Araç kaportası satışından doğan 108.000 TLlik fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında deliller ve bilirkişi raporu ışığında uyuşmazlık çözümlenmiştir.
Özet: Bu itirazın iptali davasında davacı, davalıya sattığı araç kaportasına ilişkin 108.000 TLlik faturanın ödenmemesi ve davalının icra takibine haksız itiraz etmesi üzerine, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemiştir; davalı ise kaportanın orijinal olmaması nedeniyle teslim alınmadığını ve ticari ilişkinin iade faturasıyla sonlandırıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davalıya tebligatın usulüne uygun yapıldığını ve cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini belirterek davalının iddiaları inkar etmiş sayılmasına hükmetmiş, bilirkişi incelemesinde ise davacının defterlerinde satış faturası, davalının defterlerinde ise iade faturası kaydının bulunduğu tespit edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/649 Esas
KARAR NO : 2026/491
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 24/10/2024
KARAR TARİHİ : 08/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın davalı şirkete bir adet araç kaportası sattığını, söz konusu kaporta parçasının davalı şirketin çalışan ustalarından birine inceleme amacıyla teslim edildiğini, akabinde davalı tarafından aranarak parçanın orijinal olmadığı gerekçesiyle ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, ancak davalının parçayı aynen iade etmeyip üzerinde boya işlemi gibi işlemler yaparak iade ettiğini, bu nedenle müvekkilinin parçayı kabul edemediğini, bunun üzerine ...tarihli ve ... numaralı 108.000,00 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, ilgili faturanın davalı tarafından iade edilmediğini ve herhangi bir ödemenin de yapılmadığını, bu durumun ticari defter kayıtlarıyla da sabit olduğunu, söz konusu fatura bedelinin tahsili amacıyla ... 11. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek; davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile icra takibinin devamına, borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkiline yapılan dava dilekçesi ve tensip zaptı tebligatının UETS hesabının aktif olup olmadığı kontrol edilmeksizin gerçekleştirildiğini, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğunu ve öğrenme tarihinin tebliğ tarihi sayılması gerektiğini; itirazın iptali davalarında ispat yükünün alacaklı davacıya ait olduğunu, davacının alacağın varlığını gösterir herhangi bir sevk irsaliyesi, teslim tutanağı, sözleşme veya ticari ilişkiye dayanak belge sunmadığını, tek taraflı düzenlenen faturanın tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını (Yargıtay 19. HD ... E., ... K. ve ... E., ...K. sayılı kararlarına atıfla); müvekkil şirketin davacıdan araç kaportası satın almak istediğini, ancak parçanın orijinal olmadığının anlaşılması üzerine ürün teslim alınmadan satıştan vazgeçildiğini, buna rağmen davacının mal tesliminde bulunmuş gibi fatura kestiğini, akabinde müvekkil şirket tarafından aynı tutarda iade faturası düzenlenerek ticari ilişkinin sonlandırıldığını; bu nedenlerle müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine, davacı aleyhine İİK m.67 uyarınca asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ayrıca 21/04/2025 tarihli beyan dilekçesinde, dava konusu kaporta parçasının müvekkili şirkette değil davacı tarafta bulunduğunu, bu nedenle parça üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi bakımından müvekkiline herhangi bir sorumluluk atfedilemeyeceğini bildirmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; davacı tarafça, davalıya düzenlenen 13/07/2024 tarihli 108.000,00 TL'lik faturanın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali isteminden ibaret olduğu anlaşıldı.
YARGILAMA SÜRECİ VE DELİLLER:
Davacı vekilince ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası, arabuluculuk son tutanağı ve ticari defter kayıtları; davalı vekilince de ticari defter ve kayıtlar delil olarak bildirilmiştir.
Mahkememizce yapılan 09/04/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında; davalıya yapılan e-tebligatın UETS sisteminde 28/11/2024 tarihinde alıcı için ayrılmış tebligat alanına başarılı bir şekilde konulduğu, bu itibarla tebligatın usulüne uygun olduğu, davalı vekilinin cevap dilekçesini yasal süresinden sonra verdiği tespit edilmiş; bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 128. maddesi uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların davalı tarafça inkâr edilmiş sayılmasına karar verilmiştir. Aynı celsede, iddia ve savunma hudutları doğrultusunda, dosya içeriği delil ve belgeler ile tarafların uyuşmazlık konusu 2024 yılı ticari defter ve kayıtları ile dayanağı belgeler üzerinde taraf iddialarının yerindeliği bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasına, bilirkişi olarak SMMM ...'in seçilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişi SMMM ... tarafından düzenlenen 15/10/2025 tarihli raporda özetle; davacı ...'ın yasal defterlerinde takibe konu 13/07/2024 tarihli ve ... numaralı 108.000,00 TL tutarındaki faturanın kayıtlı olduğu ve bu tutarın davalıdan alacak olarak işlendiği, ancak faturanın davalıya hangi yöntemle tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı; davalı şirketin ise söz konusu faturayı defterlerine almadığı, buna karşılık aynı tutarda bir iade faturası düzenleyerek defterlerine kaydettiği, bu iade faturasının davacıya hangi yolla tebliğ edildiğine dair de bir belge bulunmadığı; tarafların defter kayıtlarında aynı işlemin farklı yönlerde yansıtılmış olması nedeniyle muhasebe kayıtlarının birbirini doğrulamadığı ve cari mutabakatın oluşmadığı; ayrıca davalı şirketin yalnızca 2024 yılının ilk yedi ayını kapsayan, onaysız defter dökümlerini ibraz ettiği, bu nedenle muhasebe denetiminin tam olarak yapılamadığı; faturaya konu araç kaportası parçasının davalıya teslim edildiğini veya davacıya iade edildiğini gösterir herhangi bir sevk irsaliyesi, teslim tutanağı veya lojistik belgenin dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla fiili teslim ve iade sürecinin teknik olarak teyit edilemediği; taraflarca ileri sürülen parçanın orijinal olmadığı veya üzerinde boya işlemi yapıldığı yönündeki iddialara ilişkin herhangi bir teknik rapor veya ekspertiz belgesi bulunmadığı tespit edilmiş; bu hususlara ilişkin hukuki değerlendirme ve nihai takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
17/12/2025 tarihli 2 nolu celsede taraf vekilleri bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını sunmuş; davalı vekili, davaya konu kaportanın müvekkiline iade edildiğine ilişkin delil bulunmadığını ve faturanın kendilerine tebliğ edildiğinin de kanıtlanmadığını belirterek ek rapor alınmasını ve davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizce bu celsede; iddia ve savunma hudutları doğrultusunda, dava konusu araç kaportası... üzerinde, tespit konusu parçanın fatura konusu parça ile uyuşup uyuşmadığı, kaputun boyanıp boyanmadığı, boyandı ise kim tarafından boyandığının dosyadaki delil durumu itibarıyla tespit edilip edilemeyeceği ve kaputun boyasız halinin orijinal olup olmadığı hususlarında Makine Mühendisi ...'ın bilirkişi olarak seçilmesine karar verilmiş; bilirkişinin harcayacağı emek ve mesai dikkate alınarak tarife dışı 10.000,00 TL ücret takdir edilmiş ve bu ücretin bir aylık kesin süre içerisinde davacı vekilince mahkeme veznesine depo edilmesi, aksi hâlde 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi gereğince bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususu davacı vekiline ihtar edilmiştir.
Davalı vekili, davacının anılan bilirkişi ücretini kesin süre içinde yatırmadığını bildirir dilekçe sunmuş; ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
08/07/2026 tarihli 4 nolu celsede; davacı vekilinin, kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini süresinde yatırmadığı, müvekkilinden talep etmiş olmakla birlikte müvekkilinin ücreti yatırmadığını, bu durumda kendisinin vekil olarak ücreti yatırabileceğini belirterek yeniden süre talep ettiği; davalı vekilinin ise ihtaratlı kesin süreye rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığını, yeniden süre verilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını beyanla davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Mahkememizce, 17/12/2025 tarihli celsenin 5 nolu ara kararında ihtaratlı olarak verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, bir sonraki celseye kadar da bu eksikliğin giderilmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin yeniden süre verilmesi yönündeki talebinin reddine karar verilerek tahkikat aşaması tamamlanmış ve taraf vekillerinin son sözleri alındıktan sonra davanın reddine karar verilerek, gerekçenin işbu kararla açıklanacağı tefhim edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, davacı tarafından davalı şirket aleyhine ... tarihli ve ... numaralı 108.000,00 TL bedelli fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ... 11. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, taraflar arasında davaya konu araç kaportası parçasının ticari satışa konu edilip edilmediği, malın davalıya teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise sözleşmeye uygun (orijinal) nitelikte olup olmadığı ve buna bağlı olarak fatura bedelinin muaccel bir alacak teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar davalı vekilinin cevap dilekçesi, Mahkememizin 09/04/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında usulüne uygun yapılan UETS tebligatına göre süresinden sonra verilmiş olduğundan, 6100 sayılı HMK'nın 128. maddesi uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların davalı tarafça inkâr edilmiş sayılmasına karar verilmiş ise de; bu durum, davanın niteliği gereği ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmamaktadır. Zira 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi ile 4721 sayılı TMK'nın 6. maddesi uyarınca, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmekle yükümlüdür. İtirazın iptali davalarında da alacağın varlığını ispat külfeti, İİK'nın genel hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca alacaklı/davacı taraftadır. Dolayısıyla cevap dilekçesinin süresinde olup olmamasından bağımsız olarak, davacının takip konusu alacağın varlığını, yani davaya konu kaporta parçasının davalıya teslim edildiğini ve bu teslimin sözleşmeye uygun biçimde gerçekleştiğini ispatla yükümlü olduğu değişmemektedir.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, fatura tek başına alacağın varlığını ispata yeterli değildir; faturayı düzenleyen tarafın, faturaya konu malın karşı tarafa fiilen teslim edildiğini ayrıca ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. HD ...E., ... K.; Yargıtay 19. HD ... E., ... K.; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 27/06/2003 T., ... E., ... K.). Fatura, sözleşmenin kurulması safhasına değil ifasına ilişkin bir belge olduğundan, öncelikle temel bir borç ilişkisinin ve bu ilişkinin ifa edildiğinin (malın teslim edildiğinin) kanıtlanması zorunludur.
Somut olayda, dosyaya sunulan taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda; davacının yasal defterlerinde takibe konu faturanın kayıtlı olduğu görülmüş ise de, davalı defterlerinde bu faturaya ilişkin bir alım kaydına rastlanmadığı, buna karşılık davalı tarafından aynı tutarda düzenlenen bir iade faturasının davalı defterlerine kaydedildiği tespit edilmiştir. Taraf defter kayıtlarının aynı işlemi birbirini doğrulamayan yönlerde yansıtması nedeniyle muhasebe kayıtları arasında mutabakat sağlanamamıştır. Bundan da önemlisi, gerek faturaya konu kaporta parçasının davalıya fiilen teslim edildiğini, gerekse davalı tarafından iade edildiğini gösterir herhangi bir sevk irsaliyesi, teslim tutanağı veya benzeri lojistik belge dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere, malın teslim ve iade süreci mevcut belgelerle teknik olarak teyit edilememiştir.
Davacı tarafın, kaporta parçasının orijinal (sözleşmeye uygun) nitelikte olduğu ve davalı tarafından iade edilirken boyanmak suretiyle işlem gördüğü yönündeki iddialarının aydınlatılması amacıyla, parçanın fiziki incelemesine yönelik olarak Makine Mühendisi bilirkişi görevlendirilmiş; ancak bu inceleme için gerekli 10.000,00 TL bilirkişi ücretinin, 17/12/2025 tarihli celsede ihtaratlı olarak verilen bir aylık kesin süre içerisinde davacı vekilince yatırılmadığı sabittir. 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, taraflardan biri kendisine yüklenen delil avansını süresi içinde yatırmazsa, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Davacı vekilinin 08/07/2026 tarihli celsede yeniden süre talep etmesi karşısında, davalı vekilinin buna muvafakat etmediği ve ihtaratlı kesin sürenin bir kez daha geçirilmiş olduğu gözetilerek, bu talebin reddine karar verilmesinde ve davacının makine mühendisi bilirkişi incelemesi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Bu durumda, davacının hem ticari defter kayıtları üzerinde yapılan mali bilirkişi incelemesiyle hem de kaporta parçasının fiziki incelemesine yönelik bilirkişi deliliyle ispatlamayı hedeflediği vakıalardan; ilkinin mevcut belgelerle doğrulanamadığı, ikincisinin ise davacının kendi kusuruyla (bilirkişi ücretini yatırmaması nedeniyle) ispat konusu olmaktan çıktığı anlaşılmaktadır. Neticede davacı, üzerine düşen ispat külfetini yerine getirerek, davaya konu kaporta parçasının davalıya teslim edildiğini, tesliminin sözleşmeye uygun nitelikte gerçekleştiğini ve davalının bu parçayı kabule aykırı biçimde iade ettiğini kanıtlayamamıştır. İspat edilemeyen bir alacağa dayalı olarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptaline karar verilmesi mümkün olmadığından, davanın reddi gerekmiştir.
Davanın reddine karar verilmiş olması karşısında, davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin İİK'nın 67/II. maddesine dayalı kötü niyet tazminatı talebine gelince; anılan tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının, alacağının bulunmadığını bilerek veya bilmesi gerektiği hâlde kötü niyetle takip yaptığının ayrıca ve açıkça ispatlanmış olması gerekir. Davacının, kendi ticari defter kayıtlarında karşılığı bulunan bir satış ilişkisine dayanarak icra takibi başlatmış olması ve alacağının varlığını ispat edememiş olması, tek başına kötü niyetin varlığına karine teşkil etmez. Dosya kapsamında davacının takip başlatırken kötü niyetli davrandığını gösterir somut bir delil bulunmadığından, davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 1.844,37 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 1.112,37 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
4-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL’nin davacıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/07/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır