Danıştay, 6362 sayılı Kanun uyarınca sermaye piyasasında makul şüpheyle ortaya konulan manipülasyon fiilleri nedeniyle uygulanan altı aylık geçici işlem yasağının hukuka uygunluğunu inceledi.
Özet: Sermaye Piyasası Kurulu tarafından, bir şirketin pay piyasasında manipülatif işlemler yaparak 6362 sayılı Kanunun 107. maddesi uyarınca yatırımcılara yalan veya yanıltıcı bilgi yaydığı şüphesiyle uygulanan altı aylık geçici işlem yasağının iptali istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi davacının amcasıyla birlikte menfaat elde etmek amacıyla piyasayı yönlendirici işlemler yaptığına dair makul şüphe bulunduğunu belirterek yasağı hukuka uygun bulmuş; ancak bölge idare mahkemesi, davacının yatırımcı kararlarını etkilemek amacıyla yalan veya yanıltıcı bilgi yaydığına dair tespit bulunmadığını, sadece piyasada işlem yaptığının anlaşıldığını belirterek yasağın hukuka aykırı olduğuna hükmedip iptal etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:2024/3520Karar No:2025/883TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Sanayii Anonim Şirketi (...) pay piyasasında 14/08/2023-25/08/2023 döneminde meydana gelen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerine ilişkin olarak yapılan incelemeler sonucunda 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle anılan Kanun'un 1. maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrası ve V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrası ile 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı hakkında 29/08/2023 tarihinden başlamak üzere borsalarda 6 (altı) ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına dair ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 6362 sayılı Kanun'un 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan kişiler hakkında Kurul tarafından, borsalarda geçici olarak işlem yapılmasının yasaklanabileceğinin, buna göre dava konusu yasaklama tedbirinin sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiğine, söylenti çıkardığına, haber verdiğine, yorum yaptığına veya rapor hazırladığına ya da bunları yaydığına ve bu suretle menfaat sağladığına dair makul şüphe bulunanlar hakkında uygulanabileceğinin, 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrasından, geçici işlem yasağı tedbirinin uygulanabilmesi için 106. ve 107. maddede sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphenin varlığının yeterli görüldüğünün; Dosyanın incelenmesinden, ... pay piyasasında 14/08/2023-25/08/2023 tarihleri arasında gerçekleştirilen işlemler, para transferleri, hisse senedi alımı için emir iletimlerinin zaman ve hareket yönünün uyumu, akrabalık ve yakınlık ilişkilerine dair hususlar ve pay ile ilgili davacı tarafından gerçekleştirilen işlemlerin, diğer grup üyeleri ile uyumlu olması birlikte değerlendirildiğinde, hisse piyasasına etki edilmeye yönelik, yönlendirici işlem ve davranışlarda bulunulduğunun görülmesi karşısında, davacıya yüklenen fiilin sabit olduğunun anlaşıldığı; Bu itibarla, 6362 sayılı Kanun'un geçici işlem yapma yasağı uygulanabilmesinin koşulu olarak aradığı sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya bunları yaydığı ve bu suretle menfaat sağladığına ilişkin tespitlerin makul şüphe oluşturması gerektiği, davacının amcasıyla ortak hareket etmek suretiyle menfaat elde etmesinin makul şüphe oluşturması nedeniyle diğer yatırımcıların hak ve menfaatlerini korumak maksadıyla davacı hakkında tesis edilen borsalarda 6 (altı) ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 6362 sayılı Kanun'un 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan kişilerin Kurul tarafından borsalarda geçici olarak işlem yapılmasının yasaklanabileceği, geçici işlem yapma yasağının sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağlayanlardan bu fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunanlar hakkında uygulanabileceği; ... pay piyasasında 14/08/2023-25/08/2023 döneminde (inceleme dönemi) meydana gelen fiyat ve miktar hareketlerinin Kurulca incelenmesi sonucunda hazırlanan inceleme raporunda; sosyal medya uygulamaları Twitter ve Telegramda "..." ve "..." adlı hesaplar üzerinden ... payına ilişkin olarak yatırımcıları yönlendirici paylaşımların yapıldığı tespitlerine yer verildiği, davacı hakkında ise yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı herhangi bir beyanda bulunduğu ve bu suretle menfaat sağladığı yönünde bir tespitte