Yargıtay, davacının alacaklılardan mal kaçırma iddiasıyla mirasın reddinin iptali talepli davasında, TMK 617deki 6 aylık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek istinaf kararını onadı.
Özet: Davacı alacaklısının, davalının borcundan kurtulmak amacıyla mirasın kötüniyetle reddedildiği iddiasıyla Türk Medeni Kanununun 617. maddesi uyarınca açtığı mirasın reddinin iptali davasında, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, mirasın reddi işleminin iptali için kanunda öngörülen altı aylık hak düşürücü sürenin davacının alacaklı sıfatıyla dava açması için geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar vermiş; temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay da, uyuşmazlığın kanundaki hak düşürücü süre içinde açılmaması sebebiyle usul ve kanuna uygun olduğuna hükmederek bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
7. Hukuk Dairesi         2025/4926 E.  ,  2026/2993 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/480 E., 2025/1129 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/553 E., 2022/64 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından açılan dava sonucunda 227.102, 80 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın kesinleşmesi üzerine İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2011/13634 Esas sayılı dosyası üzerinden kararın icraya konulduğunu, takiplerin uzun süre devam ettiğini, bu sırada davalının murisi İsmail Alp'in öldüğünü, davalı tarafından kötüniyetle davacıyı zararlandırmak amacıyla borcunu ödememek, alacaklılardan mal kaçırmak için mirasın reddedildiğini, ret tarihinden sekiz sene sonra da mirasın reddedildiğine ilişkin icra dosyasında beyanda bulunulduğunu, TMK'nın 610 /2. maddesinin açık olduğunu, tekere mallarını gizleyen kendisine mal edinen mirasçının mirası reddedemeyeceğini, davalı tarafından taşınmazların kullanıldığını ileri sürerek davalının mirası ret hakkından mahrum olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 3 aylık süre içinde mirasın reddedildiğini, 7 yıl sonra 6 aylık hak düşürücü süreden sonra davanın açıldığını, mirasın aile içi borç ilişkileri nedeni ile reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "iddianın ileri sürülüş itibariyle davanın, mirasçı ...'in alacaklısı olan davacının TMK 617. maddesi uyarınca mirasın reddinin iptali talebine ilişkin olduğu, TMK 617.maddesine göre, öncelikle düzenlemede yer bulan ve hak düşürücü süre olarak öngörülen 6 aylık sürenin dolup dolmadığına bakılması gerektiği, ilgili kanun maddesi uyarınca, mirasın reddi davasının, ret tarihinden başlayarak 6 ay içinde açılması gerektiği, somut olayda, davalı ... tarafından mirasın ret iradesinin Bursa 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde 25.07.2013 tarihinde açmış olduğu dava ile ortaya koyulduğu ve mirasın reddinin tespitinin ise mahkemece 17.09.2013 tarihinde yapıldığı, iş bu mirasın reddini iptali davasının ise ret tarihinden başlayarak 6 aylık süreden sonra 27.08.2020 tarihinde açıldığı, hak düşürücü sürenin dolduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Yasanın 617/1. maddesi gereğince malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabileceği, somut olayda, davacı, mirasçının alacaklısı olduğuna göre yerel mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece TMK'nın 610/2. maddesinin hatalı yorumlandığını, dosyadaki delillerin hiç dikkate alınmadığını, davalının miras hakkından mahrum bulunduğunun tespitine dair davalarında haklı olduklarını, bugüne kadar borcunu ödemeyen davalının ödüllendirildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 617. maddesi gereğince mirasın reddinin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.