Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, ticari alım satım sonrası bakiye alacak iddiasının ispatlanamaması üzerine davanın reddine karar veren yerel mahkeme hükmünün istinaf incelemesi.
Özet: Davacı şirket tarafından, davalı şirkete sağlanan tente ve cam filmi hizmetlerinden doğan 18.000,00 TLlik bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davada, davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiğini ve alacağın ticari defterlerle sabit olduğunu iddia etmesine karşın, yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporuyla takip dayanağı yapılan 29.03.2019 tarihli faturanın ödendiği ve davacının iddia ettiği bakiye alacağı ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, bu hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/733
KARAR NO:2026/911
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:16/12/2021
NUMARASI:2021/349 Esas, 2021/1207 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:26/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, davacı şirket ile davalı şirket arasında 29.03.2019 tarihli ticari alım satım sözleşmesi kapsamında toplam 70.003,50 TL bedelli tente malzemesi ve montaj hizmetinin yerine getirildiğini, davalının talebi üzerine sözleşme konusu camlara içerinin görünmesini engelleyecek şekilde cam filmi uygulandığını, ancak davalının daha sonra cam filminin gelir kaybına yol açtığını ileri sürerek davacıya haber vermeksizin camları kırıp kullanılamaz hale getirdiğini ve bu durumu gerekçe göstererek sözleşme bedelinin kalan 18.000,00 TL'lik kısmını ödemediğini, taraflar arasındaki yazılı sözleşme uyarınca ürünlere yetkili servis dışında yapılan müdahalelerin garanti kapsamı dışında kaldığını, bu nedenle davalının borcunu ödemekten kaçınmasının sözleşmeye aykırı olduğunu, davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, yapılan işe ilişkin 29.03.2019 tarihli fatura, sevk irsaliyesi ve tahsilat makbuzunun bulunduğunu ve bu belgelerde davalının yapılan hizmeti, kullanılan malzemeleri ve oluşan borcu kabul ettiğini gösteren imzaların yer aldığını, alacağın ticari defter ve kayıtlarla da sabit olduğunu, taraflar arasında zorunlu arabuluculuk görüşmeleri yapılmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını, Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız şekilde itiraz edildiğini, takip öncesi faiz talebinden vazgeçildiğini ve takip tarihinden itibaren ticari faiz talep edildiğini ileri sürerek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalının yüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesi süresinde sunulmamıştır.Mahkemece, davanın Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün... sayılı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacının takip dayanağı yaptığı faturadan kaynaklanan alacağının mevcut olup olmadığı ve alacak miktarının belirlenmesi noktalarında toplandığı belirtilmiş, icra dosyasının incelenmesinde davacı tarafından davalı aleyhine 18.000,00 TL asıl alacak ve 2.343,45 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.343,45 TL üzerinden takip başlatıldığı ve davalının takibe itiraz ettiği tespit edilmiş, tarafların BA-BS formları ilgili vergi dairelerinden getirtilmiş, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda davacıya ait 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, davacı ticari defterlerinde davalıdan 07.09.2020 takip tarihi itibarıyla 82.600,00 TL alacaklı göründüğü, davacının takip dayanağı yaptığı 29.03.2019 tarihli ve 70.003,50 TL bedelli ... numaralı faturanın kalan alacağı olduğu ileri sürülen 18.000,00 TL için icra takibi başlattığı, ancak söz konusu faturanın iki adet 35.000,00 TL bedelli çek ile ödendiği, davacı ticari defterlerinde görülen 82.600,00 TL tutarındaki alacağın ise 29.11.2018 tarihli ... numaralı faturadan kaynaklandığı, bu faturanın dayanağı olan irsaliyede teslim alan olarak ...'in imzasının bulunduğu, ancak irsaliyedeki ürünlerin taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerle uyumlu olmadığı, ayrıca sözleşmelerde davalı tarafından ön ödeme yapıldığının belirtilmesine rağmen bu ödemelere ilişkin kayıtların ticari defterlerde ve sunulan cari hesap ekstrelerinde yer almadığı, bu nedenle davacının takip dayanağı yaptığı 29.03.2019 tarihli ve 70.003,50 TL bedelli faturadan kaynaklanan bir alacağının bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği belirtilmiş, mahkemece takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereğince davacının takipte dayandığı fatura dışında taraflar arasındaki