bulunulmadığı; davacı hakkındaki tespitin, anılan pay piyasasında işlem gerçekleştirilmesi olduğu, bahse konu paylaşımlarla pay fiyatı artırılarak grubun mülkiyetinde bulunan payların satılıp menfaat temin etmeye yönelik birlikte hareket edildiği ve bu suretle 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen suçun unsurlarının oluştuğuna dair makul şüphe bulunduğunun değerlendirildiği, ancak makul şüphenin, her bir olayın özelliğine göre değişkenlik göstereceği, makul şüphenin hangi koşullarda gerçekleşeceğinin önceden öngörülebilmesi mümkün olmadığı, anılan kavramın öğreti, uygulama ve yargı kararlarında anlam ve içeriğinin gelişip değişeceği, benzer yargı kararlarının da bu yönde olduğu, somut olayda ise, 6362 sayılı Kanun'un geçici işlem yapma yasağı uygulanabilmesinin koşulu olarak aradığı sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya rapor hazırladığı ya da bunları yaydığı ve bu suretle menfaat sağladığına ilişkin davacıya yönelik herhangi bir tespitte bulunulmadığı, bu yöndeki tespitlerin farklı şahıslar hakkında yapıldığı, dava konusu tedbirin davacı hakkında tesis edilme gerekçesi olarak ... pay piyasasında işlem gerçekleştirmesinin gösterildiği ve bu durumun da 107. maddenin ikinci fıkrasında yer alan fiilin işlendiğine dair makul şüphe olarak değerlendirildiğinin anlaşıldığı; Bu itibarla, 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrası ile 101. maddesinin birinci fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, 101. maddenin birinci fıkrasının, 107. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan fiilin işlenmesine yönelik makul şüpheyi geçici işlem yasağının sebebi olarak düzenlediği, 107. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanmayan ancak bu fiile iştirak kapsamında başka iş ve işlemler gerçekleştirildiğine yönelik makul şüphenin ise “107. maddenin ikinci fırkasında tanımlanan fiilin işlenmesine yönelik makul şüphe” kapsamında değerlendirilemeyeceği, aksi düşüncenin kanunilik ilkesine aykırılık oluşturacağı anlaşıldığından, davaya konu geçici işlem yapma yasağının uygulanabilmesi için 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ve özetle yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı herhangi bir beyanda bulunmak ya da başkalarının beyanlarını yaymak suretiyle menfaat sağlamak olarak tanımlanabilecek bir fiilin işlendiğine dair makul şüphe bulunması gerekmekte olup somut olayda davacı hakkında sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya rapor hazırladığı ya da bunları yaydığı ve bu suretle menfaat sağladığı yönünde makul şüphe oluşturacak bir tespit ya da değerlendirmenin davalı idarece yapılmadığı, davacı hakkında anılan pay piyasasında işlem gerçekleştirmek fiillerinin ise 107. maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan fiil kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacının denetleme raporunda tespit edilen fiillerinin 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen fiiller kapsamında bulunması halinde, davalı idarece bu düzenleme çerçevesinde ayrı bir değerlendirme yapılabileceği de belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, söz konusu fiiller davacının dahil olduğu grup tarafından gerçekleştirildiğinden, davacı tarafından ayrıca işlenmesine gerek bulunmadığı, hukuka uygun davranışlar ile gerçekleştirilen ancak suç/kabahat niteliğini haiz olan eylemlerin tek kişi tarafından gerçekleştirilebileceği gibi uygulamada çoğu kez görüldüğü üzere birçok kişinin -özellikle piyasada hakimiyetin elde edilmesi amacıyla- bir araya gelmesiyle oluşturulan yatırımcı grubu tarafından da gerçekleştirilebildiği, sermaye piyasası mevzuatı ile düzenlenen ve hukuk düzeni tarafından yasaklanan fiillerin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda her bir kişi tarafından bahse konu fiillerin gerçekleştirilmesine gerek bulunmadığı, kişilerin hakimiyet derecesine göre değerlendirme yapılması gerektiği, iştirak içerisinde gerçekleştirilen fiillerde birtakım kişilerin sermaye piyasası araçlarının fiyatını etkileyebilecek şekilde yalan, yanlış bilgi verme gibi fiilleri gerçekleştirdiği, diğer kişilerin ise menfaat temin ettiği, böylece birden fazla kişi tarafından Kanun'un 107/2 maddesinde belirtilen fiiller üzerinde hakimiyet kurulduğu, makul şüphe bulunduğunun açık olduğu, işlemlerdeki paralellik ve bankalar arasındaki transferlerin grup arasındaki