Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen trafik sigortası davasında, davacı hatalı kusur değerlendirmesiyle verilen tahkim kararının iptalini talep ederken, davalı görevsizlik ve kesin hüküm itirazında bulunuyor.
Özet: Trafik kazası sonucu aracında oluşan hasarlara ilişkin sigorta tahkim komisyonunca verilen, kusur değerlendirmesini hatalı ve hukuka aykırı bularak tüm kusuru kendisine yüklediğini iddia eden davacı, ilgili hakem kararının iptalini talep ederken; davalı, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve aynı konuda verilmiş kesin hüküm bulunduğunu ileri sürerek reddini talep etmekte, kabul anlamına gelmemekle birlikte kusur oranının Adli Tıp Kurumunca tespiti, önceki hasarların araştırılması ve taleplerin sigorta genel şartları ile gerçek zarar ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZMA TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı asilin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Tarafına ait 30/04/2025 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hasar gördüğünü, kazaya ilişkin zararların karşılanması amacıyla davalı sigorta şirketine başvurulduğunu ancak zarar karşılanmadığından uyuşmazlığın Sigorta Tahkim Komisyonuna taşındığını, Tahkim yargılaması sonucunda düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak aleyhine kusur değerlendirilmesi yapıldığını ve buna göre hakem kararı verildiğini, yapılan tahkim yargılaması sonucunda verilen kararda kusur değerlendirmesi hatalı yapıldığını ve kazanın oluşumunda kusuru bulunmayan tarafına tüm kusur yüklendiğini, tahkim kararında yapılan kusur değerlendirmesi maddi gerçeği yansıtmadığı, kararın hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen 14/01/2026 tarih ve ... sayılı tahkim kararının iptaline, mahkemece gerekli görülmesi halinde kazanın oluş şeklinin teknik olarak değerlendirilmesi amacıyla dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesine, lehine adli yardım kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; davacı tarafın Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 14.01.2026 tarih ve ... sayılı kararına karşı mahkemenizde iptal davası ikame ettiğini, ancak huzurdaki dava, görevsiz mahkemede açıldığını, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 439. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; "hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. iptal davası, tahkim yerindeki bölge adliye mahkemesinde açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür." kanun hükmü açık ve nettir. hakem kararlarının iptali davalarında ilk derece mahkemelerinin (asliye ticaret mahkemelerinin) görev yetkisi bulunmadığını, davacının davada müvekkili şirkete değer kaybını ve hasar bedelini yönelttiğini, davacı tarafından aynı talebe ilişkin olarak müvekkili şirket aleyhine tarihinde sigorta tahkim komisyonuna başvuruda bulunduğunu, işbu başvuruda hüküm tesis edildiğini ve karar kesinleştiğini, davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmesini talep ettiklerini, başvuru kısmi dava olarak ikame edildiğini, talebin niteliği ve yargıtay içtihatları gözetildiğinde, uyuşmazlık tutarı belirli olmakla hakların saklı tutulmasında hukuki yarar bulunmadığını, ikrar anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirket sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleri dâhilinde tazminattan sorumlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, işbu hususun ... sayılı hakem kararı ile de sabit olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kusur durumunun adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi tarafından tespitini talep ettiklerini, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ek 1'de belirtilen kurallar çerçevesinde hesaplama yapılması gerektiğini, itirazları baki kalmakla birlikte kabul anlamına gelmemesi kaydıyla reel piyasa koşullarına göre hesaplama yapılacaksa kaza tarihi esas alınması gerektiğini, davacı tarafa ait aracın işbu davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgede hasar almış olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, nitekim davacı yana ait aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması veya araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağını, aracın ağır hasar halinin olup olmadığı tespit edilmesi gerektiğini, aracın ağır hasar kaydı bulunması halinde değer kaybı talebinin reddi gerektiğini, davacıya ait aracın kilometre ve tescil bilgilerinin celp edilmesini talep ettiklerini, nitekim aracın kilometre ve yaş bilgisi davaya konu taleplerin tespiti için önem arz ettiğini, davacının kaza tarihindeki kasko sigortası bulunan sigorta şirketinden ödeme alıp almadığı ve kaza kapsamında zararının işbu poliçe kapsamında karşılanıp karşılanmadığının netleştirilmesi için ilgili hasar dosyasının celbini talep ettiklerini, gerçek zararın giderilmesi ilkesi uyarınca müvekkili şirketin kdv’den sorumlu tutulabilmesi için zarar görenin aracını onarırken kdv ödediğini ispatlaması ve yansıtma faturası kesmesi gerektiğini, bu nedenle, parça ve işçilik fiyatlarına kdv dahil edilerek hesaplanacak hasar bedelinin taraflarınca kabulü mümkün olmamakla talebin reddi gerektiğini, davayı ve kusuru kabul anlamına gelmemekle birlikte uyuşmazlığa konu kazada taraflar arasında ticari bir faaliyet bulunmadığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ve başkaya ilişkin hakları ihbar, dava, talep ve şikayet hakları saklı tutarak müvekkil şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine aksinin kabulü halinde ise sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkil şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem kararının HMK'nın 439. maddesine dayanılarak iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sigorta poliçesine dayanan uyuşmazlık hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'ndaki usul ve esaslara göre inceleme yapılarak karar verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 12. fıkrasında; 5.000,00 TL'nin altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarının kesin olduğu, 5.000,00 TL ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı, kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebileceği, 40.000,00 TL'nin üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen kararlara karşı temyize gidilebileceği düzenlenmiştir.
Sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümüne yönelik olarak tahkime ilişkin usulü düzenleyen özel kanun niteliğindeki 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinde yer alan tahkim usulüne ve yargı yollarına yönelik düzenleme, HMK'nın 407 vd. maddelerinde düzenlenen tahkim usulü ve yargı yollarını gösteren düzenlemeye göre özel bir düzenlemedir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinde hakem kararlarına karşı açıkça temyiz kanun yolu düzenlenmiş olup ayrıca hakem kararının iptaline ilişkin HMK'nın 439. maddesine atıf yapılmamıştır.
Konuya ilişkin Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 09/02/2017 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında "14.06.2007 tarihinde 26552 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 12. fıkrasında, “Uyuşmazlığa düşen taraflar arasında açık ve yazılı şekilde yapılması gereken sözleşme ile daha yüksek bir tutar belirlenmemişse hakemin verdiği kırk bin Türk Lirasına kadar olan kararlar her iki taraf için kesindir. Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki kararlar için temyize gidilebilir” hükmü mevcuttur. Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 439. maddesinin 1. bendinde hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabileceğine ilişkin düzenleme mevcut ise de sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usul ve esasları düzenleyen özel kanun niteliğindeki 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun uygulama önceliği olduğu gözetildiğinde, davacı vekilinin iptal talebinin usulden reddi gerekirken esasa girilerek hakem kararının iptaline karar verilmesi Sigorta Tahkim Komisyonu Kararına karşı Sigortacılık Kanunu'nun 30/12 maddesine göre itiraz ve temyiz yolu açık olup iptal davası açılamayacağına göre usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." şeklinde karar verilerek, Uyuşmazlık/İtiraz Hakem Heyeti kararının HMK'nın 439. maddesine dayanılarak iptali istemine ilişkin davada dava şartı gerçekleşmeyeceğinden usulden ret kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Netice olarak HMK'nın 439. maddesinin 1. bendinde hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabileceğine ilişkin düzenleme mevcut ise de ihtilafın çözümünde sigorta poliçesinden doğan uyuşmazlıkların çözümüne yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usul ve esasları düzenleyen özel kanun niteliğindeki 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun uygulama önceliğinin bulunduğu, 5684 sayılı Kanun'un 30/12.maddesi gereğince Sigorta Tahkim Komisyonunca verilen kararlar için 40.000 TL sınırını aşması halinde temyiz kanun yolunun düzenlendiği, hakem kararının iptaline ilişkin HMK'nın 439. maddesine atıf yapılmadığından Uyuşmazlık/İtiraz Hakem kararına karşı HMK'nın 439. maddesine dayanılarak iptal davası açılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davacının Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık/İtiraz Hakem Heyeti kararının iptali için dava açmasına yasal dayanak bulunmadığı ve dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, yine sistemsel bir sorundan kaynaklı olarak başvuru yapılamamasına ilişkin; ilgili yere başvurularak eski hale getirme kurumunun kullanılması gerektiğinden HMK'nın 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur (Emsal karar YARGITAY . HD ... E ... K.).
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/12.maddesi gereğince davanın USULDEN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Suç üstü ödeneğinden karşılanan 530,00- TL posta tebligat giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 104,00 TL vekalet harcı suretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 7/2 maddesine göre hesaplanan 16,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, kararın davacıya tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 09/07/2026
Katip Hakim