12. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı yapılan yetki ve borca itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebini içeren dava kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalıya yaptığı ticari satıştan kaynaklanan ödenmemiş fatura alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının hem yetki hem de borca itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasını özetlemektedir; mahkeme, para borçlarında alacaklının yerleşim yerinin ifa yeri olduğu ilkesinden hareketle borçlunun yetki itirazını yerinde görmemiş ve 6102 sayılı TTKnın fatura itirazına dair maddesi de dahil olmak üzere sunulan deliller ışığında borcun esasına ilişkin değerlendirmesini sürdürmüştür.

T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/202 Esas - 2025/774

T.C.
...
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/202 Esas
KARAR NO : 2025/774
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
... 7. Genel İcra Dairesi 2024/86348
D
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/03/2025
KARAR TARİHİ : 05/11/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025
Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin Siteler'de esnaf olduğunu ve çevre düzenlemesi işleriyle uğraşan davalıya klape ve herek satışı yaptığını, bu satışa ilişkin 27/08/2023 tarihli ve 87.840,00 TL bedelli faturanın davalı tarafından ödenmediğini, bu alacağın tahsili amacıyla ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2024/86348 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız olarak hem borca hem de yetkiye itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, taraflar arasındaki borcun sözleşmeden kaynaklandığını ve HMK'nun 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğunu, taraflar arasında ifa yerinin belirlenmediği durumlarda ise TBK'nun 89/1. maddesine göre para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ifa edilmesi gerektiğini, bu nedenle ... İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalının siparişleri teslim almasına rağmen bedelini ödemediğini ve borca kötü niyetli olarak itiraz ederek alacağın tahsilini zorlaştırdığını, tarafların tacir olması ve hukuki ilişkinin ticari iş niteliğinde bulunması sebebiyle avans faizi talep edilmesinin hukuka uygun olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının yetki itirazının reddine, ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2024/86348 Esas sayılı dosyasındaki borca itirazının iptali ile takibin devamına, 133.840,00 TL'lik alacağın avans faiziyle birlikte tahsiline ve davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2024/86348 esas sayılı takip dosyası, tarafların ticari defter ve kayıtları ile BA-BS formları, karşılaştırmalı analiz listeleri, 09/09/2025 tarihli bilirkişi raporu, dava dosyasında bulunan diğer deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
İİK'nun ilamsız icra takibinin düzenlendiği 62/1. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1. maddesinde "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur." ve 67. maddesinde "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemeleri yer almaktadır.
İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 87.840,00 TL asıl alacak ve 46.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 133.840,00 TL alacağın tahsili amacı ile ... 7. Genel İcra Dairesi'nin 2024/86348 esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçluya 27/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun İİK'nun 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde 31/12/2024 tarihinde icra dairesine başvurarak, borcun tamamına, faize, fer'ilerine ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, İİK'nun 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nun 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 11/03/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir.
İcra dairesinin yetkisine itirazın incelenmesinde, davacının yerleşim yeri ... olup, İİK'nun 50/1. maddesinin atfı nedeni ile uygulanması gereken HMK'nun 10/1. maddesinin "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir" hükmü ve sözleşmenin ifa yerini düzenleyen TBK'nun 89. maddesinin para borçlarında borcun alacaklının ödeme zamanındaki ikametgâhında ödeneceği düzenlemesi dikkate alındığında, davacı ikametgâhı icra dairesinde de takip başlatılabileceğinden, davalı borçlunun yetki itirazı yerinde görülmemiştir.
6102 sayılı TTK'nun 21/2. maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Faturaya süresinde itiraz edilmemesi, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin varlığına karine teşkil eder. Bu durumda, temel borç ilişkisinin bulunmadığını veya borcun ödendiğini ispat yükü, faturayı alan davalıya geçer.
09/09/2025 tarihli Mali Müşavir bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ancak takibe konu 27/08/2023 tarihli 87.840,00 TL'lik faturanın kayıtlarda "kasadan tahsil edildiği" şeklinde göründüğü, bu durumun davacının alacak iddiası ile uyumlu olmadığı, faturaya ilişkin sevk irsaliyesinde teslim alan imzasının bulunmadığı, buna karşılık ilgili vergi dairelerinden gelen karşılaştırmalı analiz raporlarına göre dava konusu faturanın hem davacının satış kayıtlarında hem de davalının alış kayıtlarında yer aldığı, davalının ticari defter ve belgelerini incelemeye sunmadığı, mahkemenin davacının alacaklı olduğu kanaatine varması halinde takip tarihine kadar hesaplanan işlemiş avans faizi tutarının 50.989,32 TL olduğu belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde, mahkememizce dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli görülerek benimsenen 09/09/2025 tarihli tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ticari defterlerinde takibe konu faturanın bedelinin nakden tahsil edildiğine dair bir kayıt bulunsa da, davacı vekilinin bu kaydın muhasebesel bir hatadan kaynaklandığını ileri sürdüğü, 6102 sayılı TTK'nun 21/2. maddesi uyarınca davalının kendisine tebliğ edilen faturaya yasal sekiz günlük süre içerisinde itiraz etmediği, bu suretle fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı, nitekim 09/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, vergi dairesi kayıtlarında yapılan incelemede takibe konu faturanın davacının satışları arasında, davalının ise alışları arasında beyan edildiğinin tespit edildiği, bu durumun taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve faturanın varlığını doğruladığı, davalının borcu ödediğine dair herhangi bir banka dekontu veya geçerli bir ödeme belgesi sunamadığı, kaldı ki Vergi Usul Kanunu düzenlemeleri gereğince 7.000,00 TL'yi aşan ödemelerin banka gibi finansal kurumlar aracılığıyla yapılmasının zorunlu olduğu, davacının defterindeki "kasadan tahsil" kaydının bu yasal zorunluluk ve diğer deliller karşısında maddi bir hataya dayandığının kabulü gerektiği, bu nedenlerle davacının 87.840,00 TL asıl alacağını ispatladığı, ancak davacının davalıyı icra takibinden önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği, bu nedenle takip tarihine kadar işlemiş faiz talep etme koşullarının oluşmadığı, davalının borcun varlığını ve miktarını bilebilecek durumda olmasına rağmen icra takibine haksız olarak itiraz ettiği, alacağın fatura gibi bir belgeye dayanması nedeniyle likit ve muayyen olduğu anlaşıldığından, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile, davalı borçlunun ... 7. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/86348 esas sayılı icra takibine yaptığı 31/12/2024 tarihli İTİRAZININ 87.840,00 TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takibin 87.840,00 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, takipten sonra asıl alacağa 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, takibe kadar işlemiş faizin itirazın iptali isteminin reddine,
2-İİK'nun 67/2. maddesi uyarınca davalı borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşıldığından, alacağın borçlu tarafından bilinebilir ve hesaplanabilir olduğu da gözetilerek iki tarafın durumuna ve davanın tahammülüne göre, itirazının iptaline karar verilen takibe konu asıl alacak miktarı olan 87.400,00 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 17.480?,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Kabul edilen toplam 87.840,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 6.000,35 TL karar ve ilam harcından 2.285,66 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 3.714,69 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 2.285,66 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.988,56 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının karşıladığı 687,50 TL tebligat gideri, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.687,50 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 3.732,74 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 1.954,76 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 1.580,99 TL'sinin davacıdan, 3.019,01 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 87.840,00 TL üzerinden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine ya da bulunmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemesine dilekçe verilmesi sureti ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2025
Katip ... Hakim ...
¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır