Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin işçi alacakları davasında, çarşı yöneticisinin kıdem, ihbar, yıllık izin, ücret, AGİ, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacakları taleplerinde, işveren husumeti, feshin haklı nedene dayandığı ve savunma hakkının kısıtlandığı iddiaları değerlendirilmiştir.
Özet: Bu karar, bir çalışanın 2008-2019 yılları arasındaki istihdamından kaynaklanan kıdem, ihbar, yıllık izin, ücret, AGİ, fazla çalışma ve ulusal bayram/genel tatil alacakları talebi üzerine açılan davada, davacının esasen bir şahsa ait işyerinde çalışırken sigorta kaydının bir şirket üzerinden gösterildiği iddiasıyla her iki davalıdan da müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmesi, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesinin davayı kabul ederek alacaklara hükmetmesi üzerine, davalıların özellikle husumet, haklı fesih, tanık beyanlarının değerlendirilmesi, savunma hakkının kısıtlanması ve alacak miktarlarına ilişkin itirazlarının temyiz incelemesine konu edilmesini kapsamaktadır.
9. Hukuk Dairesi         2026/1079 E.  ,  2026/3235 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 60. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1087 E., 2025/1397 K.
DAVA TARİHİ : 25.07.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 42. İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/70 E., 2025/248 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.11.2008-01.05.2019 tarihleri arasında çarşı yöneticisi olarak en son aylık net 3.800,00 TL ücret ile çalıştığını, müvekkilinin davalı ...'e ait çarşı denilen işyerinde çalışmış olduğunu, buradaki işinin davalıya ait olan taşınmazların kiracılarından aidat ve kiraları toplamak, bu yerin düzenini sağlamak olduğunu, davalı ...'e ait işyerinde çalışmış olmasına rağmen sigorta kaydının davalı Şirket üzerinden gösterildiğini, her iki davalının alacaklardan birlikte sorumlu olduğunu iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, ücret, asgari geçim indirimi, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunarak, davalı Şirkete İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi kararı ile kayyım atandığını, Şirket hakkında yapılan araştırma neticesinde iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin tespit edildiğini, davacının gerçek ücretinin ... Kurumu'na (SGK) bildirilen ücret olduğunu, davacının talep edebileceği herhangi bir alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacı ile müvekkili arasında fiili ve hukuki hiçbir bağ bulunmadığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında dinlenen davacı ve davalı tanık beyanları ile davacının handa iş yerinin yönetimine baktığı kiraları topladığının anlaşıldığı, emlak vergi beyannamesine göre hanın davalı gerçek kişi adına kayıtlı olduğu, davacıya görevi ile ilgili emir ve talimatları davalı gerçek kişinin verdiği, davacının SGK primlerinin ödendiği Şirketin faaliyet konusunun davacının yaptığı işten farklı olduğu dava konusu alacaklardan her iki davalının da sorumlu tutulması gerektiği, en son ücretinin net 3.800,00 TL olarak kabul edildiği, iş sözleşmesinin feshedildiğine dair iddialarını ispat eder mahiyette dosyaya bilgi ve belge ibraz edilmediği, davacının bakiye 50 gün izin alacağı kaldığı, 2019 Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ait ücretlerin ve asgari geçim indirimi ücretlerinin ödendiğine dair belge de ibraz edilmediği, tanık beyanları doğrultusunda fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hüküm altına alınarak bu alacaklara %30 oranında indirim yapıldığı gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının, müvekkili ile doğrudan bir bağı bulunmadığının SGK kayıtlarından da anlaşılmasına karşın davalı Şirket ile arasında organik bağ bulunduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, davalıya sorumluluk yükletilemeyeceğini ileri sürmüştür.
2. Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde;
a. Tanıkları B.S'nin isim ve adresinin süresi içerisinde bildirilmelerine rağmen Mahkemece dinlenilmeyerek savunma haklarının kısıtlandığını,
b. Davacının iş sözleşmesinin, "sadakat borcuna aykırılık" nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğini,
c. Davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı olmadığını, tanıkların husumetli olduğunu, beyanlarının dikkate alınamayacağını,
d. Davacının yıllık izinlerini kullanmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
e. davacının ücret ve asgari geçim indirimi alacağı olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, husumet, savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı, iş sözleşmesinin feshi ve buna bağlı olarak kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, ücret, asgari geçim indirimi, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Dosya kapsamından davacının davalıya ait iş hanında; çarşı yöneticisi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf işyerinde fazla çalışma yaptığını iddia ederek bu iddiasını ispat etmek üzere tanık deliline dayanmıştır. Mahkemece tanık anlatımlarına göre fazla çalışma iddiasının ispat edildiği sonucuna ulaşılmış ise de davacının yaptığı işin mahiyeti, yargılama sırasında dinlenen tanıkların aynı handa ancak başka işyerlerinde çalıştıkları, diğer bir ifadeyle davacı ile aynı işyerinde çalışan kişiler olmadığı, aynı işyeri çalışanı olmayan tanıkların işyeri çalışma düzenini bilemeyeceği hususları bir arada değerlendirildiğinde fazla çalışma ücretinin ispat edilemediğinden reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsiz olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.