bağlantıları açıkça gösterdiği, işlemin tedbir niteliğinde olduğunun da dikkate alınması gerektiği, somut olaylar karşısında bir durumu haklı gösterecek emarelerin varlığı ile oluşacak şüpheye makul şüphe denildiği, Kurul uzmanı tarafından yapılan inceleme ve denetleme faaliyeti sonucunda bahse konu işlemlerin "peçelenerek" gerçekleştirilmesi kıstası dahil olmak üzere bir bütün olarak incelendiği ve makul şüphe seviyesine ulaşıldığı, makul şüphe değerlendirmesinin sermaye piyasalarını geliştirme ve koruma görevi tevdi edilen Kurul uzmanları tarafından tespit edilerek nihai kararın Kurul organınca değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğu, gelişen teknolojilerle birlikte bu tür uygulamaların da piyasa bozucu eylemlerin "peçelenmesi" amacıyla oldukça elverişli araçlar haline geldiği, gruplarda her bir kullanıcı tarafından ileti gönderilebilirken kanallarda belirli kişiler tarafından ileti gönderilebildiği, grup tarafından bir bütün halinde gerçekleştirilen işlemlerin piyasa bozucu niteliği haiz olduğu noktasında makul şüphenin bulunduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine, 5. Davalı idare tarafından fazla yatırılan ... TL harcın istemi halinde davalıya iadesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/02/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY :6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Piyasa bozucu eylemler, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirler" başlıklı 101. maddesi uyarınca Kurulun, 104., 106. ve 107. maddelerde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri ile ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak; borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirini almaya yetkisi bulunmaktadır. V-101.1 sayılı “Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği”nin 4. maddesinin 1-g bendinde, “Makul şüphe”, sermaye piyasalarında; işlem gerçekleştiren kişilerin veya onlarla birlikte hareket edenlerin işlem kalıpları ve hesaplarında gerçekleştirilen transferler, sermaye piyasası araçlarının geçmiş dönem fiyat miktar analizleri, fiili dolaşım oranları, sermaye piyasası araçları ile ilgili haber ve açıklamalar, ihbar veya şikayetler ile bunları destekleyen emareler dikkate alınarak yapılan incelemeler sonucunda Kanun'un 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiillerin işlendiğine dair oluşan şüphe olarak tanımlanmıştır. Makul şüphe, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesinde arama tedbirinin tatbiki için aranan şüphe seviyesi olup, Yargıtay tarafından “somut olgulara dayanma”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında “objektif bir gözlemciyi ikna etme” şartı aranmıştır. 6362 sayılı Kanun'un “Piyasa dolandırıcılığı” başlıklı 107. maddesinin 2. fıkrasında ise, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan ve bu yolla menfaat sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı kurala bağlanmıştır. Suça iştirak, Türk Ceza Kanunu'nun 37-41. maddeleri arasında düzenlenmektedir. Ceza Hukukunda suça iştirak, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesini ifade etmektedir (TCK m.37). Suça iştirak, bir kişi tarafından işlenebilecek bir suçun aralarında anlaşmak ve işbirliği yapmak suretiyle birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir. Ancak kasten işlenen suçlar iştirak halinde işlenebilir. Suça iştirak hallerinde “faillik” ve “şeriklik” olmak üzere iki kavram kabul edilmiştir. Fail, kanuni tipe uygun fiili icra etmesi nedeniyle işlenen suçtan doğrudan sorumludur. Buna karşılık, şeriklerin sorumluluğu doğrudan değildir, şerikler suçtan bağlılık kuralı gereğince sorumlu tutulurlar. Başka bir deyişle, şeriklerin suçla irtibatları failin şahsına ve işlediği fiile bağlılık arz etmektedir. Bu nedenle, şerikler kendilerince bilinen ve failin işlediği fiilden veya şahsından kaynaklanan nitelikli hallerden etkilenirler. Şeriklik, “yardım etme” ve “azmettirme” olmak üzere iki şekilde vücut bulur. Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesinde düzenlenen faillik, “müşterek faillik” ve “dolaylı faillik” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Müşterek faillik suretiyle suça iştirak, suçun vücut bulması için suçun işlenmesine katılan her bir failin eyleminin zorunlu katkısına ihtiyaç duyulması halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı faillik suretiyle suça iştirak ise, kişinin başkasını araç olarak kullanarak suç işlemesi halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı fail, asıl fail gibi cezalandırılmaktadır. Bu kapsamda, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suçun işlenebilmesi için, failde saik, yani özel kast olması, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan, yani bu seçimlik hareketlerden birisinin icra edilmesi ve bu yolla menfaat sağlanmış olması gerekir. Fail bir kişi olabileceği gibi, birden fazla kişi de olabilir. Bu suçun, iştirak yoluyla birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte işlenmesi, bu suça azmettirme veya yardım etme yoluyla iştirak edilmesi mümkündür. Zira, bu suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi ya da kişiler de sorumlu kabul edilmekte olup, bunun için asıl fail ile birlikte menfaat temin etmiş olması yeterlidir. Başka bir deyişle bu suça dolaylı fail olarak iştirakin mümkün olduğu gözükmektedir. 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suça iştirakin her şekli mümkün olup, anılan suç, iştirak bakımından bir özellik göstermemektedir. Mülga 2499 sayılı Kanun'un 47/A-2,3 bentlerinde, piyasa dolandırıcılığı suçunu işleyenler için “... gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler” şeklinde bir ibare yer almaktaydı. TCK'nin iştirake ilişkin genel hükümlerinin, söz konusu ibareyi gereksiz kılması karşısında, yeni kanunda buna benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. (Doç. Dr. Selman DURSUN, “6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun Suç ve Kabahat Düzenlemelerindeki Yenilikler”, Türk Ticaret Kanunu Ekseninde Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi-7, İstanbul, 3 Mayıs 2017, s. 327) Netice olarak, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suça iştirak eden faillere, azmettirenlere, yardım edenlere de ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak, borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirinin uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Öte yandan, VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 3. maddesinde, “Birlikte hareket eden kişiler”, bir ya da birden fazla kişinin emir veya işlemleri, emir veya işlem planları ya da sahip oldukları sermaye piyasası araçları hakkında bilgi sahibi olarak; zımni, sözlü ya da yazılı bir anlaşmaya dayanarak; aynı kişi ya da kişilerin yönlendirmesiyle hareket ederek; bir ya da birden fazla kişiyi yönlendirerek; vekalet alarak ya da almaksızın başkalarının hesaplarını kullanarak; aynı mekanı veya sanal ortam, bilgisayar, telefon, internet bağlantısı ya da iletişim kanallarından herhangi birini kullanarak emir ileten, işlem gerçekleştiren, nakit, nakit benzeri ya da sermaye piyasası aracı virmanı veya transferi yapan, hesap hareketi gerçekleştiren, bu fiilleri gerçekleştirenlere hesaplar, emirler, işlemler ya da şirketler hakkındaki bilgileri hukuka aykırı olarak veren kişiler veya her ne nam altında olursa olsun, doğrudan ya da dolaylı olarak, aralarında, hesaplar arasında veya yönettikleri ya da kullandıkları hesaplar arasında, nakit, nakit benzeri veya sermaye piyasası aracı virmanı ya da transferi gerçekleşen kişiler olarak tanımlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, ... payı ağırlıklı ortalama fiyatı (AOF) ve ortalama günlük toplam işlem miktarı ile yatırımcı sayısında yaşanan artış dikkate alınarak, ... pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak inceleme dönemi belirlenen 14/08/2023-25/08/2023 tarihleri arasında, “...” Twitter, “...” Telegram ve “...” Twitter hesabından ... payına yönelik çeşitli paylaşımlarda bulunulduğu, “...” adlı Twitter hesabından daha önce 27/11/2020 tarihinde başka bir pay piyasasında gerçekleşen emirler fiyat, miktar ve emir tipi yer alacak şekilde yapılan paylaşımlardan başka pay piyasasında gerçekleşen işlemler, emir tiplerine göre ayrıştırılarak yapılan incelemede; yine aynı hesap tarafından 25/12/2020 ve 16/01/2021 tarihlerinde paylaşılan portföy bilgilerinden paylaşımların yapıldığı tarihte söz konusu miktar ve fiyat seviyesinden emir ileten tek kişinin davacı ...'ın amcası ... olduğu, bu kapsamda “...” isimli hesabın kullanıcısının ... olduğu; benzer şekilde, “...” adlı Telegram hesabını kullanan şahsın kimlik tespitine ilişkin olarak, “...” Twitter hesabının bilgilerinde “...” isimli Telegram hesabının bağlantısının paylaşılması, yapılan paylaşımların “...” isimli Twitter hesabı paylaşımları ile paralel olması, her iki hesap isminin ve profil resimlerinin aynı olması ve “...” isimli Telegram hesabının söz konusu Twitter hesabında paylaşıldığı da dikkate alındığında her iki hesabın da kullanıcısının aynı kişi olduğu sonucuna ulaşıldığı, ... pay piyasasına ilişkin “...” isimli Twitter hesabından yapılan paylaşımlardan, özetle; 14/08/2023 tarihinde ... payına yönelik paylaşımların yapılmaya başlandığı, ... payı için 5.000,00-TL ve 10.000,00-TL hedef fiyatlar verildiği, takipçilere alım yapılması ve iki hafta payların mülkiyetlerinde tutulması gerektiğinin ifade edildiği, ...'nun bedelsiz sermaye artırımı açıklayacağının ifade edildiği, KAP'ta yer alan açıklamalar incelendiğinde ... tarafından bedelsiz sermaye artırımına ilişkin bir bildirim yapılmadığı, bununla birlikte pay fiyatına ilişkin olarak herhangi bir analize dayanmayan hedef fiyatların belirlendiği görülmüş olup, hem ... hakkında hem de pay fiyatı hakkında yatırımcıların kararlarını etkilemeye yönelik yanıltıcı paylaşımlarda bulunulduğu, ... pay piyasasına ilişkin “...” Telegram hesabından yapılan paylaşımlardan, özetle; pay fiyatına ilişkin gün içi hedef fiyatlar verildiği, ...'nun bedelsiz sermaye artırımı açıklayacağının ifade edildiği, payın tavan fiyattan alınması ve tavan fiyata alım emirlerinin iletilmesi gerektiğinin ifade edildiği, söz konusu paylaşımların, “...” Twitter hesabında yer alan paylaşımlarla benzer şekilde, pay fiyatını ve yatırımcıların kararlarını etkilemeye yönelik yanıltıcı paylaşımlar olduğu, aynı yatırımcı grubu üyesi içerisinde yer alan davacı ...'ın ... pay piyasasındaki işlemlerde birlikte hareket ettiği amcası ...'ın yönettiği “...” adlı sosyal medya hesaplarına benzer şekilde, “...” adlı sosyal medya hesabından da benzer paylaşımlar yapıldığının tespit edildiği, “...” Twitter hesabını kullanan şahsın kimlik tespitine ilişkin olarak, konuya ilişkin daha önce Kurulca ... pay piyasasına ilişkin 21/09/2022-17/11/2022 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin incelenmesi sonucunda hazırlanan ... tarih ve ... sayılı denetleme raporunda “...” isimli Twitter hesabının kullanıcısının ... olduğunun belirlendiği, adı geçen kişiye “...” Twitter hesabından yaptığı paylaşımlar ve gerçekleştirdiği, işlemler nedeniyle, Kurulun 16/08/2023 tarihli kararı ile VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 6/4 maddesi kapsamında 2.180.873,92-TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, “...” kullanıcı adlı Twitter ve “...” adlı Telegram hesaplarının kullanıcısı davacı ...'ın amcası ... ile “...” kullanıcı adlı Twitter hesabının kullanıcısı ... arasında 18/09/2019-16/08/2021 döneminde muhtelif tarihlerde 89 kere olmak üzere toplam 5.723.549,30-TL para transferinin bulunduğu, ... ile ...'in ... Menkul Değerler A.Ş. nezdinde ortak hesaplarının bulunduğu, söz konusu ortak hesap tarafından ...'a 01/06/2023 tarihinde 1.449 adet ... payı virmanlandığı, ... tarafından ise söz konusu ortak hesaba 02/05/2023 tarihinde 285.000 adet pay virmanlandığı, SGK kayıtlarında, ...'ın yöneticisi ve ortağı olduğu ... Bilişim A.Ş. ünvanlı şirkette ...'in çalışıyor olduğu, ...'ın ...'ın kardeşinin oğlu olduğu anlaşılmıştır. Kurulca dava konusu işlem, davacının diğer bazı yatırımcılarla birlikte ... payına yönelik talep oluşturulmaya çalışılan, yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek yanıltıcı bilgi ve yorumlar içeren, yüksek fiyat hedefleri verilerek pay fiyatını artırmaya yönelik paylaşımlar yapılan "..." ve "..." adlı Telegram ve Twitter hesaplarının yöneticisi olduğuna ilişkin makul şüphe oluşan kişilerle birlikte hareket ettiği, nitekim anılan kişiyle akraba olduğu ve söz konusu işlemler sonucunda grubun toplamda 4.441.794,61-TL menfaat elde ettiği tespitlerine dayanılarak tesis edilmiştir. Bu itibarla, incelenen dönemde ... payına yönelik yanıltıcı bilgi ve yorumlar içeren, yüksek fiyat hedefleri verilerek pay fiyatını artırmaya yönelik paylaşımlar ve işlemler dikkate alındığında, davacının 6362 sayılı Kanun'un 107/2. maddesinde sayılan fiillere asıl fail ve diğer grup ortakları ile birlikte menfaat temin etmek suretiyle iştirak ettiğine dair makul şüphenin oluştuğu sonucuna varıldığından, davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yapma yasağı uygulanmasına dair dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyorum.