Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi uyarınca ödenen bedelin iadesi talepli itirazın iptali davasında, Bölge Adliye Mahkemesi, ceza soruşturması ve yemin delili eksikliği nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp dosyayı yeniden yargılama için geri göndermiştir.
Özet: Taraflar arasında yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi uyarınca davacı tarafından ödenen 110.000 TLnin tapu devri yapılmadığı gerekçesiyle iadesi ve icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi itirazın kısmen iptaline karar vermiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, uyuşmazlığa ilişkin bir ceza soruşturması olup olmadığının araştırılmaması, varsa etkisinin tartışılmaması ve davalının yemin deliline dayanma hakkının gözetilmemesi gibi eksik inceleme nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine iade etmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1400 E., 2025/1824 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan) Ankara 14. Tüketici MahkemesiSAYISI : 2024/217 E., 2025/214 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında 27.08.2017 tarihinde adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, sözleşme uyarınca müvekkili tarafından davalıya 110.000,00 TL'nin nakit olarak ödendiğini, bu ödemenin yapıldığına dair açıklamanın da sözleşmede yer aldığını, sözleşmede 30.12.2017 tarihinde tapu devri yapılmaması durumunda alınan 110.000,00 TL'nin geri ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen, tapu devri yapılmadığı gibi bu bedelin de geri ödenmediğini, bunun üzerine girişilen icra takibinin davalanın haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafın sunmuş olduğu sözleşmenin, davacının babası olan dava dışı ... tarafından imzalandığını, davacının takip ve dava yetkisi bulunmadığını davacı tarafın dayanmış olduğu harici taşınmaz satış vaadi sözleşmesi icra takibine dayanak yapılmadığından davacının itirazın iptali davasını açmakta hukuki yarar olmadığını, harici taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin konusu olan taşınmazın devrinin, yine davacı ve babası ...'in onayı ve talimatıyla ...'in yeğeni dava dışı ... adına gerçekleştirildiğini, ... adına devrinden sonra ... tarafından taşınmaz içerisinde tadilat ve tamirat yapıldığını, bu durum dahi başlı başına sözleşme konusu taşınmazın gerçekte malikinin davacı ve babası ... olduğunu ve görünürdeki malikin ... olduğunu, davacı ve babası ... ile resmi malik ... arasında inançlı işlem olduğunu ispatladığını, taşınmazın elektrik, su, doğal gaz, internet ve telefon aboneliklerinin davacı ve babası ... adına kayıtlı olduğunu, davacı ve babası ...'in aynı binada ikamet eden diğer mülk sahiplerine taşınmaz ... adına kayıtlı iken, taşınmazı kendilerinin alıp tamir ettirdiklerini beyan ettiklerini savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli kararıyla; dava konusu sözleşme uyarınca davacı tarafından davalıya 110.000,00 TL'nin nakit olarak ödendiği, ödemenin yapıldığına dair açıklamanın sözleşmede yer aldığı, ancak ödeme karşılığında taşınmazın tapuda devrinin gerçekleştirilmediği gibi bedelin iade de edilmediği, davalının herhangi bir imza itirazının da bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından davalının 30.12.2017 tarihinde temerrüde düştüğü iddia edilmiş ise de, davalının takibin başlatıldığı tarihten önce temerrüde düşürülmediği, icra inkar tazminatının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile itirazın 110.000,00 TL asıl alacak yönünden iptaline ve takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2024 tarihli kararıyla; taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacının davalıya 110.000,00 TL ödeme yaptığı, davalı tarafça her ne kadar sözleşmenin davacının dava dışı babası ... ile yapıldığı savunulmuş ise de, sözleşmede hem davacının hem de babası ...'in isminin yazıldığı, davacının imzanın kendisine ait olduğunu iddia ettiği, davalı tarafça bu savunmaya karşı bir istinaf sebebi ileri sürülmediği, sözleşmede 30.12.2017 tarihinde tapu devri yapılmaması durumunda alınan 110.000,00 TL'nin geri ödeneceğinin