Trafik kazasında %25 kusurlu davacı şirketten, asli kusurlu aracın sigorta şirketinin haksızca tüm hasarı tahsil etme girişimine karşı açılan ticari nitelikte menfi tespit davası.
Özet: Davacılar, araçlarının karıştığı trafik kazasında yalnızca %25 tali kusurlu olmalarına rağmen, asli kusurlu tarafın sigortacısı olan davalının kendilerinden kaza hasar bedelinin tamamını haksızca icra yoluyla tahsil etmeye çalıştığını, böyle bir borcun olmadığını iddia ederek, halihazırda tahsil edilen 3.789,84 TLnin iadesi ile icra takibinin durdurulmasını talep ederken; davalı sigorta şirketi ise, davacı aracının park yasağını ihlal edip ikinci sıra park yapması ve sürücünün kapıyı kontrolsüz açması sonucu kazanın meydana geldiğini, sigortalısına ödediği 178.667,23 TLlik tazminatın rücuen tahsil edilmesi gerektiğini savunarak davacının kusur oranının daha yüksek olduğunu ileri sürmektedir.

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/380 Esas
KARAR NO : 2026/651
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : 07/05/2026
KARAR TARİHİ : 03/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, 13.09.2025 tarihinde, müvekkili şirket yetkilisi ...'un ... ilçesi ... mahallesi ... caddesi numara 54 önünde servise geldiği aracına ilişkin park halindeki araca yöneldiği ve sürücü kapısını açıp araca binmek üzere olduğu sırada, cadde yönünden gelen davalı ... tarafından sevk ve idare eden ... plakalı aracın çarpması sonucu kendi aracına çarpan aracın arasına sıkışarak ağır şekilde yaralandığını ve müvekkilinin şirket aracı ... plaka sayılı aracın hasara uğrayarak, değer kaybettiğini, kaza sonucunda müvekkili şirket aracının maddi hasar görmüş olup, kusur bilirkişi raporu alındığını, davalı tarafın park halindeki araca çarptığını, ... CBS ... soruşturma sayılı dosyasında düzenlenen 11.03.2026 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre; "Kusur derecelendirmesinde tehlike yaratan, ilk davranışta bulunan, kendisinden diğer tarafa göre daha fazla özen beklenen ve birden fazla emredici trafik kuralını ihlal eden tarafın ağır kusurlu olacağı, dikkatli kişilerin göstermesi gereken özeni göstermeyenin ise hafif kusurlu olacağı ilkesinden yararlanmak suretiyle tarafımdan yapılan değerlendirmede: ... sevk ve idaresindeki... plakalı otomobil ile ... caddesi üzerinde seyir halindeyken N:54 önünde geldiğinde yol üzerinde 2. Sıraya park halinde olan aracın yanından geçerken bahse konu otomobilin sürücü kapısına doğru yürüyen yaya ...’un konumuna rağmen dikkatsizce otomobile çok yakın mesafede geçtiğinden; 2918 Sayılı KTK’da belirtilen 52/1A (sürücüler hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar) maddesini ihlal ettiğinden dolayı şüpheli ...’ın bu kazanın oluşumunda ASLİ KUSURLU olduğu.." değerlendirmesi yapıldığını, bir başka anlatımla müvekkilinin tali %25 kusurlu olduğunu, nitekim ... CBS ... soruşturma sayılı dosyanın celbiyle de bu durumun sübuta ereceğini, hal böyleyken müvekkillerine karşı asli kusurlu aracın kasko sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş tarafından, haksız ve kötü niyetli şekilde ... 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve usulsüz tebligatlar neticesinde ilgili takibin kesinleştirildiğini, müvekkilinin kazada %25 kusurlu olmasına rağmen %100 kusurlu gibi hasar bedelinin tamamının müvekkiline ödetilmeye çalışılmasının kabul edilemeyeceğini, TBK gereği hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, müvekkilinin davalı sigorta şirketine %100 kusur çerçevesinde sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmadığı gibi böyle bir borcu da bulunmadığını, böyle bir borcu da bulunmadığını, bu nedenle bu davanın açıldığını, kaldı ki kazaya ilişkin ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası çerçevesinde kusurlu araç sürücüsü olan ...'a müvekkilinin aracında meydana gelen hasar, değer kaybı ile ilgili dava açılmış olup davanın derdest olduğunu, işbu davayı açmadan önce arabuluculuk aşamasında dahi dosyada bankalarda uygulanan haciz kapsamında tahsilat yapılmış olup; 3.789,84 TL bedelin de istirdatı gerektiğini iddia ederek; davanın kabulü ile borçlu olmadıklarının tespitine, 3.789,84 TL bedelin istirdartına, ... 21. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyası kapsamında satışı ve diğer icra işlemleri durdurmak için ihtiyati tedbir kararı koyularak durdurulmasına ve bu konuda ilgili icra dairesine müzekkere yazılmasına ve neticede icra takibinin teminatlı yahut teminatsız tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Sigorta A.Ş. ile dava dışı ... ("Sigortalı") arasında ... numaralı, 20.08.2025-20.08.2026 vadeli, ... plakalı araca ilişkin kasko poliçesi akdedildiğini, 13.09.2025 tarihinde, davacıların işleteni ve sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile Sigortalı'nın aracının karıştığı trafik kazası meydana geldiğini, davacıların aracının park yasağı olan yerde, önceden park etmiş araçların yanına ek park sırası yaparak ikinci sıra park yaptığını ve tek şeridi tamamen kapamış olduğunu, ardından sürücüsünün bu hâlde park ettiği aracına binerken trafiği kontrol etmeden kapısını açtığını ve bu şekilde sigortalının aracıyla trafik kazası meydana geldiğini, davacıların ise, bu şekilde meydana gelen kazada sigortalı aracın park hâlindeki araçlarına çarptığı şeklinde, olayı çarpıtan ifadelerle, sadece %25 kusurlu olduklarını öne sürmekte olduklarını, müvekkilinin bahsi geçen kaza nedeniyle 178.667,23 TL tazminat ödediğini ve söz konusu bedelin rücuen tahsili amacıyla dava konusu icra takibi başlatılmış olduğunu, somut olayda, müvekkili sigortalısı ...'ın gerçek kişi, kazayan karışan aracı da hususi olduğunu, uyuşmazlığın kaynağının ise haksız fiil olup, mutlak ticari davalardan olmadığının mâlum olduğunu, dolayısıyla, huzurdaki davada görevli mahkemenin asliye ticaret değil, asliye hukuk mahkemesi olduğunu, somut olayda davacıların işleten ve sürücü sıfatıyla, kazanın meydana gelmesinde kusurlu ve oluşan zarardan sorumlu olduğunu, kaza tutanağının davacı sürücünün kusurlu olduğunu ortaya koyduğunu, öncelikle, dava dilekçesinde dâhi %25 kusur kabul edilmişken, bu kusur oranına denk gelen miktar mahsup edilmeksizin, menfi tespit talebinin tüm alacak yönünden öne sürülmesine anlam verilemediğini, davacılar tam kusurlu olup, huzurdaki davanın haksız olduğunu savunarak; tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacılar aleyhine dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesinini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, hasarlı trafik kazası nedeniyle menfi tespit davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un TTK'nin 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Kanun'un 5/3. maddesine göre ise: "Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükmü getirilerek asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta; davacıya ait araç ile dava dışı kişiye ait araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, bu kaza nedeniyle davalı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına 178.667,23-TL hasar tazminatı ödemesi yaptığı, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalısına yaptığı bu ödeme nedeniyle kazada kusurlu olduğu iddiası ile davacılar aleyhine icra takibi başlatıldığı, işbu davanın icra takibinden sonra borçlu tarafından açılan menfi tespit ve istirdat istemi olduğu, davalı kasko sigorta şirketi, menfi tespit talebine konu icra takibini sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davacılar arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınması gerektiği, uyuşmazlığın sigorta poliçesinden kaynaklanmadığı, dosya kapsamından dava dışı sigortalının tacir olmadığının anlaşıldığı, buna göre haksız fiilden kaynaklı uyuşmazlığın çözümünde genel hükümler uygulanacağından bu durumda davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, davanın HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluğunda HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere karar verildi. 03/08/2026
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır