Sözlü satışa dayalı tapu iptali ve tescil ile temliken tescil taleplerinin hak düşürücü süre ve haricen satışın geçersizliği nedeniyle reddedilerek, yapı bedeli tazminatına hükmedilmesiyle vekalet ücreti düzenlemesinin incelendiği temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, 1970li yıllarda davalıdan sözlü anlaşmayla iktisap ettiklerini iddia ettikleri taşınmazın tapusunun iptali ve tescili, alternatif olarak temliken tescili, bu talepler kabul edilmezse taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçların bedelinin tahsilini talep etmişlerdir; ilk derece mahkemesi mülkiyet taleplerini reddederek sadece yapı bedeli talebini kabul etmiş, ancak reddedilen talepler için davalı lehine yüksek vekalet ücreti hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi ise terditli taleplerden birinin kabul edildiği durumda, reddedilen önceki talepler nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin ve yargılama giderinin kısmen davacı üzerinde bırakılmasının hatalı olduğuna karar vermiştir.
7. Hukuk Dairesi         2025/4474 E.  ,  2026/3031 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/805 E., 2025/1173 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Seydişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/283 E., 2024/677 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'nin muris ...'nin eşi, davalının ise kardeşi olduğunu, 1975–1980 yılları arasında, davalıya ait Konya ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, 4 89... parsel sayılı taşınmazın 1.500 m²’lik kısmının 1.500 Alman Markı karşılığında müvekkiline ve murisi ...'ye satılması hususunda taraflar arasında sözlü bir anlaşma yapıldığını, bu anlaşma kapsamında ödemelerin yapılıp edimlerin ifa edilmesine rağmen taşınmazın tapusunun devredilmediğini, taşınmaz üzerine 1978 yılında iki katlı bir ev ile ağaç ve asmalardan oluşan bir bahçe yapıldığını, vergi ve abonelik ödemelerinin bugüne kadar müvekkili ve eşi tarafından karşılandığını, davalının bu yapıya ve kullanımına bugüne dek hiç itiraz etmediğini ileri sürerek, taşınmazın anlaşmaya konu 1500 m²'lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini, bu talebin kabul görmemesi hâlinde dava konusu kısımın temliken tescil hükümleri uygulanarak ifraz işlemi ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini, bu talebin de Mahkemece kabul edilmemesi hâlinde taşınmaz üzerine yapılan yapı ve ağaçların bedelinin 1975 yılından itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacılar ya da muris ... arasında herhangi bir satış ilişkisi ya da anlaşmanın bulunmadığını, müvekkilinin taşınmaz üzerinde sadece kardeşi ve eniştesine senede birkaç hafta barınma izni verdiğini, bu müsaadenin mülkiyetin devri anlamına gelmediğini, davacıların ileri sürdüğü yapıların mevcut olmadığını, yapıların müvekkili tarafından yapıldığını, 50 yıl gibi uzun bir sürenin ardından dava açılmasının hayatın olağan akışına ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, davacıların somut bir belge ya da ispat vasıtalarına dayanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2024 tarihli ve 2022/283 Esas, 2024/677 Karar sayılı kararı ile "...dava konusu taşınmazın kadastro kayıtlarının incelenmesinde kök parsel olan 169 parselin 05.08.1977 tarihli kesinleşen kadastro işlemi ile davalı adına kayıt edildiği, davacı tarafça haricen satım olguna dayanılmış olup haricen satışın tam olarak hangi yılda gerçekleştirildiğini beyan edilmediği, işlemin 1975-1980 yılları arasında olduğunun belirtildiği, taşınmazın 1975 yılı itibari ile tapusuz bir taşınmaz olduğu, kadastrosunun 1977 yılında yapıldığının çekişmesiz olduğu ancak davacının 1975 yılı iddiasına geçerlilik tanınması halinde Kadastro Kanunu uyarınca hak düşürücü süre hükümlerinin uygulanacağı, dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin sona erdiği... tanıklar tarafından da haricen satış işleminin 1978-1979 yıllarında yapıldığının beyan edildiği, taşınmazdaki abonelik kaydının 1980 yılında başladığı, iddia edilen tarihin taşınmazın kadastro tarihinden sonra olduğunun kabulü ile incelemeye devam edilmesi gerektiği...tapu iptali ve tescil ile temliken tescil koşullarının oluşmadığı...." gerekçesiyle "...tapu iptali ve tescil talebi ile temliken tescil istemine yönelik talepler hakkındaki davanın reddine, davacı tarafın yapı ve ağaç bedeli talebinin kabulü ile taleple bağlı kalınarak 710.796,60-TL.... dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile..veraset ilamındaki payları oranında davalılara ödenmesine...davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 287.985,00TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2025 tarihli ve 2025/805 Esas, 2025/1173 Karar sayılı kararı ile "... terditli taleplerden birinin tümünün kabulü halinde, reddedilen önceki talepler nedeni ile davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderinin kısmen davacı üzerinde bırakılması söz konusu olamayacağından mahkemece reddedilen önceki talepler nedeni ile davalı yararına vekalet ücretine hükmetmesi ve yapılan yargılama giderinin kısmen davacı taraf üzerinde bırakılması doğru olmadığı..." gerekçesiyle "...davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, mahkeme kararının kaldırılarak, kaldırılan kararın yerine yeniden hüküm tesisi ile:
1-Davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine
2-Davacı tarafın temliken tescil talebinin reddine
3-Davacı tarafın yapı ve ağaç bedeli talebinin kabulü ile taleple bağlı kalınarak 710.796,60-TL'nın ... davalıdan tahsiline....
4-...47.680,48TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, dava dilekçesindeki nedenleri ve tanık beyanlarını tekrarla;
a. Dava konusu yapının davacılar tarafından inşa edildiğinin ve davacıların malik sıfatıyla taşınmazı kullandıklarının anlaşılması gerektiğini, abonelik kayıtlarının da davadaki iddialarını ispatlar nitelikte olduğunu,
b. Taşınmaz üzerinde bulunan yapının zeminden daha değerli olduğunun Mahkemece tespit edildiğini, yapının iyiniyetle inşa edildiğini,
c. Yapı için belirlenen değerin düşük kaldığını,
d. 2981 sayılı Kanun'un 9. maddesinde gecekonduların ifrazı ve sahibine devri için yer alan hükümlerin uygulanma imkanının bulunduğunu, bu hükmün dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde cevap dilekçesindeki nedenlere dayanarak;
a. Davacıların dava açmak için murisleri ...'ın ölmesini beklediklerini, davacıların müvekkilli ile arasındaki husumet nedeniyle zarar verme kastı ile eldeki davayı açtıklarını,
b. İlk Derece Mahkemesince hükmedilen müvekkili yararına hükmedilen vekâlet ücretinin Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmasının hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; haricen düzenlenen satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ile ikinci kademede temliken tescil, bu istemin de kabul edilmemesi hâlinde tazminat istemlerine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.