diğer ticari ilişkilerin inceleme konusu yapılamayacağı, takip ve dava konusu yapılan 29.03.2019 tarihli faturadan kaynaklanan alacağın bilirkişi raporuyla ödendiğinin tespit edildiği, davacının bu faturadan kaynaklanan bakiye alacak bulunduğu yönündeki iddiasını ispatlayamadığı,HMK'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükünün iddiasından kendi lehine sonuç çıkarmak isteyen tarafa ait olduğu, davacının ispat yükünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında düzenlenen sözleşme kapsamında 29.03.2019 tarihinde toplam 70.003,50 TL bedelli tente malzemesi ve montaj hizmetinin yerine getirildiğini, davalının talebi üzerine cam filmi uygulaması yapıldığını, davalının daha sonra camları kırarak kullanılamaz hale getirdiğini ve bu durumu gerekçe göstererek bakiye 18.000,00 TL iş bedelini ödemediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle dava açıldığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, bilirkişi raporuna karşı sundukları itiraz dilekçesinin değerlendirilmediğini, davalının ticari defterlerini incelemeye sunmamasına rağmen bu hususun dikkate alınmadığını, bilirkişinin davacı ticari defterlerinde görülen 82.600,00 TL tutarındaki alacağın başka bir faturadan kaynaklandığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, takip dayanağı 29.03.2019 tarihli ve 70.003,50 TL bedelli faturadan kaynaklanan 18.000,00 TL bakiye alacağın mevcut olduğunu, sözleşme ile fatura içeriklerinin birbiriyle uyumlu olmasına rağmen bilirkişinin bunların uyumsuz olduğu yönünde gerçeğe aykırı değerlendirmede bulunduğunu, sözleşmelerde yer alan pergola sistemlerinin faturada takım bazında gösterilmesinin işin niteliğinden kaynaklandığını, iki adet 35.000,00 TL bedelli çekin takip ve dava konusu faturaya ilişkin olmayıp başka bir iş ve faturaya ilişkin olduğunu, davalı tarafından hizmetin alınmadığına veya ürünlerin teslim edilmediğine yönelik herhangi bir savunma ileri sürülmediği halde bilirkişinin davalı lehine değerlendirme yaptığını, HMK'nın 219 ve 220. maddeleri uyarınca davalının ibraz etmediği ticari defter ve belgelerin sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmesi için yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasının zorunlu olduğunu, itiraza uğrayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, icra takibinin devamına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davada davacı, taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında 29.03.2019 tarihinde toplam 70.003,50 TL bedelli tente malzemesi ve montaj hizmetinin yerine getirildiğini, davalının talebi üzerine cam filmi uygulaması da yapıldığını,davalının daha sonra camları kırarak kullanılamaz hale getirdiğini ve bu durumu gerekçe göstererek sözleşme bedelinin kalan 18.000,00 TL'lik kısmını ödemediğini, sözleşme uyarınca ürünlere satıcı dışında yapılan müdahalelerin garanti kapsamı dışında olduğunu, davacının edimini gereği gibi ifa ettiğini, fatura, sevk irsaliyesi ve tahsilat makbuzlarının bulunduğunu, Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalı tarafından haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının yüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının takip dayanağı 29.03.2019 tarihli 70.003,50 TL bedelli ... numaralı faturadan kaynaklanan alacağının iki adet 35.000,00 TL bedelli çek ile ödendiğinin, davacının ticari defterlerinde görülen 82.600,00 TL alacağın ise başka bir faturadan kaynaklandığının tespit edildiği, takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereğince takip dayanağı yapılan fatura dışındaki ticari ilişkinin değerlendirme konusu yapılamayacağı, davacının takip ve dava konusu faturadan kaynaklanan alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bilirkişi tarafından icra dosyaları, faturalar, sözleşmeler, tahsilat makbuzları, BA BS bildirimleri, cari hesap ekstreleri, ticari defterler ve dosya kapsamındaki diğer belgeler incelenmiş, davacıya ait 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun şekilde tutulduğu, ticari defterlerin HMK'nın 222. maddesi kapsamında davacı lehine delil niteliğinin mahkemenin takdirinde bulunduğu, davalının ticari defterlerini inceleme günü olan 11.10.2021 tarihinde incelemeye sunmadığı, davacı ticari defterlerinde davalıdan 07.09.2020 icra takip tarihi itibarıyla 82.600,00 TL alacaklı göründüğü, davacı tarafından 29.03.2019 tarihli ve 70.003,50 TL bedelli ... numaralı faturanın kalan alacağı olarak 18.000,00 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, ancak söz