6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari satımdan kaynaklanan geç ödeme faiz alacağı itirazının iptali davasında, tarafların ticari defter kayıtları arasındaki uyuşmazlığın ve bilirkişi incelemesinin değerlendirildiği gerekçeli karar.
Özet: Bu itirazın iptali davasında, davacı, ticari satışlardan kaynaklanan ve sipariş formlarında belirtilen 21 günlük ödeme süresinin aşılması nedeniyle oluşan faiz alacağını talep ederken, davalı, sipariş emrinde vade farkı istenemeyeceğinin açıkça belirtildiğini, alacakla ilgili ibra edildiğini ve TTK 1530un uygulanamayacağını savunmuştur; yapılan bilirkişi incelemesinde tarafların ticari defter kayıtları arasında uyumsuzluk olduğu ve davacının faiz alacağının hangi dönemi kapsadığına dair net bir açıklama ile faiz hesap tablosu sunmadığı tespit edilerek, bu eksikliklerin giderilmesi gerektiği belirtilmiştir.

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/614 Esas - 2025/295
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN GEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/614 EsasKARAR NO : 2025/295HAKİM :....KATİP :....DAVACI : ....VEKİLİ : Av. ...DAVALI :...VEKİLİ : Av. ....DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 15/08/2024KARAR TARİHİ : 16/04/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 16.04.2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİADavacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;Taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde müvekkili şirket tarafından sağlanan hizmet ve teslim edilen ürünler ile alakalı olarak, davalı şirkete keşide edilen ve ticari ilişkiyi kanıtlayan faturalar, sevk irsaliyeleri, yazışmalar, ticari defter ve belgeler, sipariş formları ve ödeme dekontları incelendiğinde fatura alacaklarının geç ödendiğini ve bu sebeple müvekkilinin faiz alacağının oluştuğunu, sipariş formlarında ödemelerin 21 gün içerisinde gerçekleştirileceğinin açıkça belirtildiğini, alacağın bu süreden sonra yapıldığını, TTK 1530. Maddesi gereği ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarik amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu gecikmeden sorumlu tutulamayacağı haller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğünü iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına hükmedilmesini talep etmiştir.SAVUNMA Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında onaylanan, borçlar hukukuna göre sözleşme niteliğindeki sipariş emrinde vade farkı talep edilemeyeceğinin açıkça yazdığını, mahkemenin aksi kanaate varması durumunda, yüklü miktardaki sipariş emri ve ticari defterlerin görevlendirilecek bilirkişilerce yerinde incelenmesini talep ettiklerini, vade farkı istenemeyeceğinden faiz alacağının da talep edilemeyeceğini, davacı asilin takibe konu alacakla ilgili müvekkili şirketi ibra ettiğine dair protokol düzenlendiğini, 6098 sayılı TBK 117. vd. maddeleri dikkate alındığında temerrüt hükümlerinin uygulanamayacağını, TTK 1530. maddesi mal ve hizmet faturalarına yönelik olup, sözleşmede bir vade belirlenmediği somut durumlara uygulanabildiğin iddia ederek davanın reddedilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇEDava; sözleşmeden kaynaklı alacak nedeniyle itirazın iptaline yöneliktir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu "Madde 67 - (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/37 md.) (Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminata hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır." hükümlerini haizdir. Bilirkişi raporunda özetle; taraf ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, davacı ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan 3.037.536,24 TL alacaklı gözüktüğü, davalı ticari defter ve kayıtlara göre ise davacıya borcunun bulunmadığı, kayıtlara göre taraflar arasındaki ticari ilişki 2022 yılı öncesinde başlamış olup, 2022 yılında yoğun olarak devam etmiş ve 07.11.2022 tarihinde sonlanmış olduğu, kayıtlara göre ödemelerin genel olarak fatura bazında yapıldığı görülmekle birlikte, dava dilekçesinde davaya konu faiz alacağının hangi dönem sipariş formları ve fatura alacaklarını kapsadığı, 2022 yılı öncesi fatura alacaklarını da kapsayıp kapsamadığı beyan edilmemiş, buna ilişkin faiz hesap tablosu dosyaya sunulmadığı, bu husus davacı şirket yetkilisi .. ... (.. .) sorulmuş olup, cevaben "avukatla görüşülüp, konunun açıklığa kavuşturulacağı" belirtilmiş ancak bu konuda bir gelişme olmadığı, davacı vekilince davaya konu faiz alacağının hangi dönem sipariş formları ve fatura alacaklarını kapsadığının tablo halinde açıklanması gerekeceği, taraf şirket defter kayıtları arasında uyum olmadığından, davacı vekilince tablo halinde beyan edilecek ilk faturadan itibaren tüm fatura ve ödeme dekontlarının dosyayasunulmasının gerekeceği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde, davalının ibranamesinin bulunduğu belirtilmiş olduğu ancak fiziki dosyada görülmediği, harici görevlendirilmemiz nedeniyle Uyap sisteminin incelenemediği, sonuç ve kanaatine varılmıştır.Davacının davasını 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıp açmadığı incelenmiş olup, davalı 08.02.2023 tarihinde itiraz dilekçesini takip dosyasına sunmuştur. Davacı 24.03.2023 tarihinde arabuluculuk görüşmelerini başlatmış, görüşmeler 06.04.2023 tarihinde sonlanmıştır. Davacı eldeki davayı 15.08.2024 tarihinde ikame etmiştir. Davanın 1 yıllık hak düşürücü süre sonu 24.03.2024 tarihidir. Davacı davasını 2004 sayılı kanunun 67/1 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açmamıştır. Davalı cevap dilekçesinde bu yönde de itirazda bulunmuştur. Hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın usulden reddi gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;1-Davanın BİR YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE İÇERİSİNDE AÇILMADIĞINDAN USULDEN REDDİNE,2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 28.371,90 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL dava şartı arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair, davacı vekili yokluğunda ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/04/2025 Katip .... E imzalıdır Hakim ... E imzalıdır