08.2014 tarihli e-postada "....bizim size güvenimiz tam.." ifadesinin yer aldığı, davacı Avukat ... aleyhine açılan İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/265 E. sayılı dosyasında davalıların beyanlarında davacı vekilleri ile görüştükleri ve genelde ... ve ... tarafından görüşmelerin yapıldığını ifade ettikleri, böylelikle vekil tarafından bilgilendirme yapılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, İzmir 1.Asliye Hukuk Mahkemenin 2009/195 E. sayılı dosyasının 18.11.2011 tarihli celsesinde "her iki taraf arasında anlaşma ihtimalinin olduğu, ancak buradaki taşınmazlarla ilgili keşif kararı verilsin" talebinde bulunulduğu, dosyada keşif kararı verildiği, davanın uzamasına sebebiyet verilmediği, 1508 parselle ilgili Mahkeme kararında bir hüküm bulunmadığı, aynı şekilde tenkis iddiasının da mahkeme kararı kapsamında davalıların zararına olarak sonuç yaratmadığı, her ne kadar taraflar arasında İdare Mahkemesinde dava açılmasına ilişkin yazılı bir talimat bulunmasa da, açılan davadan haberdar oldukları, İzmir 10.Ağır Ceza Mahkemesinde alınan ifadelerinde maddi bir zararlarının bulunmadığını belirttikleri, Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere ilk davanın 2008 yılında ikinci davanın 2011 yılında açıldığı, davalıların 13.11.2014 tarihinde azilname verdikleri, vekilin Danıştay'daki dosyaya 16.12.2014 tarihinde istifa dilekçesi sunduğu, davalıların 01.12.2015 tarihinde İdare Mahkemesindeki dosyaya feragat dilekçesi sundukları, 2017 yılında davacı vekillerin şikayet edildikleri, bu aşamada azil sebebinin inandırıcılıktan uzak olduğu, dava dışı ... ile davacı arasında yaşanan olayda ...'in davalı ...'nin damadı olduğu, bahsedilen sözlerin üçüncü kişiye karşı söylendiği, tanığın ifadesinde zaman kavramı bulunmadığından azle haklığına dair kanaat edinilemediği, davacıların üstlendiği vekillik görevini toplanan delillere göre kanun hükümlerine uygun şekilde yerine getirdikleri, davaya konu vekalet ücretinin davalılar tarafından davacılara ödendiğine ya da davalıların davacı vekillerin azlinin haklı olduğuna yönelik iddiasını ispata yarar delil ibraz edilemediği, davacıların azillerinin haksız olduğu, emek ve mesailerine karşılık olmak üzere %20 oranına göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile; 68.413,09 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında yazılı avukatlık ücret sözleşmesi olmadığı, davalı tarafça bildirilen azil sebeplerinin haklılığının dosya kapsamıyla ispatlanamadığı, azlin haksız olup davacının bildirip takip ettiği dosyalar yönünden akdi ve karşı yan vekalet ücreti hak kazanacağı, vekilin harcadığı, emek,mesai, yargılamanın süresi nazara alındığında %20 üzerinden takdir edilen vekalet ücret alacağının makul ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirtilen hususların değerlendirilmediğini, yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, ceza mahkemesinde davacı ... hakkında verilen beraat kararı bu davada davacı lehine delil olamayacağını, davacının müvekkiller adına idare mahkemesine dava açabilmesi için bu konuda müvekkillerden ayrı ayrı icazet alması gerektiğini, idari davalarda davalılar için müvekkillerden talimat almadığının davacı tarafça da kabul edildiğini, Mahkemelerce ikrardan hiç bahsedilmediğini, mahkeme kararlarının kendi içinde çelişkili olduğunu, azil sebeplerinin ayrı ayrı değerlendirmediğini, 2009/195 E. sayılı dosyanın incelenmediğini, mazeret dilekçeleri nedeniyle davanın uzadığını, 01.10.2012 tarihinde yapılan keşfe ve seçilen bilirkişi raporuna itiraz etmediklerini belirttikleri halde Mahkemeye 02.01.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile heyette gayrimenkul değerlendirme uzmanı olmadığından itiraz ederek davayı uzattıklarını ve talimatın Mahkemeye dönmesinin 8 ay 8 gün sürdüğünü, 18.10.2011 tarihli celsede tarafların anlaşma ihtimali olduğunu belirterek mazeret talep edip davanın en az bir celse uzamasına neden olduğunu, müvekkili ... ve arkadaşları tarafından hiçbir şekilde davacılara, karşı taraf ile anlaşma ihtimalinin bulunduğuna dair beyanda bulunmadıklarını, müvekkiller tarafından davacılara ödenen makbuzları sunduklarını, bilirkişinin bu ödemeleri dikkate almadığını, Mahkeme ilk kararında daha az bedele hükmettiği halde ikinci kararında daha fazla bedele hükmettiğini, faiz başlangıcının ikinci karar tarihi olması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, haksız azil nedeni ile vekalet ücret alacağı istemine ilişkindir.1.Temyiz olunan kararın dayandığı gerekçelere, bilgi ve belgelere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.2.Taraflardan birisinin ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması (ve kamu düzenine aykırı bir hususun olmaması) halinde diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Karşı tarafın istinafı üzerine de bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesince verilen kararın değiştirilmemesi halinde, istinaf etmeyenin temyize başvurması usuli kazanılmış hak ilkesine takılacaktır. Zira, istinaf mahkemesinin elinin değmediği bir kararın temyiz incelemesi söz konusu olmaz ve olmamalıdır. Dolayısıyla tarafların istinaf incelemesinin kapsamı dışında bıraktığı hususlar kendiliğinden temyiz incelemesinin de kapsamı dışında bırakılmış sayılır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 01.03.2018 tarihli ilk hükmünde, davanın kısmen kabulü ile; 51.652,66 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline dair verilen karar, sadece davalılar tarafından istinaf edildiği ve karar davalılar yararına kaldırıldığı halde, İlk Derece Mahkemesince verilen temyize konu 05.11.2024 tarihli kararda davalılar aleyhine olacak şekilde, davanın kısmen kabulü ile; 68.413,09 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline hükmedilmiş olması, doğru görülmemiştir.O halde, İlk Derece Mahkemesince, davacıların 01.03.2018 tarihli ilk hükmü istinaf etmedikleri nazara alınıp davalılar lehine usulü kazanılmış hak gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,3.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.