açıkça yazılı olduğu, davalının da sözleşmede yazılı bedeli aldığını inkar etmediği, Mahkemece somut uyuşmazlığa ilişkin suç duyurusunda bulunulup bulunulmadığı, dava konusu eylemlere ilişkin olarak bir ceza soruşturmasının veya ceza davasının bulunup bulunmadığı araştırılmadığı, varsa celp edilip incelenmeden ve eldeki davaya etkisi tartışılmadan hüküm kurulduğu, deliller eksiksiz toplanıp tartışılması gerekirken ve davalı tarafından yemin deliline de dayanıldığı gözetilmeden ve davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan eksik incelemeyle karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu olaya dair yürütülen soruşturma dosyasında, hukuki uyuşmazlık olarak nitelendirilen şikayet hakkında verilen takipsizlik kararının kesinleştiği, işbu dosyada dinlenen tanık beyanlarının soruşturma aşamasında alınan beyanlarla benzer nitelikte olduğu, yemin delili hatırlatılan davalı tarafın yemin deliline dayanmadığı, her ne kadar davacı tarafından davalının 30.12.2017 tarihinde temerrüde düştüğü iddia edilmiş ise de, davalının takibin başlatıldığı tarihten önce temerrüde düşürülmediği, icra inkar tazminatının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile itirazın 110.000,00 TL asıl alacak yönünden iptaline ve takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki satış sözleşmesi gereği davalının yapılan ödeme karşılığında satışa konu taşınmazın tapusunu davacıya devretmesi gerektiği ve davacının satış bedelini ödediği hususlarında uyuşmazlık olmadığı, davalının bu sözleşmesel edimini davacı ve babasının talimatıyla, dava dışı ... adına tapuda ferağ verilmesi suretiyle yerine getirdiğine dair savunmalarını somut ve yasal delillerle ispatlayamadığı, dava dışı ...'in taşınmazı satış bedelini kendisi davalıya ödemek suretiyle satın aldığını, davacı ile davalı arasındaki protokolden satış sırasında haberdar olmadığını, çok sonra duyduğunu, davacının imzaladığı sözleşmeyle bir ilgisi olmadığını beyan ettiği, ceza soruşturması sırasında verdiği beyanlarınında aynı doğrultuda olduğu, tapu kayıtlarının da bu beyanları doğruladığı, taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiği ve dava tarihi itibariyle bu sürenin dolmamış olduğu, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; soruşturma dosyasının irdelenmediğini, dava dışı ...'in işbu davada alınan beyanları ile soruşturma aşamasındaki ifadesinin birbiriyle çelişkili olduğunu, zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava konusu taşınmazı dava dışı ...'e devreden tanık ...'in beyanında; tapu devri sonrasında dahi dava konusu 4 numaralı dairenin otopark girişinin pencereye çevrilmesi işini ...'in yaptığını söylediğini, dava konusu taşınmazın bulunduğu binada oturan diğer bağımsız bölüm maliki tanık ...'in ise binada yöneticilik yaptığını ve aidatları ...'den aldığını beyan ettiğini, tanık beyanlarından taşınmazın asıl sahibi gibi davranan kişinin dava dışı ... olduğunun ortaya çıkmasına rağmen tanık beyanlarına itibar edilmediğini, müvekkilinin davacı ve babası ...'in onayı ve talimatıyla taşınmazı ...'in yeğeni ... adına devrettiğini, taşınmazın elektrik, su, doğal gaz, internet ve telefon aboneliklerinin davacı ve babası ... adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, harici taşınmaz satış vaadi sözleşmesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, sözleşmede açıkça satış bedelinin nakit olarak ödendiğinin belirtilmesine, davalının davacı ve dava dışı babasının talimatıyla taşınmazı dava dışı ...'e devrettiğini savunarak taşınmazı davacıya devretmediğini savunmasına, dava dışı ...'in soruşturma ve işbu dava dosyasında alınan beyanlarının birbiri ile uyumlu olmasına, taşınmazın satış bedelini kendisinin ödeyerek satın aldığını, davacı ile davalı arasındaki protokolden satış sırasında haberdar olmadığını, davacının imzaladığı sözleşmeyle bir ilgisi olmadığını beyan etmesine, kaldı ki dava değeri itibariyle tanıkla ispatın da mümkün olmamasına, ispat yükü kendisine düşen davalının yemin deliline dayanmaktan vazgeçmesi ve iddiasını ispat edemediğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.