Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Ankara Polatlıdaki özelleştirme imar planı değişikliklerinin iptali davasında Altıncı Daire kararının temyiz incelemesi kapsamında plan uyumu ve bilirkişi raporu değerlendirmesini ele aldı.
Özet: Bir meslek odası tarafından, Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan Ankara ili, Polatlı ilçesindeki belirli taşınmazlara ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi davanın süresinde olduğunu ve davacının dava ehliyetine sahip olduğunu kabul etmiş; esas yönünden ise yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, planların kendi arasında kademeli birlikteliği sağladığı ve üst ölçekli plan araştırma raporunda tespit edilen bir hatanın planları kusurlu hale getirmediği gerekçesiyle, dava konusu imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olmadığına karar vererek iptal talebini reddetmiştir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/141 E.  ,  2025/432 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2025/141
Karar No : 2025/432
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Odası (... Şubesi)
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ...
2- ... Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 15/10/2024 tarih ve E:2022/9100, K:2024/5508 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara ili, Polatlı ilçesi, ... Mahallesi,... ada, ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 05/10/2022 tarih ve 31974 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 04/10/2022 tarih ve 6178 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 15/10/2024 tarih ve E:2022/9100, K:2024/5508 sayılı kararıyla;
Usul Yönünden; Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise Polatlı Belediye Başkanlığı tarafından 19/10/2022-17/11/2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askıya çıkan planlara yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı, 19/12/2022 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu,
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarih ve E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verildiği ve 521 sayılı Danıştay Kanunu'nun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğunun vurgulandığı, imar planlarına karşı açılan davalarda ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların ve şehir plancılarının oluşturduğu oda ve şubelerin de birlikler gibi doğrudan dava açabileceği, TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesinin; imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu,
Esas Yönünden; Dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden,
Dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliğinin;
Üst ölçekli planlara uyum, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi bakımından incelenmesinden;
Plan hiyerarşisi ilkesine göre, uygulama imar planlarının nazım imar planlarına, nazım imar planlarının ise varsa üst ölçekli çevre düzeni planlarına uygun olması gerektiği, planlama alanında dava konusu imar planlarının üst ölçeğinde yürürlükte olan bir plan bulunmadığından, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yalnızca üst ölçekli dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile uyumlu olup olmadığı yönünden yapılan incelemede, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile taşınmazlar için getirilen kullanım kararlarının birbiri ile uyumlu olduğunun, dava konusu imar planları arasında kademeli birlikteliğin sağlandığının görüldüğü, öte yandan, her ne kadar bilirkişi raporunda; Ankara ilinin 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı sınırları içerisinde Polatlı ilçesi ve dava konusu taşınmazların bulunmadığı, plan araştırma raporunda 1/25.000 ölçekli plan olarak yer verilen planın ise 2017 yılında onaylanıp 2020 yılında Mahkeme kararıyla iptal edilmiş olan 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planı olduğu, dolayısıyla plan araştırma raporunda saptanan hatanın, davaya konu işlem açısından önemli bir eksiklik olduğu, plan araştırma raporunda saptanan hata nedeniyle planlama alanı ile ilgili araştırmanın yetersiz ve güvenilir olmadığı sonucuna ulaşılmış ise de; anılan plan araştırma raporunda; araştırma alanının; konumuna, genel özelliklerine, ulaşım ağındaki yerine, jeolojik durumuna, herhangi bir doğal sit veya özel çevre koruma bölgesinde kalıp kalmadığına, altyapı durumuna ilişkin açıklamalara, parseller üzerindeki yapıların analizine, bu yapılara ve planlama alanına ait fotoğraflara, yerleşime uygunluk haritasına, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli halihazır haritalara, parselin mülkiyet ve kadastral durumuna, taşınmazlara ait tapu kayıtları ile kadastro haritalarına yer verildiği görüldüğünden, söz konusu raporda dava konusu imar planlarının üst ölçekli planı hakkında yapılan hatanın planları kusurlandırır nitelikte bulunmadığı,
Çevre ve imar bütünlüğü etkileri bakımından incelenmesinden;
Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine ait plan hükümlerinin 5 sayılı maddesinde orta yoğunlukta gelişme konut alanlarında brüt yoğunluğun 121-250 ki/ha olduğu, bu alanlarda yapılaşma koşullarının alt ölçekli imar planlarında belirleneceği, 6 sayılı maddesinde de kamu hizmet alanlarında yapılaşma koşullarının alt ölçekli imar planlarında belirleneceği hükümlerine yer verildiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine ait plan hükümlerinin 3 sayılı maddesinde; gelişme konut alanında; ayrık nizam 4 kat, TAKS:0.35, KAKS:1.40, 4 sayılı maddesinde; resmi kurum alanında; E:0.70, Yençok:3 kat yapılaşma koşullarının tanımlandığı ve aynı maddede plan üzerindeki çekme mesafelerine uyulacağının belirtildiği, uyuşmazlık konusu taşınmazların yakın çevresinde yer alan gelişme konut alanlarında; ayrık nizam 3 veya 4 kat, plan genelinde yer alan resmi-idari tesis alanı ile belediye hizmet alanlarında ise; E:0.70, Hmax:15.50 metre yapılaşma koşulları tanımlandığı, dava konusu imar planı değişiklikleri ile uyuşmazlık konusu parsellere, çevresiyle benzer fonksiyon ve yapılaşma koşulları getirildiği, ayrıca dava konusu imar planlarında ''resmi kurum alanı'' olarak ayrılan kısmın önceki imar planlarında da ''resmi idari tesis alanı ve belediye hizmet alanı'' olarak planlı olduğu, bu kısma ilişkin kullanım kararında esasen bir değişiklik yapılmadığı anlaşıldığından, anılan hususların çevre ve imar bütünlüğünü bozmadığı,
Sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının standardına ve dengesine etkileri bakımından incelenmesinden;
Özelleştirme programına alınan taşınmazların bulunduğu alanda her tür ve ölçekte imar planı yapma yetkisinin 3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Özelleştirme İdaresine ait olduğu ve bu yetkinin yalnızca uyuşmazlık konusu parseller ile sınırlı olduğu dikkate alındığında, dava konusu imar planı değişikliklerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, toplam 6.850,00 m2 büyüklüğündeki planlama alanının bir kısmının sosyal ve teknik altyapı alanı (1.569,46 m2 park alanı, 575,22 m2 resmi kurum alanı ve 151,18 m2 yol) olarak ayrıldığı görüldüğünden, dava konusu imar planı değişiklikleri ile alana getirilen 155 kişilik ilave kalıcı nüfusun çevredeki sosyal donatı dengesini bozmadığı, donatı alanları açısından ilave bir artış gerektirmediği ve ihmal edilebilir boyutta olduğu,
Ulaşım sistemine etkileri bakımından incelenmesinden; Uyuşmazlık konusu taşınmazların Polatlı ilçe merkezinde yer aldığı, yakın çevresinde yapılaşmanın tamamlandığı, imar planlarında öngörülen imar yollarının fiilen kullanıldığı, taşınmazların iki yönden bu yollardan cephe aldığı, dava konusu imar planlarında da parsellerin fiilen kullanılan yola denk gelen küçük bir kısmının yine yol alanı olarak planlandığı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 7 sayılı maddesinde; kullanım alanlarında otopark ihtiyacının Otopark Yönetmeliği'ne uygun olacak şekilde yapı adaları içerisinde karşılanacağının düzenlendiği, taşınmazların konumu, etrafındaki kullanım kararları ve yollar, bu yolların bağlantıları, güzergahları ve genişlikleri ile alana getirilen ek nüfus birlikte değerlendirildiğinde, mevcut yolların ilave nüfusun getireceği ek trafik yükünü karşılayabilecek mahiyette olduğu,
Önerilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğu bakımından incelenmesinde;
Uyuşmazlık konusu taşınmazların öncesinde Türkiye Şeker Fabrikaları mülkiyetinde olduğu, halihazırda 13 sayılı parsel üzerinde 2 adet iki katlı lojman-idari binanın ve 1 adet tek katlı ambar binasının, ... ve ... sayılı parseller üzerinde ise 1 adet tek katlı ambar binasının bulunduğu, alanın ilk defa planlamaya ve yapılaşmaya konu edilmediği, önceki imar planlarında getirilen kullanım kararları ile zaten yapılaşmaya açılmış ve fiilen yapılaşmış olduğu, hatta lojman binaları nedeniyle öncesinde de konut kullanımını içinde barındırdığı, ayrıca dava konusu imar planlarında ''resmi kurum alanı'' olarak ayrılan kısmın önceki planlarda da ''resmi idari tesis alanı ve belediye hizmet alanı'' olarak planlı olduğu, dolayısıyla bu alana ilişkin kullanım kararında esasen bir değişiklik yapılmadığı, yine dava konusu imar planlarında planlama alanında fiilen kullanılan çocuk parkının ve mevcut ağaç dokusunun büyük kısmının bulunduğu alanın ''park ve yeşil alan'' olarak planlandığı anlaşıldığından, parseller için belirlenen kullanım kararlarının hem çevredeki yapılaşma, hem taşınmazlar üzerindeki fiili kullanım durumu ile uyumlu ve yer seçimlerinin uygun olduğu, dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, imar mevzuatına, hukuka ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmazların üzerinde Fransız bir firma tarafından tarımda modernleşmenin sembolü olarak inşa edilen 12 adet silonun endüstriyel miras niteliğinde olduğu ve korunması gerektiği, dava konusu plan değişikliklerinin hiçbir bilimsel ve nesnel gerekçeye dayanmadığı, ihtiyacından fazla konut alanı bulunan bölgede uyuşmazlık konusu taşınmazların konut kullanımına açıldığı, planların parçacı bir biçimde ele alındığı, emsal ve inşaat alanı artışının hangi gerekçelerle yapıldığının açıklanmadığı, bölgenin mevcut trafik yüküne gelecek ilave trafik yükünün hesaplanmadığı, doğacak altyapı gereksinimleri için hiçbir değerlendirme yapılmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, dava konusu planlar yapılırken ilgili kurum görüşlerinin alındığı, Polatlı Belediye Başkanlığı tarafından alanda muhtarlık binasına ihtiyaç duyulduğu bildirildiğinden, uyuşmazlık konusu alanın güney kısmının resmi kurum alanı olarak planlandığı, alanda yeterli sosyal ve teknik altyapı alanının ayrıldığı, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
Üye ...'in; Anayasa'nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleri olduğu ve bu meslek kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı esasları göz önünde bulundurulduğunda, davacı Oda'nın, dava konusu işlemlerin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oyuna karşılık, davacı Oda'nın ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 15/10/2024 tarih ve E:2022/9100, K:2024/5508 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 26/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava, Ankara ili, Polatlı ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 05/10/2022 tarih ve 31974 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 04/10/2022 tarih ve 6178 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 26. maddesinde; "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." kuralına yer verilmiştir.
