İş sözleşmesi feshinden sonra düzenlenen ihtiyari arabuluculuk anlaşmasının irade fesadı ve usul eksikliği iddiasıyla iptali davasında ispat yükünün davacıya ait olduğu yönündeki Yargıtay kararı.
Özet: Davacı işçinin, işveren baskısıyla iş sözleşmesinin arabuluculuk yoluyla sonlandırıldığı ve anlaşma belgesinin irade fesadı ile usulsüz hazırlandığı iddiasıyla açtığı iptal davasında ilk derece ve istinaf mahkemeleri, işten ayrılış ve arabuluculuk işlemlerinin aynı gün yapılmasını hayatın olağan akışına aykırı bularak anlaşmayı iptal etse de, Yargıtay; arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliği konusunda ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının irade fesadı ve usulsüzlük iddialarını sunulan delillerle (tanık vb.) ispat edemediğini, aksine davalı tanığının davalı lehine beyanda bulunduğunu belirterek, davacının iddialarını kanıtlayamadığı sonucuna varmıştır.
9. Hukuk Dairesi         2026/1306 E.  ,  2026/3216 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1744 E., 2025/2134 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/188 E., 2025/233 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işyerinde 28.05.2024 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverenin baskı, yıldırma ve zorlaması sonucu arabuluculuk sürecine yönlendirilerek sona erdirildiğini, baskı altında imzalatılan arabuluculuk son tutanağı ile anlaşma belgesinin usulüne uygun bir ihtiyari arabuluculuk süreci yürütülmeden ve mevzuata aykırı şekilde düzenlendiğini ileri sürerek, 28.05.2024 tarihli ve 2024/280734 sayılı anlaşmaya dair son tutanağın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk sürecinin mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü, tarafların sürece kendi iradeleriyle katıldıklarını, görüşmelerin arabulucu tarafından tutanakta belirtilen adreste gerçekleştirildiğini, arabuluculuğun iradilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, düzenlenen tutanaklarda ibra veya feragat sonucunu doğuracak herhangi bir hüküm ya da ifade yer almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin 28.05.2024 tarihinde istifa ile sona erdiği, ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ve anlaşma belgesinin de aynı tarihte düzenlendiği, arabuluculuk belirleme tutanağındaki tarih farklılığının maddi hatadan kaynaklandığının belirtildiği, ancak istifa, arabuluculuğa başvuru, arabulucunun görevlendirilmesi, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve tüm işçilik alacakları üzerinde müzakere edilerek anlaşmaya varılması işlemlerinin aynı gün içinde gerçekleştiğinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ayrıca arabuluculuk süreci başlamadan önce taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlık bulunduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, fesih ve ödeme işlemlerinin arabuluculuk görünümü altında gerçekleştirilerek davacının dava açma hakkının ortadan kaldırılmasının amaçlandığı sonucuna varıldığından, arabuluculuk son tutanağı ile anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, ihtiyari arabuluculuk sürecinin usulüne uygun şekilde yürütüldüğünü, Mahkemenin de irade sakatlığı bulunmadığını kabul etmesine rağmen yalnızca işten ayrılış tarihi ile arabuluculuk son tutanağı ve anlaşma belgesinin aynı tarihte düzenlenmesini iptal gerekçesi yapmasının hukuken yeterli olmadığını, davacının kendi iradesiyle istifa ettiğini ve arabuluculuk sürecine de serbest iradesiyle katıldığını, aynı gün hem işten ayrılma hem de arabuluculuk işlemlerinin gerçekleşmesinin olağan olduğunu, tanık beyanlarının da bunu doğruladığını, davacının yaklaşık altı ay sonra kötüniyetle dava açtığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Arabuluculuk anlaşma belgesi, borçlar hukuku anlamında bir maddi hukuk sözleşmesi olup bu sözleşmenin 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmü bağlamında geçerli olmadığı ileri sürülebilir. Böyle bir durumda, arabuluculuk faaliyetinin hiç yapılmadığı veya usulüne uygun yapılmadığı ya da irade fesadı iddiası ileri sürüldüğünde, ispat yükü davacıya aittir.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesi akabinde rızası dışında müvekkiline ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalatıldığı, bu süreçte iradesinin fesada uğratıldığı ve usulüne uygun arabuluculuk görüşmesi yapılmadığı ileri sürülmüş; davalı tarafından ise davacının serbest iradesi ile arabuluculuk tutanaklarını imzaladığı savunulmuştur. Dosyada davacı tarafça tanık dinletilmemiş, tek bir davalı tanığı dinlenmiş bu tanık da davalı savunması yönünde beyan vermiştir. Dosya kapsamındaki delil durumuna göre davacının ihtiyari arabuluculuk tutanağına yönelik irade fesadı ve arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediği iddiasını ispat edemediği anlaşılmıştır. Davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları konusunda bilgilendirildiği, dosyada mevcut arabuluculuğa dair belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumun aksi de ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından yöntemince ispat edilemediğine göre, ihtiyari arabuluculuk tutanağı geçerli kabul edilerek bu tutanağın iptaline yönelik davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.