Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin, pilotun görev tanımı dışı kargo taşıtılması ve haksız feshedilen iş sözleşmesi nedeniyle ihbar, yıllık izin ve ücret alacaklarına ilişkin açtığı davada işverenin kusurlu bulunarak ödemeye mahkum edilmesine dair temyiz incelemesi.
Özet: Bir pilotun, işveren tarafından görev tanımı dışındaki kargo taşıma işlerine zorlanması ve bu durumun apron kartının iptaline yol açarak iş sözleşmesinin haksız feshine neden olması gerekçesiyle ihbar tazminatı, yıllık izin ve eksik ücret alacaklarını talep ettiği davada; işverenin sözleşmenin belirli süreli olduğunu ve çalışanın zaten ayrılacağını savunmasına karşın, ilk derece mahkemesi, işverenin kusurlu davranışları nedeniyle feshi haksız bularak pilotun ihbar tazminatı, yıllık izin ve ücret alacaklarının ödenmesi gerektiğine karar vermiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/3382 E.  ,  2026/3208 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2025/286 E., 2025/487 K.
DAVA TARİHİ : 14.04.2019
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 13.11.2007-28.02.2019 tarihleri arasında pilot olarak çalıştığını, davacı ile davalı arasında 01.04.2014 tarihinden başlamak üzere 5 yıl süreli iş sözleşmesi imzalandığını, önceki sözleşmelerin süresi dolduğunda yeni sözleşmelerin yapıldığını, dolayısıyla iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüştüğünü, davacı sözleşme gereğince 01.04.2019 tarihine kadar çalışması gerekirken iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini, sözleşmede yazılı aylık ücretinin 2.575,00 Amerikan doları (USD) uçuş ücreti ve net 5.925,00 USD uçuş tazminatı olmak üzere aylık net 8.500,00 USD olduğunu, daha sonra ücrete zam yapılarak aylık ücretin 9.000,00 USD'ye yükseldiğini, iş sözleşmesinin ihbar süresi tanınmadan feshedilmesinin haklı olmadığını, davalı işverenin fesih nedenini davacı müvekkilinin apron kartının iptal edilmesi nedenine dayandırdığını ancak apron kartının iptal edilme nedeninin davalı işverenin iyiniyete dayanmayan uygulamaları olduğunu, müvekkilinin pilot olarak görev yaptığını, davalı işveren tarafından davacıya görev tanımıyla bağdaşmayan başka birtakım işler de verildiğini, bunlardan birinin de işyerine ait birtakım kargo ve paketlerin taşınması işi olduğunu, davacının pilot değil adeta bir kargo görevlisi olarak kullanıldığını, davacının istememesine rağmen işyeri baskısı nedeniyle görev tanımına girmeyen bu taşıma işini yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin eksik ödenen aylık ücretlerinden kaynaklanan 2.799,39 USD alacağının bulunduğunu, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını belirterek ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kısmi dava açmasında hukuki bir yarar bulunmadığını, davacının sözleşmesinin haksız yere feshedildiği düşünülse bile zaten söz konusu sözleşmenin belirli süreli sözleşme olduğundan 31.03.2019 tarihinde sona ereceğini, davacının 31.10.2018 tarihinde e-posta gönderip 31.03.2019 tarihinde çalışmasını sonlandıracağını bildirdiğini, davalı işverence de 03.01.2019 tarihli ihtarname ile davacının talep ettiği doğrultuda sözleşmenin sona ereceğinin teyit edildiğini, sonuç olarak davacının feshe konu olan eylemi olmasa bile davacının sözleşmesinin 3 aylık ücret ödemesini gerektirmeyecek şekilde sona ereceğini, davacının kazanmış olup da haksız eylemi nedeni ile kaybetmiş olduğu bir hakkının mevcut olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.04.2024 tarihli kararı ile; davacının aylık ücretinin net 9.000,00 USD olduğu, davacının apron kartına el konulması ve apron kartı iade edilene kadar uçuş yapma imkânı bulunmadığından işveren tarafından fesih yapıldığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı Firmanın yetkin bir kargo firması ile taşıma operasyonunu yürütmesi veya kendi yetkisi var ise profesyonel operasyon elemanı ile bu taşımayı gerçekleştirmesi, pilot veya uçuş ekibinin bu taşımaya dâhil olmaması gerektiği, kusurun ağırlığının prosedürlere uymayan davalı Firmada olduğu, davacının tabloyu prosedüre aykırı olarak teslim etmesine karşın, olayın başından itibaren davacıya kendi görevi dışında ve önceden herhangi bir yazılı talimat ve bilgilendirme olmaksızın taşıma işi yaptıran işverenin kendi kusur ve ihmali olduğu, davacı hakkında da yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verildiği, dolayısı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 13/f hükmü uyarınca davalı işverenin haklı fesih hakkı olmadan ve 90 gün önceden bildirimde bulunmadan sözleşmeyi feshetmesi sebebi ile davacıya aylık ücret ve uçuş tazminatı tutarının 3 katı kadar tazminatı ihbar tazminatı olarak ödemesi gerektiği, işveren tarafından yazılı belge ile ispat edilemeyen 63 gün bakiye yıllık izin alacağı bulunduğu, davacının, davalı işveren tarafından ödendiği yazılı belge ile ispat edilemeyen aylık ücret alacağı bulunduğu hususunun banka kayıtları ve ücret bordroları üzerinde yapılan inceleme sonucu bilirkişi raporu ile tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 18.04.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 02.12.2024 tarihli kararı ile; davacının 13.11.2007-28.02.2019 tarihleri arasında davaya konu işyerinde pilot olarak çalıştığı, işverenin sözleşmenin tazminatı gerektirmeyecek şekilde haklı nedenle feshedildiği yönündeki ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğinden taraflar arasındaki sözleşmenin 13/f hükmü uyarınca 90 gün önceden bildirimde bulunmadan sözleşmeyi feshettiğinden ihbar tazminatı ödenmesi kabulünün yerinde olduğu, garanti ücret yanında sefer ücretinin ücretin bir parçası olarak kabulü ile temel ücretin ve yıllık ücretli izin alacağının kabulünde hata bulunmadığı, alacakların yabancı para ile tahsili talep edildiğinden kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 02.12.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verildiği ve ücret alacağı hesaplanırken asgari geçim indiriminin hatalı bir şekilde değerlendirildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İlk Derece Mahkemesinin bozma kararının gereğini yerine getirmediğini, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu,
2. Davacının ihbar tazminatına hak kazanmadığını,
3. Ücret alacağı hesabına dâhil edilen asgari geçim indirimi ödemelerinin çıkartılması talebinin yok sayıldığını,
4. Davacının ücretinin TL olarak ödendiğinin dikkate alınmadığını,
5. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının görevi dışında iş yaptırıldığı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davacının gerçekleştirdiği eylemde yüzde yüz kusurlu olduğunu,
6. Davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ücret alacağının ispatı ve hesabına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.