Bursa BAM 5. Hukuk Dairesinin tasfiye halindeki şirketin, ortağı tarafından alıkonulan şirkete ait araca yönelik inanç sözleşmesinden kaynaklanan elatmanın önlenmesi ve ihtiyati tedbir talebini inceleyen istinaf kararı.
Özet: Tasfiye halindeki bir şirket, tasfiye kararı kesinleşmesine rağmen şirkete ait aracı iade etmeyen ortağından, aracın haksız elatmanın önlenmesi ve ihtiyati tedbir yoluyla kendisine teslimini talep ederken, davalı ortak ise tasfiye kararının hukuka aykırı olduğunu, bu karara karşı açılan yargılamanın yenilenmesi davasının bekletici mesele yapılmasını, tasfiye sürecinde usulsüzlükler ve kayyımın taraflı davranışları olduğunu, ayrıca söz konusu aracın kendisine şirketin faal olduğu dönemde kar paylarına mahsuben tahsis edildiğini savunarak talebin reddini istemektedir.

T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/09/2024 (Ara Karar)
NUMARASI : 2024/928 Esas
DAVACI : TASFİYE HALİNDE ...
VEKİLİ : Av. ... - [16716-17664-78716] UETS
DAVALI : ... - ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVANIN KONUSU : Elatmanın Önlenmesi (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
TALEP : İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ : 16/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/01/2025
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2024 (Ara Karar) tarih, 2024/928 Esas sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket hakkında Bursa 2.ATM. E...., K...., 06/07/2022 tarihli kararı ile tasfiye kararı verildiğini, Bursa BAM. 5. HD. 13/10/2023 tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun reddine karar veridiğini, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/01/2024 tarihli ilamı ile, temyiz başvuruları reddedilerek hükmün 08/01/2024 tarihinde kesinleştiğini, davalının, şirketin %19 Pay oranına ve 4.750.000,00 TL pay değerine sahip ortağı olduğunu, dava konusu şirkete ait Volkswagen marka 2017 Kombi model ... şase no.lu ... plakalı aracın, tasfiye kararından çok önce davalıya tahsis edildiğini, tasfiye kararı sonrası şirket yönetimi tarafından tüm ortaklardan kullanıma tahsis edilen ve şirkete ait olan araçların öncelikle tahsis edilen şirket ortağına satışı sağlanmaya çalışıldığını, ancak ortaklar tarafından bu yönde ortak bir karar alınamaması üzerine tüm ortaklardan kendilerinde olan şirket araçlarını en geç 14/06/2024 tarihi saat 14:00'e kadar şirkete teslim etmelerinin istendiğini, davalı tarafından herhangi bir gerekçe olmaksızın kendisinde bulunan şirkete ait Volkswagen marka 2017 Kombi model ... şase no.lu ... plakalı aracın iade edilmediğini, davalının dava konusu aracı elinde tuttuğunu ve araçtan faydalandığını, TMK.m.683/2 uyarınca dava konusu aracın maliki olan müvekkili şirketin mülkiyetinde olan aracın haksız el atmanın önlenmesini talep etme hakkına sahip olduğunu, belirterek davalının müvekkili şirkete ait araca haksız müdahalesinin men'ine karar verilmesini ayrıca Tasfiye Heyeti tarafından tasfiye süreçlerinin davalının haksız eylemi ile engellendiğini ve tehlikeye düşürüldüğünü, aracın trafik sigortası olmaksızın kullanımı yanı sıra yaşanabilecek olası trafik kazası nedeniyle şirketin tüm ortakları yönünden tasfiye sürecinde zarar olarak yansıyacağından davalı dahil tüm ortakların haklarının riske atıldığını, ileri sürerek dava konusu Volkswagen marka 2017 Kombi model ... şase no.lu ... plakalı aracın tedbiren müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu istemin temel dayanağı olan tasfiye kararının, hukuka aykırı şekilde verildiğinden yargılamanın yenilenmesi davası açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, ... A.Ş.’de müvekkilinin, annesi ... ve ablası ...'in de hissedar olduklarını, babası ...’nün vefatının ardından diğer hissedarlar ile aralarında anlaşmazlıklar yaşanmaya başladığını, şirket bünyesinde sahte faturalandırma ve hileli muhasebe işlemleri gerçekleştirilerek haksız menfaat elde edildiğini müvekkilinin tespit ettiğini, bu hususta Bursa CBS’ye şikayette bulunulduğunu, 2021 yılındaki bu soruşturma ve kovuşturma dosyalarının devam ettiğini, Serhat Çokgüçlü tarafından Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. Sayılı dosyası ile şirketin feshi ve tasfiyesi davası açıldığını, bu dosyada kayyım olarak atanan ... in diğer hissedar ... gibi davranarak, adeta onun sözcülüğünü yaparak, onun talimatları doğrultusunda hareket ederek müvekkillerini yok saydığını, kayyım hakkında yapılan şikayet üzerine Bursa CBS'nin ... Sor. Sayılı dosyası ile hakkında soruşturma başlatıldığını, mahkeme heyet başkanı ..., şüpheli kayyım ... ve şüpheli ...’ın avukatlarının işbirliği içerisinde olduğuna ve yakınlık kurduğuna ilişkin bir ses kaydı bulunduğunu, bu nedenle Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile yargılamanın yenilenmesi davası ikame edildiğini ve mahkeme heyet başkanı hakkında da, müvekkili ... tarafından hakimin reddinin talep edildiğini ve HSK'ya şikayette bulunulduğunu, müvekkilinden teslimi talep olunan dava konusu aracın da işbu usule ve hukuka aykırı tasfiye kararına dayandığını, şirket malvarlığının satılmasının telafisi imkansız zararlar doğuracağından tasfiye kararı hakkında Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile yürütülen yargılamanın yenilenmesi davasının bekletici mesele yapılmasını talep etiklerini, dava konusu aracın maliki ruhsat üzerinde davacı şirket olarak görünmekte ise de; şirketin faal olduğu dönemde her hissedara kar paylarına mahsuben araç alındığını, dava konusu aracın da müvekkiline ait olduğunu, bu nedenle haksız el atma olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu aracın zilyetliğinin hiçbir zaman şirkete geçmediğini, kişisel kullanım için alındığından her zaman müvekkilinin tasarrufuna bırakıldığını, el atmanın haksız olmaması, aracın aslen malikinin müvekkili olması, aracın zilyetliğinin hiçbir zaman davacı şirkete geçmemesi, tüm ortakların bu şekilde araç sahibi olduğu, davaya dayanak gösterilen tasfiye kararının en başından beri kadük olduğu, tasfiye sürecinin de hukuka aykırı şekilde yürütüldüğü hususları göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacının isteminin dava konusu aracın tedbiren kendilerine teslimine yönelik olduğu, bir davada verilecek ihtiyati tedbir kararı ile davanın çözümlenmesinin imkan dahilinde bulunmadığı, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi ile ulaşmak istediği sonucun esas dava sonucu ile ulaşılmak istenen sonuç ile eşdeğer olduğu bu haliyle uyuşmazlığı çözer nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden "1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı tarafından, cevap dilekçesi ile aracın şirketten alındığı, kendi uhdesinde bulunduğunun ikrar edildiğini, davalı tarafından aracın kendisine ait olduğu iddiası yönünde delil veya ödeme dekontu sunulamadığını, tedbir talebinin reddine dair kararda yer verilen gerekçelerin dosya içeriğine uygun düşmediğini, davalı tarafından aracın herhangi bir hukuki neden olmaksızın elinde tutulduğu cevap dilekçesi ile ikrar edildiğinden, tasfiye sürecini sürüncemede bırakmak amacı ile kötü niyetli olarak teslim edilmeyen aracın tesliminin sağlanması gerektiğini, Yüksek Mahkeme kararında da açıklandığı üzere aracın müvekkili şirkete tedbiren teslimine dair verilecek tedbir kararının çekişmeyi ortadan kaldıracak mahiyette olmamakla birlikte dava sonucunda elde edilecek menfaatin elde edilmesi sonucunu doğurmayacağını, Diğer bir ortak tarafından iade edilmeyen araç ile ilgili açılan davada Bursa 2.ATM. E.... sayılı dosyası ile aracın tedbiren müvekkil şirkete teslimine karar verildiğini, ortaklar arasında eşitsiz bir durum yaratan işbu davada verilen kararın kaldırılması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını ve aracın tedbiren müvekkili şirkete teslim edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Aracın, davacı şirketten alınmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin kişisel kullanımı için aracın satın alındığını, her hissedarın alınan bu araçları kendi uhdesinde tuttuklarını, dolayısıyla davalı şirket tarafından aracın zilyetliğinin müvekkiline devredilmesinin söz konusu olmadığını davacının aracın tedbiren kendilerine teslimine yönelik talebinin sonucunun, esas dava sonucu ile ulaşılmak istenen sonuç ile eşdeğer olduğunu, aracın tesliminin talep edilmesindeki amacın aracı teslim alarak tasfiye işlemleri doğrultusunda satmak olduğunu, dolayısıyla tedbir kararının uyuşmazlığı doğrudan çözeceği ve dava ile ulaşılmak istenen amacın doğrudan elde edileceğini, belirterek davacı tarafın haksız ve yersiz istinaf isteminin reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, şirket adına kayıtlı araca yönelik müdahalenin meni davasında aracın tedbiren şirkete teslimi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı şirkete ait olduğu ileri sürülen ... plakalı aracın aracın şirket ortağı olan davalı ...'nün kullanımına tahsis edildiği, ancak Bursa 2. ATM'nin ... E-... K sayılı kararı ile davacı şirketin feshi ve tasfiyesine karar verildiği, bu kararın istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, halihazırda dava konusu aracın davalının uhdesinde olduğu, belirtilerek araca yönelik davalının müdahalesinin menine, aracın tedbiren davacı şirkete teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafça şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin kararın usulsüz olarak alındığını, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduklarını, yargılamanın yenilenmesi davasının bekletici mesele yapılmasını talep etiklerini, dava konusu aracın malikinin ruhsat üzerinde davacı şirket olarak görünmekte ise de; her hissedara kar paylarına mahsuben araç alındığını, davaya konu aracın davalıya ait olduğunu, bu nedenle haksız el atma olarak değerlendirilemeyeceğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece ihtiyati tedbir talebi ile ulaşmak istediği sonucun esas dava sonucu ile ulaşılmak istenen sonuç ile eşdeğer olduğu bu haliyle uyuşmazlığı çözer nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir."