konusu faturanın iki adet 35.000,00 TL bedelli çek ile ödendiğinin anlaşıldığı, davacı ticari defterlerinde görülen 82.600,00 TL tutarındaki alacağın ise 29.11.2018 tarihli ve ... numaralı faturadan kaynaklandığı, bu faturanın dayanağı olan irsaliyede teslim alan olarak ... imzasının bulunduğu, ancak fatura konusu ürünlerin taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerde yer alan ürünlerle uyumlu olmadığı, ayrıca sözleşmelerde davalı tarafından ön ödeme yapıldığının belirtilmesine rağmen bu ödemelere ilişkin kayıtların davacı ticari defterlerinde ve sunulan cari hesap ekstrelerinde bulunmadığı, bu nedenlerle davacının icra takibine dayanak yaptığı 29.03.2019 tarihli ve 70.003,50 TL bedelli ... numaralı faturadan kaynaklanan bir alacağının bulunmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Maddenin amacı, sözleşmede her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen asli edimleri belirlemektir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 222: Ticari davalarda usulüne uygun tutulan ticari defterlerin, sahibi lehine ve aleyhine delil olarak kullanılabileceği düzenlenmiştir. Kanunun 222/3. maddesi gereğince, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Maddenin işlevi, ticari davalarda ispat kurallarını netleştirmektir. Somut Olayda; Davacı yüklenici, 29.03.2019 tarihli ve 70.003,50 TL bedelli faturanın ödenmeyen bakiye 18.000,00 TL'lik kısmının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatmış; davalı iş sahibinin takibe itirazı üzerine duran takibin devamı için eldeki itirazın iptali davasını ikame etmiştir.Mahkemece aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporuyla davacı taraf ticari defterleri incelenmiş; davacının bizzat takibe konu ettiği 29.03.2019 tarihli 70.003,50 TL bedelli faturanın, iki adet 35.000,00 TL bedelli çek vasıtasıyla tamamen tahsil edildiği tespit edilmiştir. Davacının kendi ticari defterlerinde görünen bakiye 82.600,00 TL'lik alacağın ise, dava ve takibe konu edilmeyen 29.11.2018 tarihli başka bir faturadan kaynaklandığı saptanmıştır.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle; davalının ticari defterlerini ibraz etmemesinin sonuçlarının değerlendirilmediğini, HMK 219 ve 220. maddelerin uygulanmadığını, 35.000 TL'lik çeklerin bu faturaya ilişkin ödeme olmadığını, bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmeden ve yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmadan eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur.İtirazın iptâli davası müddeabihi, takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Bu davanın takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gerekir ve sonucu itibarıyla takibin devamına etkili bir davadır. Bu nedenle takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Davada her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Bunun sonucu olarak takip ve dava konusu olmayan taleplerin bu davada dikkate alınamayacağı, hakimin iddia ve savunmayla bağlı olduğu kuralının bir gereğidir. Somut olayda davacı, icra takibinde sadece 29.03.2019 tarihli, ... numaralı fatura ve 70.003,50 TL bedelli faturaya dayanmış ve bu faturanın kalan bakiyesini talep etmiştir. Davanın konusu takibe dayanak yapılan fatura ile sınırlı kabul edilmeli, ödemelerin bu fatura için yapıldığı gözetilmeli ve takibe konu edilmeyen başkaca faturaların davacı alacağına ilave edilmesi suretiyle sonuca varılması yoluna gidilmemelidir. Bilirkişi incelemesinde, davacının kendi usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde, icra takibine spesifik olarak dayanak yapılan faturanın çeklerle ifa edildiği kendi aleyhine kesin delil teşkil edecek şekilde tespit edilmiştir. Fatura bedelinin tamamen ödenmesi nedeniyle, icra takibinde dayanılmayan ve talep edilmeyen başka bir faturadan doğan alacağın, takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereği eldeki itirazın iptali davasında hüküm altına alınması hukuken mümkün değildir. Davacının bizzat kendi ticari kayıtlarıyla faturanın ödendiği sabit olduğundan, davalı yanın ticari defter ve belgelerini sunmamış olmasının sonuca ve bu maddi gerçeğe bir etkisi bulunmamaktadır. Rapor dosya kapsamına ve uyuşmazlığı çözmeye elverişli olup, matematiksel bu tespit karşısında yeni bir heyetten rapor alınmasını gerektirir bir durum da söz konusu değildir.Mahkemece davanın reddine yönelik kararı doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/12/2021 tarih ve 2021/349 Esas, 2021/1207 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.