Ortaklığın giderilmesi sonrası taşınmazdaki iyileştirme giderleri ve muhdesat iddialarına ilişkin taleplerin hukuki yarar eksikliği ve tebligat usulsüzlüğü yönünden temyiz değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, tarafların kardeş olduğu, daha önce kesinleşmiş ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmazdaki evin iyileştirilmesi için davacı tarafından yapılan harcamaların tazmini ile başka parsellerdeki zirai muhdesatın aidiyetinin tespiti talepleri etrafında şekillenmektedir; ilk derece mahkemesi ispat edilememe gerekçesiyle davayı reddetmişken, bölge adliye mahkemesi davacının istinaf başvurusunu kabul ederek, taşınmaz henüz satılmadığından iyileştirme giderlerine ilişkin tazminat talebini erken açılmış bularak, muhdesatın aidiyetinin tespiti talebini ise hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddetmiştir; dosya, davacıya usulsüz tebligat yapıldığı tespitiyle temyiz süresinin korunması sonrası esas incelemesine geçilmek üzere yüksek mahkemeye taşınmıştır.
7. Hukuk Dairesi         2026/3627 E.  ,  2026/3322 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1694 E., 2026/178 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/261 E., 2024/200 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; tarafların kardeş olduğunu, taraflar arasında Bünyan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/661 Esas, 2021/787 karar sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davasının olduğunu, 6634 parselde bulunan evde banyo, tuvalet, kapı, pencere, duvar ve boya gibi iyileştirmeler yaptığını, evi tamir ve tadilattan geçirdiğini, bu sebeple yaptığı faydalı harcamaların davalı ...'tan alınarak kendisine ödenmesine karar verilmesini istediğini, 3900, 39 01... parsel sayılı taşınmazlardaki ağaçları kendisinin dikip yetiştirdiğini iddia iddia ederek zirai muhdesatların aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiş, 2. oturumdaki beyanında 3900 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olmadığını, bu taşınmazı dava dilekçesine yanlışlıkla eklediğini, 3900 parsel sayılı taşınmaz yönünden bir talebinin bulunmadığını beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf yoluna başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasının işbu davanın açılış tarihinden önce kesinleştiği, iyileştirici nitelikteki giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77. ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği, iyileştirme giderlerini yapan malik ya da maliklerin taşınmazın ortaklığının giderilerek satılması ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecek bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu iyileştirme giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı bulunduğundan söz edilemeyeceği, Bünyan Satış Memurluğuna yazılan müzekkereye verilen cevapta taşınmazların satışı henüz yapılmadığından, davacının ortaklığa giren taşınmazların satış sonrası paylaştırma yapıldıktan sonra eda nitelikli sebepsiz zenginleşme davası açması gerekirken eldeki tazmin talepli davayı erken açtığı ve davanın reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece farklı gerekçeyle davanın esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı" gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davacının muhdesatın aidiyetinin tespiti istemi yönünden açtığı davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; temyiz dilekçesinin süresinde kabul edilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1 hükmüne göre usulsüz tebliğ edildiğini, iddiasını ispat ettiğini, haklı davasının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhdesata iyileştirmeler yapıldığı iddiasıyla tazminat ve muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacıya 04.03.2026 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı kararı 16.04.2026 tarihinde temyiz etmiştir. Tebliğ mazbatasının incelenmesinde kararın davacıya 7201 sayılı Kanun'un 21/1 hükmüne göre yapıldığı, tebliğ mazbatasında davacının nerede olduğu hakkında tebliğ memuruna bilgi veren kişinin sıfatı ve açık kimliğinin tespit edilmediği, bu haliyle yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret olduğu ve davacıya yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmış temyiz dilekçesinin yasal süre içinde verildiğinin kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.