HMK'nın 390/3. maddesinde, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmeli ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir.
Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbirin bir sebebinin mevcut olması gerekir. Yargılama sırasında mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebinin bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi söz konusu olan hallerde ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kanun koyucu bu konuda hakime takdir alanı bırakmıştır. Ancak ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir. Tedbir kararı verilebilmesi için davanın ispatına elverişli delil bulunması da zorunlu olmayıp, yaklaşık ispat olması yeterlidir.
İhtiyati tedbir kararı geçici nitelikte olup, durum ve şartların değişmesi ile her zaman değiştirilebilir.
6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "Yaklaşık ispat" kavramından bahsedilerek kabul edilmiştir. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Kural olarak 6100 Sayılı HMK 389.madde ve devamı uyarınca; dava konusu edilen uyuşmazlığın esasının çözecek mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir. Anılan yasanın 391.maddesinde; mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir, denilmek suretiyle dosya esasına konu uyuşmazlık bakımından zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu açıklamalarla birlikte somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, dava konusu aracın uyuşmazlık konusu olduğu, araç kaydının davacı şirket üzerinde olduğunun her iki tarafın kabulünde olduğu, davacı şirketin fesih ve tasfisine dair kararın kesinleştiği ve şirketin tasfiye aşamasında olduğu, davalı tarafça açıldığı belirtilen yargılamanın yenilenmesi davasının HMK'nın 381. maddesinde de belirtildiği üzere hükmün icrasını durdurmayacağı, eldeki davada müdahalenin meni nin talep edildiği, ihtiyati tedbir talep edilen aracın uyuşmazlık konusu olduğu, davalının ileri sürdüğü hususların yargılama aşamasında toplanacak deliller sonucu değerlendirileceği, ihtiyati tedbirin yasada koruyucu önlem olarak düzenlendiği, yargılamayı esastan yürütüp sonuçlandıracak olan ilk derece mahkemesince, dava dosyasında değişen durumlara göre her zaman, talep üzerine, tedbir kararının değiştirip kaldırılabileceği de gözetildiğinde; davacının bu aşamada yaklaşık ispatı sağladığı ve HMK'nın 389. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği nazara alınarak, davacı şirketin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 27/09/2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin takdiren 100.000,00 TL teminat mukabilinde kabulü ile davaya konu Volkswagen marka 2017 Kombi model ... şase no.lu ... plakalı aracın tedbiren davacı şirkete teslimine karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile;
2-İlk derece mahkemesinin 27/09/2024 tarihli ara kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353/1-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;
-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin takdiren 100.000,00 TL teminat (nakit veya kesin-süresiz teminat mektubu) mukabilinde KABULÜ İLE,
-Davaya konu Volkswagen marka 2017 Kombi model ... şase no.lu ... plakalı aracın tedbiren davacı şirkete teslimine,
3-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliğinden itibaren bir hafta kesin süre içinde teminat karşılanarak ihtiyati tedbir kararının uygulanması talep edilmediği takdirde tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının davacı/ihtiyati tedbir talep eden vekiline bildirilmesine,
4-Teminatın alınması ve tedbir kararının infazı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,"
İstinaf Yargılaması ve Harç Yönünden;
1-İstinaf başvurusu kabul edilen davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
2-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek esas kararla birlikte dikkate alınmasına,
3-6100 sayılı HMK. 359/4. maddesine göre kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 16/01/2025
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
Şenay
KORKMAZ
Üye
...
¸e-imzalıdır
Umut
BAŞOL
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır