Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen itirazın iptali davası, duvar kağıdı hizmeti faturasından kaynaklanan 24.140 TL bakiye alacak ve karşılıklı hizmet ifası iddialarını konu almaktadır.
Özet: Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta, davacı şirket duvar kağıdı uygulama hizmetleri karşılığı düzenlediği 34.140 TLlik faturadan kalan 24.140 TL alacağın tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ederken, davalı şirket ise hizmetin ifa edilmediği, faturanın haksız kesildiği ve anlaşılan bedelin üzerinde olduğu iddiasıyla ödediği 10.000 TL avansın iadesini talep etmektedir; tarafların karşılıklı icra takibi ve itirazın iptali davalarının birleştirildiği bu dosyada, bilirkişi incelemesi ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğunu ve her iki tarafça düzenlenen faturaların kayda alındığını ortaya koymuştur.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/150 Esas - 2026/395

TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/150 Esas
KARAR NO : 2026/395
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/10/2024
KARAR TARİHİ : 18/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının duvar kağıdı satış ve uygulamasına ilişkin hizmetler verdiğini, davalı şirketin de davacıdan aynı nitelikte hizmetler satın aldığını, alınan hizmetler karşılığında fatura düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, davalı tarafından faturaya itiraz edilmediğini, fatura tutarının 34.140,00 TL olduğunu, söz konusu faturaya karşılık davalı tarafından 10.000,00 TL ödendiğini, fatura bakiyesi 24.140,00 TL'nin ödenmediğini bu sebeple davalı taraf aleyhine bakiye borcun tahsili için 18.01.2024 tarihinde ... sayılı dosyası ile 15.12.2023 tarihinde düzenlenen ... nolu 34.140,00 TL tutarındaki faturadan kalan 24.140,00 TL alacağının tahsili amacıyla, ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, davalı şirket tarafından, ödeme emrinde belirtilen borcun tamamına itiraz edilmesi nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine 21.02.2024 tarih ve ... numaralı dosya üzerinden arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ve sonuç alınamadığından, davanın kabulüne, takibin devamına, icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, ihtiyat haciz talebinin kabulünü ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmişlerdir.
Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." adresinde bulunan şubesinin duvarlarını kaplamak için davalı ile anlaştığını, bu anlaşma doğrultusunda davalıya 10.000,00 TL ön ödeme gönderdiğini, anlaşma tutarı ise 25.000,00 TL olarak belirlendiğini, ancak davalının müvekkiline ait iş yerinde herhangi bir iş yapmadığı gibi müvekkilinin bilgisi dahilinde olmayan ve anlaşma tutarının çok üstünde bir fatura kestiğini, iş bu faturaya ilişkin müvekkili aleyhine ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, taraflarınca yapılan itiraz sonucu ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine itirazın iptali davasının açıldığını, fatura alacağı olduğunu iddia eden davalının, fatura içeriğinde belirtilen hizmetleri yerine getirdiğini ispatlaması gerektiğini, davalının işi yapmaması nedeniyle, müvekkili tarafından yapılan 10.000 TL'lik ödemenin iadesi için ... E.sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, öncelikle davalar arasında irtibat bulunması nedeniyle, iş bu dosyanın ... E.sayılı dosyası ile birleştirilmesine, aksi halde ... E.sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı taraf arasında düzenlenen sözleşme ile; davacının davalının ... adresindeki şirketinin duvarlarını duvar kağıdı ile kaplamayı taahhüt ettiğini, davacı tarafa henüz işe başlamadan 16.12.2023 tarihinde 10.000,00 TL ödeme yapıldığını, ancak davacı tarafın sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu hususun davacıya defalarca iletilmesine rağmen davacının taahhüt ettiği hizmeti yerine getirmediğini, davalının davacının yaptığı ödemeyi geri iade etmediğini ve haksız yere davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davacı taraftça davalı adınan düzenlenen 34.140,00 TL bedelli faturanın davalıya tebliğ edildiğini, davalının haksız faturaya itiraz ettiğini ve 03.01.2024 tarihinde iade faturası düzenleyerek davacı tarafa tebliğ edildiğini, davacı tarafın edimini yerine getirmemesinden dolayı, davalı tarafın başka bir firma ile anlaşma yaptığını ve duvar kağıdı işini bu firmaya yaptırmak zorunda kaldığını, davalı şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER:
-... esas sayılı icra takip dosyası,
-Fatura, ödeme dekontu, taraf ticari defter ve kayıtları,
-Bilirkişi raporu:
