Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin, ticari satıştan kaynaklanan 3.661,80 EUR fatura alacağı için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası gerekçeli kararı.
Özet: Davacı bir şirket, davalı iş ortaklığına sattığı ticari mallardan kaynaklanan 3.661,80 EUR tutarındaki alacağını tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine davalıların haksız itiraz etmesi üzerine, bu itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icra inkar tazminatı talepleriyle dava açmıştır; davalılar ise ödeme emrinin usulsüz tebliği, yabancı para alacağının takip talebinde İİK m.58e uygun olarak açıkça belirtilmemesi nedeniyle takibin geçersizliği, husumet yokluğu ve iddia edilen borçla doğrudan ticari ilişkilerinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddini savunmuştur.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/984 Esas - 2026/481

TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/984 Esas
KARAR NO : 2026/481
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/12/2025
KARAR TARİHİ : 18/06/2026
YAZIM TARİHİ : 17/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalıların oluşturdukları ... arasında ticari mal satışına dayalı bir ticari ilişki olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin, davalıların oluşturmuş olduğu iş ortaklığı adına 17/06/2025 tarihli ve ... numaralı fatura ile belgelenen, toplam 3.661,80 EUR tutarındaki mal satışının gerçekleştiğini, faturanın taraflar arasındaki ticari ilişkiye uygun şekilde düzenlendiğini ve davalıların oluşturmuş olduğu ... usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin alacağın tahsili konusunda ticari hayatın gerektirdiği iyi niyetin fazlasını gösterdiğini, davalıya ödeme yapabilmesi için makul süre tanıdığını ve defalarca hatırlatmada bulunduğunu, buna rağmen davalı tarafın, borcunu ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemekte ısrar ettiğini, 17/06/2025 tarihli ve ... numaralı, 3.661,80 EUR bedelli fatura alacağını tahsil etmek amacıyla öncelikle ... Esas sayılı dosyası ile, yetki itirazında bulunmaları sebebi ile de dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi talebi üzerine de ...E. sayılı dosyası üzerinden İcra ve İflas Kanununun "takip talebi ve muhtevası"nda alacak 3.661,80 Euro ile 37,16 Euro faiz alacağının takip tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı gösterilerek, yabancı para cinsi alacak için (3.661,80 Euro) takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihinde kadar ve fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden Euro alacak için Euro mevduata Kamu Bankalarınca Fiilen Uygulanan Azami Yıllık Faizi ile birlikte tahsili için adi ortaklığı oluşturan davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların borca, faize ve tüm ferilerine haksız bir şekilde itiraz ederek takibi durdurmuş olduklarını, borçlunun itirazının iptali, takibin devamı, ayrıca alacağın likit ve muayyen niteliği ile borçlunun kötü niyeti gözetilerek İİK m.67/2 uyarınca alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini belirterek davanın kabulü ile, davalılar tarafından ... E. sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, takibe haksız itiraz eden davalı/ borçlular aleyhine alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibinde müvekkilleri ... LTD ile davalı ...'ya ödeme emrinin tebliğ edilmediğini, İİK M.62/1 uyarınca borçluya henüz tebliğ edilmeyen ödeme emrine karşı borçlunun icra dairesine itirazının hiçbir sonuç doğurmadığından huzurdaki davada müvekkillerinin taraf sıfatı bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, alacaklının takip talebinde fiili ödeme günündeki rayice /döviz kuruna göre alacağının Türk parası ile ödenmesini isteyebileceğini, bunun için alacaklının, takip talebinde yabancı para alacağını takip tarihindeki kur üzerinden Türk parası karşılığını göstermek ve ayrıca yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki kurdan talep ediyorsa bu hususu da takip talebinde belirtmek zorunda olduğunu, bu halde alacaklının vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar yabancı para üzerinden faiz talep edebileceğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca Türk parası olması hâlinde alacak tutarı ile faizli alacaklarda faizin miktarı ve faizin başlangıç tarihi takip talebinde açıkça gösterilmek zorunda olduğunu, alacağın yabancı para olması hâlinde ise, alacağın hangi tarihteki döviz kuru üzerinden talep edildiğinin ve faizin hangi tarihten itibaren istendiğinin takip talebinde belirtilmesi gerektiğini, davaya konu icra takibinde davacının, yabancı para alacağına dayalı icra takibinde İİK m.S8 uyarınca kullanması gereken seçimlik hakkını usulüne uygun ve açık biçimde kullanmadığını, her ne kadar takip talebi ve ödeme emrinde asıl alacak üzerinden her ne kadar fiili ödeme tarihi yazılmışsa da bu tarihteki TL karşılığının istendiğine dair bir ibareye yer verilmediğini, bu haliyle icra takibi, İİK m.58'e aykırı, belirsiz ve usulsüz olup, geçerli bir icra takibi bulunmadığından, itirazın iptali davası geçersiz takibe dayalı olarak açıldığından işbu davanın reddinin gerektiğini, ... Ortaklığını oluşturan müvekkili şirketlerden . ...'de, ...Ltd. (...) ...'de ve ... AŞ ...'de faaliyet göstermekte olup söz konusu şirketlerin doğrudan doğruya davacı şirketlerle herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, işbu nedenle müvekkili şirketlerin dava dilekçesinde bahsi geçen alacakların muhatabı olmamakla, muhatapların ... ic. Ltd. Şti. ile ... olduğunu, faturaya dayalı bir borcun varlığı, her şeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurmasının da söz konusu olmadığını, bu nedenle faturada yazan bedelin taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı sürece teamül haline geldiğinin de düşünülemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
-Tarafların ticari defterleri, faturalar, elektronik yazışmalar,
-... esas sayılı icra takip dosyası,
-Bilirkişi raporu:
20/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı vekili davalı adına düzenledikleri fatura bedelinin ödenmemesi üzerine başlattıkları icra takibine yapılan itiraz ile takibin durdurulduğunu belirterek icra takibine yapılan itirazın iptalinin talep edildiği, dava dosyası, icra dosyası belgeleri ve e-defter mükellefi olan her iki tarafın dijital ortamda ibraz etmiş oldukları ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda; davacının satış yaptığı ...'nı oluşturmuş olan ... AŞ, ... Ltd., ... şirketleri hakkında icra takibinde bulunduğu ve bu şirketler vekilinin itirazı üzerine de aynı şirketler hakkında işbu davanın açılmış olduğu, davacı ile davalı arasındaki mail yazışmalarında, davalının siparişine (malzeme, fiyat, faturanın düzenleme şekli) uygun olarak 77.06.2025 tarih ve ... nolu 3.661,80 Euro ve karşılığı 166.994,92 TL'lik e-fatura ... adına düzenlenmiş olduğu, faturanın ödeme vadesi konusunda davacı yetkilisinin mail yazışmasındaki beyanı (7gün) ve davalı cari ekstre kaydından faturanın vadesinin 24.06.2025 tarihi olarak yazılmasından tarafların vade konusunda anlaşmış oldukları kanısına varıldığı, davacının dijital ortamda ibraz edilen ticari defterlerinin incelenmesinde, 17.06.2025 tarih ve ... nolu faturası 166.994,92 TL tutarının, 17.06.2025 tarih ve ... nolu yevmiye maddesinde ... alacaklı olduğunun kaydedilmiş olduğu, davalının dijital ortamda ibraz edilen ticari defter kayıtlarında da, yevmiye defterinin 17.06.2025 tarih ve ... yevmiye nolu kaydında ... Satıcılar Hesabında (eur) 166.994,93 TL tutarında davacıya borçlu olduğunun kaydedilmiş olduğu tespitlerinde bulunulmuş olup, Mahkemece icra takibine yapılmış itirazın iptali takdirinde bulunulması halinde, davacının 24.06.2025-28.09.2025 tarihleri arası dönem faiziyle birlikte (3.661,80437,16) 3.698,96 Euro alacaklı olduğu belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır.
İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
(3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
(4) ...
(5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır."
Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için:
a) İlamsız takip yapılmış olması,
b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması
yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir.
İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir.
İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer.
Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve .... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır.
Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, davacı ve davalı iş ortaklığına ait ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır.
Davacı, davalı ile aralarında ticari mal niteliğinde yedek parça satımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, malların teslim edildiğini ancak alacağını tahsil edememesi nedeniyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya arasına alınan fatura ve kayıtlar ile davacının ticari defterlerinden, davacının edimini ifa ettiği kabul edilmiştir. Taraf ticari defterlerindeki kayıtların incelenmesi sonucu bilirkişi raporu tanzim edildiği, taraf ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, süresinde tasdiklerinin yapıldığı görülmüştür. Taraf ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, bu haliyle davalı iş ortaklığının davacıya 3.661,80 Euro borçlu olduğu kabul edilmiştir.
İcra takibine konu 37,16 EURO faiz talebi yönünden yapılan incelemede taraflar arasında faturaların vadesi için 7 günlük sürenin kararlaştırıldığı ve bu hususta çekişme olmadığı, 24/06/2025-28/09/2025 tarihleri arasında işleyen faizin 38,04 EURO olduğu hesaplanmış ise de taleple bağlı kalınarak 37,16 EURO üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yapılan incelemede davacı ile davalı arasındaki ilişkinin satış sözleşmesinden kaynaklandığı, hükme esas alınan taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan 3.661,80 Euro alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne, takibin 3.661,80 Euro asıl alacak ve 37,16 EURO faiz üzerinden aynı koşullarda devamına, takip öncesi davalı temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi faiz talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle hükmedilen 179.140,60 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın KABULÜNE,
... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptaline,
Takibin aynı koşullarda asıl alacak ve faiz yönünden devamına,
Hükmedilen 179.140,60 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 12.237,09 TL harçtan peşin alınan 3.059,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.177,81 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.700,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan harçlar dahil 10.317,18 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, Davacı Vekili Av. ... (e-duruşma), Davalılar Vekili Av. ... (e-duruşma) yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/06/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.