İşe iade kararı sonrası işverenin çalışanı farklı koşullarda işe davet etmesinin ciddi görülmeyerek alacak taleplerinin kabulü.
Özet: İşe iade davasını kazanan davacının, işveren tarafından önceki görev yerinden farklı bir şehirde ve/veya düşük ücretle işe davet edilmesinin iş sözleşmesinde esaslı değişiklik teşkil etmesi ve davalının işe davetinde ciddi olmadığını göstermesi nedeniyle, ilk derece ve istinaf mahkemelerince, davacıya fark kıdem tazminatı, fark yıllık ücretli izin alacağı, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacaklarının ödenmesine karar verilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/2556 E.  ,  2026/3258 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2907 E., 2025/3048 K.
DAVA TARİHİ : 31.01.2025
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/28 E., 2025/376 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz olarak feshedilmesi üzerine açtıkları işe iade davasının kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleşmesi üzerine süresi içinde işe iade başvurusunda bulunduklarını, yapılan başvuru sonrasında davalı işverence işe davet edilmelerine rağmen belirtilen gün ve saatte işyerinde hazır olan müvekkilinin son işinde ve ünvanında görevine devam ettirilmeyerek son görev yerinden başka bir şehre görevlendirildiğini, müvekkilinin bu şekilde görevlendirilmesinin davalının işe davetinde ciddi olmadığının göstergesi olduğunu, müvekkiline son fesih tarihindeki ücreti üzerinden boşta geçen süre de dâhil edilerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının gerektiğini, ayrıca müvekkiline işe iade sonrası tespit edilen alacakların ödenmediğini ileri sürerek fark kıdem tazminatı, fark yıllık ücretli izin alacağı, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, işe iade başvurusu kapsamında davacının işe başlamasına karar vermesine, davacıyı işe davet etmiş olmasına ve davacının işe iade sonrası görev tebliğ belgesini tebellüğ etmesine rağmen davacının işe başlamadığını, toplu iş sözleşmesi maddeleri kapsamında davacının eski işyerine daveti mümkün bulunmadığından müvekkili tarafından tamamen iyiniyetli olarak davacıya işe davet ihtarnamesi gönderildiğini, davacının bu göreve başlamayı kabul etmeyerek işe başlamadığını, müvekkilinin davacıya yapmış olduğu işe iade davetinin ilgili toplu iş sözleşmesi hükmünce ve yargı kararları ile içtihatlar ışığında esaslı değişiklik oluşturmadığını, aynı coğrafi bölge sınırlarında olduğunu, davacının işe iade başvurusunda samimi olmadığını, nihai hedefinin feshin geçersizliğine bağlı tazminat ve alacakları almak olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının daha önceki görev yerinden farklı bir yerde görev yapmasının teklif edildiği, işe iade kararı sonrası farklı ilde iş teklifinin önceki koşullar ile aynı şartlarda işe başlatma daveti olarak kabul edilemeyeceği ve iş sözleşmesinde esaslı değişiklik sayılacağından davalının işe davetinde ciddi olmadığının kabulü gerektiği, davacının toplu iş sözleşmesinden faydalandığı, 4 aylık boşta geçen sürenin de ilavesi ile belirlenen kıdemine göre iş sözleşmesinin feshedilmiş sayıldığı tarihteki zamlı ücreti üzerinden hesaplanarak ödenenin mahsubu suretiyle fark kıdem tazminatı ve fark yıllık ücretli izin alacağının hesaplanması gerektiği, davalı tarafça, tazminata esas ücret yönünden itirazda bulunulmuşsa da kıdem tazminatı tavanı aşıldığından sonuca etkili olmadığı, yıllık ücretli izin yönünden ise resen hesaplama yapıldığı, davalının davacı tarafça yasal süre içerisinde işe başlatılması amacıyla yapılan başvuruyu ciddiye almadığı, sadece işe iadenin sonuçlarını bertaraf etmek amacıyla davacının gidip çalışmasının mümkün olamayacağı yerler gösterdiği, davacıya belirli bir yer gösterilip söz konusu yerde de aynı şartlarda ve aynı şekilde çalıştırılacağının usulüne uygun bir şekilde bildirilmesi gerektiği anlaşıldığından davacının işe iadenin sonuçları olan boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı talebinin kabulü gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya önceki görev yerinden farklı bir yerde görev teklif edildiği ve ücretin de düşük belirlendiği, bu nedenle işe davetinin ciddi nitelik taşımadığı, kesinleşen kararda yapılan feshin geçerli fesih olmadığının tespit edildiği gözetilerek davacı lehine fark kıdem tazminatına hükmedilmesinin, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretinin hesaplanmasının isabetli olduğu; yıllık ücretli izin alacağı yönünden ise işverence yapılan ödemeler ve izin formları birlikte değerlendirilerek bakiye miktarın ödendiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle bu alacağa hükmedilmesinde de hata bulunmadığı belirtilerek davalı tarafın istinaf dilekçesi ile sınırlı yapılan inceleme sunucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkili Şirketin işe iade başvurusu kapsamında davacının işe başlamasına karar vermesine, davacıyı işe davet etmiş olmasına ve davacının işe iade sonrası görev tebliğ belgesini tebellüğ etmesine rağmen işe başlamadığını,
2. Davacının işe başvurusunun samimi olmadığını, yapılan işe iade davetinin esaslı değişiklik oluşturmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının işe başlatılma talebinin samimi ve işverenin işe davetinin ciddi olup olmadığı ile buna bağlı olarak davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.