31/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ve davalı ticaret defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK'nın 64. maddesinde ifade edilen belirli kanuni şartları taşıdığı, Davacı ve davalı ticari defterlerinin tek düzen hesap planı ve uygulamalarına uygun şekilde tutulduğu, davacı şirket tarafından toplam 24.140,00 TL (faiz hariç) takipli alacağın konusunu oluşturan; 15.12.2023 tarih ve ... nolu 34.140.00 TL satış faturasının davacı ve davalının defter kayıtlarına yasal süresi içerisinde kayıt edildiği, davalı tarafından davacıya düzenlenen 03.01.2024 tarih ... nolu 34.140,00 TL tutarlı iade e-arşiv faturasının davacı'ya usulünce tebliğ edilmediği (vuk 443), davalının yasal defter kayıtlarına gore; davacıdan 10.000,00 TL alacaklı olduğu (ade faturası kesildikten sonraki bakiye), davacının yasal defter kayıtlarına ve ödeme belgelerine göre 24.140,00 TL (faiz hariç) alacaklı olduğu, davalının düzenlemiş olduğu 34.140,00 TL'lik iade faturasının karşı tarafa tebliğinin Vergi Usul Kanunu'nun Genel Tebliği'ne uymamasının değerlendirilmesinin hakimin takdirine bırakıldığı ve bakiye 10.000,00 TL alacak yasal yevmiye defter kaydına göre tespit edildiği, davalının kapanış tasdiki yerine geçen, 12-2023 dönemine ait defterlerinin yasal süresi içerisinde e-defter beratlarının ... (...) tarafından onaylandığı, Türk Ticaret Kanunu'na göre kapanış tasdiki sadece yevmiye ve Yönetim Kurulu defterleri için sınırlandırılmış olup, davalının defteri işletme defteri olduğu için (2.sınıf tüccar) kapanış tasdiki şartı aranmadığı belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
... sayılı dosyasının mahkememiz dosyası ile birleştirildiği görüldü.
Asıl dava, faturaya dayalı icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır.
İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
(3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
(4) ...
(5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır."
Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için:
a) İlamsız takip yapılmış olması,
b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması
yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir.
İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir.
İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer.
Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır.
Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır.
Davacı, davalı ile aralarında eser sözleşmesi bulunduğunu, işin ayıpsız teslim edildiğini; ancak alacağını tahsil edememesi nedeniyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya arasına alınan fatura, kayıtlar, dinlenilen tanık beyanlarından davacının davalının iş yerinde duvar kaplama işi yaptığı kabul edilmiştir. Taraf ticari defterlerindeki kayıtların incelenmesi sonucu tanzim edilen bilirkişi raporunda iş bedeli olarak davacı tarafından kesilen faturanın davalı ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalının daha sonra iade faturası kesmiş ise de işbu faturayı davacıya tebliğ ettiğine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı, bunun dışında taraf ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, süresinde tasdiklerinin yapıldığı görülmüştür. Taraf ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, bu haliyle davalının davacıya 24.140,00 TL borçlu olduğu kabul edilmiştir.
Davalı her ne kadar faturaya konu işin davacı tarafından taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya rağmen ifa edilmediğini iddia etmişse de edimin ifasında çalışan tanıkların beyanları samimi görülmüş olup, davalının iddiasını ispatlar delilleri dosyaya bildirmediği kabul edilmiştir.
Yapılan incelemede davacı ile davalı arasındaki ilişkinin eser sözleşmesinden kaynaklandığı, hükme esas alınan taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan 24.140,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle hükmedilen 24.140,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Birleşen dava yönünden;
Dava, taraflara arasında sözlü olarak kurulan eser sözleşmesi nedeniyle gönderilen kapora bedelinin işin yapılmaması sebebiyle iadesi amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
Birleşen davada davacı, davalının duvar kaplama işini yapmadığını, bu nedenle davalıya verilen ön ödemenin iadesi gerektiğinden bahisle eldeki davayı açtığı, yapılan yargılama ve dinlenilen tanıklarla asıl dosyada davalının işi eksiksiz yerine getirdiği kabul edilmekle, aynı gerekçelerle birleşen davada davacının 10.000,00 TL ön ödemeyi talep edemeyeceği kabul edilmekle, birleşen davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Asıl dava yönünden;
Davanın KABULÜNE,
... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin aynı koşullarda devamına,
İcra inkar tazminatı talebinin reddine,
Birleşen dava yönünden;
Davanın REDDİNE,
Asıl dava yönünden;
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 1.649,00 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.221,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.120,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 24.140,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan harçlar dahil 4.296,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Birleşen dava yönünden;
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, Asıl davada davacı, birleşen davada davalı Vekili Av. ... (e-duruşma), asıl davada davalı, birleşen davada davacı Vekili Av. ... 'ın yüzlerine karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/05/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.