Hırsızlık suçundan temyiz incelemesi: Gerekçesiz başvuru reddi ve Bölge Adliye Mahkemesinin yasal değişiklik ile etkin pişmanlık hükümlerine ilişkin bozma kararlarının hukuki denetimi.
Özet: Yargıtay, hırsızlık suçundan kurulan hükme ilişkin sanığın hukuki gerekçe belirtmeyen temyiz başvurusunu reddetmiş; diğer sanıklar müdafiinin cezanın ağırlığı, gönüllü vazgeçme veya etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması iddialarına dayanan temyiz istemini incelerken, Bölge Adliye Mahkemesinin daha önce hırsızlık suçunun vasfı, çalınan hayvanın akıbeti, ceza hesabı ve yargılama giderleri dağıtımındaki hatalar nedeniyle verdiği bozma kararındaki hukuka aykırılıkların Ceza Muhakemesi Kanununda duruşma açmaksızın bozma kararı verilebilecek sınırlı haller arasında bulunmadığına dikkat çekilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/3893 E.  ,  2026/7038 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/3745 E., 2022/162 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
I. Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümle ilgili sanığın temyiz isteminin incelenmesinde
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2021/3745 Esas, 2022/162 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek hırsızlık
suçundan verilen karar temyiz edilirken herhangi bir gerekçe gösterilmediğinden sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II. Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümle ilgili sanıklar müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanıklar müdafiinin temyiz isteminin, verilen cezanın fazla olduğuna, sanıklar hakkında suça konu keçiyi bırakmaları nedeniyle gönüllü vazgeçme ya da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Ermenek Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.09.2020 tarihli ve 2019/294 Esas, 2020/216 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21/01/2021 tarihli ve 2020/1932, 2021/75 Karar sayılı kararı ile “18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı Yasa ile TCK’nın 142/2-(g) maddesinde yapılan değişiklik ile hırsızlık eyleminin sürüde, barınak yerlerinde veya açıkta bulunan küçükbaş hayvana karşı işlenmesi şartı kaldırılıp sadece küçükbaş hayvanın çalınması şeklindeki eylemlerin de TCK’nın 142/2-(g) maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağının düzenlendiği, bu yasal değişiklikle birlikte ise sanıkların eyleminin TCK’nın 142/2-(h) maddesinde düzenlenen bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçuna göre daha özel bir düzenleme olan TCK’nın 142/2-(g) maddesine uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK’nın 142/2-(g)-(h) maddesinden hüküm tesisi, kolluk tarafından tanzim edilen tutanaklarda suça konu hayvanın aranmasına rağmen bulunamadığının belirtilmesine karşın iddianamede ve katılanın soruşturma ifadesinde suça konu keçinin bulunduğu bilgisine yer verildiği gözetilmeden oluşan bu çelişkili durumun giderilmesi bakımından katılandan suça konu hayvanın bulunup bulunmadığı sorulup netleştirilerek sanıklar hakkında TCK’nın 168/1 maddesinin uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığının tartışılmaması, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 142/2-g-h ve 143. maddeleri uyarınca belirlenen 7 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden, aynı Kanun'un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken hapis cezasının 6 yıl 10... gün yerine, hesap hatası sonucu 5 yıl 22... gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, yargılama giderlerinin her bir sanığa sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklardan eşit olarak alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılmasından” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 21.01.2021 tarihli ve 2020/1932, 2021/75 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Ermenek Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.10.2021 tarihli ve 2021/97 Esas, 2021/457 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.