Yargıtay 9. Hukuk Dairesinden, işçi alacakları davasında haklı fesih, kıdem, fazla çalışma ve tatil ücretlerinin hesaplanmasında yıllık izin ile ulusal/genel tatil günlerinin dikkate alınması gerekliliği üzerine bir karar.
Özet: Yargıtay, işçinin kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarına ilişkin uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesinin kabul ettiği ve istinafın onayladığı bilirkişi raporunda fazla çalışma ücreti hesaplaması yapılırken, davacının yıllık izinli veya resmi tatilde olduğu günlerin hesaba katılmamasını hatalı bularak, bu yöndeki değerlendirmenin düzeltilmesi gerektiğini belirtmiş, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarını ise yerinde görmemiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/178 E., 2025/564 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 21. İş MahkemesiSAYISI : 2023/258 E., 2025/92 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.01.2018-18.05.2023 tarihleri arasında davalı işyerinde aşçı olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 20.000,00 TL olduğunu, yaz ve kış döneminde çalışma saatlerinin farklı olduğunu ancak tamamında fazla çalışma yaptığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından ücretlerinin ödenmemesi ve ücretinin Kurum kayıtlarında eksik gösterilmesi sebepleriyle haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil, ücret, asgari geçim indirimi ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı süre boyunca tüm alacaklarının tahakkuk ettirilerek ödendiğini, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshe yönelik gerekçesinin bulunmadığını, yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık beyanları ve emsal ücret araştırması dikkate alındığında davacının aylık net 17.500,00 TL ücret aldığı, ödenmeyen ücret alacaklarının bulunması sebebiyle kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının yaz döneminde haftanın 4 günü 09.00-24.00 saatleri arasında iki saat ara dinlenme ile, haftanın 3 günü ise 17.00-24.00 saatleri arasında yarım saat ara dinlenmesi ile çalıştığı, bu çalışmalara ilaveten haftada 2 kez 2 saat üzerinden 4 saat daha çalışma yaptığı gerekçesiyle asgari geçim indirimi alacağının reddine, diğer alacaklar yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Kıdem tazminatının reddine karar verilmesi gerektiğini, 2. Fazla çalışma ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti yönünden mükerrer hesaplama yapıldığını, bu alacaklar ile hafta tatili ücretinin reddine karar verilmesi gerektiğini,3. Yıllık ücretli izinlerini kullandığını,4. Ödenmeyen ücret alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, ücret, yıllık ücretli izin, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil, fazla çalışma ücreti alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.Çalışma düzenin ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. Fazla çalışma alacaklarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Fazla çalışma iddiasının ispatında tanık anlatımlarına göre sonuca gidilebilir ise de tanıkların anlatımına sadece davacı ile birlikte çalıştıkları süre ile sınırlı olarak itibar edilebilir.Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma ücreti hesaplanırken davacının yıllık izinde bulunduğu günler ile ulusal ... ve genel tatil günleri dikkate alınmaksızın hesaplama yapılması hatalı olmuştur.Öte yandan davacı tanıklarından ikisi beyanlarında davalı işyerinden 2023 yılı Nisan ayında ayrıldıklarını, diğer tanık ise 2023 yılında işyerinden ayrıldığını belirtmiştir. Davacının 18.05.2023 tarihinde işyerinden ayrıldığı ve bilirkişi raporunda da hesaplamaların bu tarihe kadar yapıldığı görülmektedir. Bu hâlde Mahkemece davacı tanıklarının davacı ile birlikte çalıştıkları dönem tespit edildikten sonra beyanlarına yalnızca bu süre ile sınırlı olarak değer verilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin hüküm kurulması da hatalı olmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının yaz döneminde haftanın 4 günü 09.00-24.00 saatleri arasında 2 saat ara dinlenme ile, haftanın 3 günü ise 17.00-24.00 saatleri arasında yarım saat ara dinlenme ile çalıştığı; buna ek olarak haftada 2 kez 2 saat olmak üzere toplam 4 saat daha fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacı tanığı yazın geç çalışmaya başladıkları günlerde gece 02.00-03.00'e kadar nöbete kaldıklarını beyan etmiştir. Bu itibarla haftada 2 kez 2 saat daha fazla çalışıldığı kabul edilen günlerin davacının 17.00-24.00 saatleri arasında çalıştığı günler olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının bu günlerdeki günlük çalışma süresi 9 saat olup Daire uygulamasına göre ara dinlenmesinin 1 saat olduğu kabul edilerek hesaplama yapılması gerekirken, söz konusu husus dikkate alınmaksızın, haftalık 4 saatlik sürenin çalışma süresi olarak eklenmek suretiyle sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.