Mevcut imar planları varken bu planların kapsamında bulunan bazı parseller için kullanım kararlarında değişiklik yapmanın plan değişikliği niteliğinde olduğu mevzuatta açıklanmıştır. Yine mevzuat gereği özelleştirme programına alınan taşınmazlarla ilgili olarak, özelleştirme idaresinin, sadece bu taşınmazları kapsayacak şekilde, sınırlı alanda ve özelleştirmenin amacı doğrultusunda plan yapma yetkisi bulunmakla beraber bu planların, çevre ile kopuk mevzi imar planı şeklinde değil, mevcut olan planın bütünü ve doku dikkate alınarak, İmar Kanunu ve bu Kanun'a göre çıkarılan yönetmeliklere uygun hazırlanması, bu kapsamda planlama teknikleri ve ilkeleri uyarınca, sınırlı alanda getirilen kullanım kararının ve plan değişikliği onay sınırının yürürlükte olan plan paftasında gösterilmesi, plan açıklama raporunda da yapılan değişikliğin plan bütününde doğuracağı sonuçlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim yürürlükteki İmar Kanunu'nda mevzi imar planı kavramına yer verilmemiş, ayrıca Kanun'un 9. ve Ek 3. maddesinde, bu plan değişikliklerinin, ilgili kuruluşlardan görüş alınması suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılacağı hükme bağlanmıştır. Bu suretle planlamadan beklenen amaca uygun olarak arazilerin genel kullanış biçimlerinin, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerinin, yerleşme ve sektörler arasındaki ilişkilerin, sosyal ve teknik donatı alanlarının, ulaşım sisteminin, bağlantılarının ve yapılan değişikliklerin bir bütünlük içinde görülmesi ve planlanması mümkündür. Başka bir deyişle yapılan imar planı değişikliğinin, onaylı imar planları ile bütünleştirilmesi ve sosyal ve teknik alt yapı ve mevcut doku ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir.
... Şeker Fabrikaları AŞ’ye ait uyuşmazlık konusu taşınmazlar, önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında; resmi idari tesis alanı, belediye hizmet alanı ve yol olarak planlanmış, 12/08/2008 tarih ve 2008/50 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındıktan sonra 04/10/2022 tarih ve 6178 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan dava konusu1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile orta yoğunlukta gelişme konut alanı (121-250 ki/ha), park ve yeşil alan, kamu hizmet alanı ve yol, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile gelişme konut alanı (ayrık nizam 4 kat, TAKS:0.35, KAKS:1.40), resmi kurum alanı (E:0,70, Yençok:3 Kat), park ve yol alanı kullanımlarına ayrılmıştır.
Dava dosyası, plan açıklama raporları ve bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararları sonucu gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen kalıcı nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının neler olduğu, plan bütünü içerisinde dava konusu imar planları ile öngörülen nüfusa yeterli donatı standartlarının bulunup bulunmadığı, aynı şekilde parseller içerisinde getirilen sosyal ve teknik donatı alanlarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında mevzuatta öngörülen şekilde bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarelerce, taşınmazın yaklaşık %33,52'lik kısmının park alanı, resmi kurum alanı ve yol (sosyal donatı alanı) olarak ayrıldığı belirtilmekte ise de, sosyal donatı ihtiyacının sadece park, resmi kurum alanı ve yol kullanımlarından ibaret olmadığı; uyuşmazlıkta, önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında resmi idari tesis alanı, belediye hizmet alanı ve yol olarak öngörülmüş bir alanın kaldırılarak, büyük bir kısmının konut alanı olarak belirlendiği de göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu planlar yapılırken, sosyal ve teknik donatılar yönünden bütüncül bir yaklaşım izlenerek, alanda öngörülen nüfüs ve ihtiyaç olan altyapı alanlarına yönelik ayrıntılı bir araştırma ve incelemenin ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu doğrultuda, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının Mekansal Planlar Yönetmeliği'nin eki EK-2 ile Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosunda öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, bu haliyle çevre imar bütünlüğünü bozmadığından söz edilebilmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulmasına ve dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.