9. Hukuk Dairesi, özelleştirme sonrası işyeri devriyle toplu iş sözleşmesinden doğan işçilik alacaklarının belirsiz alacak davasına konu olup olamayacağı uyuşmazlığına ilişkin kararını verdi.
Özet: Davacı, özelleştirme sonrası devredildiği davalı şirkette toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan eksik ödenen ücret ve sosyal hak alacaklarının tahsilini talep etmiş; ilk derece mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar vermişken, bölge adliye mahkemesi, davacının sendika üyeliği, çalışma süresi ve uygulanan toplu iş sözleşmesi hükümleri gereği alacaklarını belirleyebilecek durumda olması nedeniyle bu alacakların belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğine, dolayısıyla hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğine hükmetmiş olup, temyiz incelemesi alacakların belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı hususu etrafında yoğunlaşmaktadır.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/976 E., 2026/136 K. DAVA TARİHİ : 17.01.2023İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 1. İş MahkemesiSAYISI : 2023/24 E., 2024/29 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 03.04.2012 tarihinden bu yana davalı Kurumda değirmen bakım servisinde mekanik bakımcı olarak çalıştığını, çalıştığı işyerinin özelleştirilerek davalı Şirkete devredildiğini, devir işçisi sayılması gereken müvekkiline yasal işçilik haklarının ödenmediğini, müvekkilinin 22.06.2015 tarihinde özelleştirme işlemlerine dayalı olarak yapılan işyeri devri işlemi sırasında devir işlemini gerçekleştiren Elektrik Üretim AŞ'nin işçisi olduğunu, ücretlerinin emsali işçilere göre eksik ödendiğini iddia ederek toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakların tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu sebeple hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının toplu iş sözleşmesine göre herhangi bir fark ücret alacağı ya da toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan hak ve menfaatler ile sosyal yardım alacağının olmadığını, faiz ve faiz türlerinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işyerinde geçerli toplu iş sözleşmesinden devir işçisi gibi faydalanması gerektiği; toplu iş sözleşmesinden kaynaklı alacaklarının kısmen ödenmediği, ilave tediye alacağı yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği, giyim yardımı, aile yardımı, sosyal yardım alacağı, bakım tazminatı, içme suyu yardımı, hizmet toplu taşıma yardımı ve denge ödeneği taleplerinin reddi gerektiği gerekçeisyle davacının iş sözleşmesinin geçerli olduğu süre ve alınan ücretlere ilişkin hizmet döküm belgeleri ve özlük dosyasına göre hazırlanan denetime elverişli bilirkişi raporları esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava dilekçesinde talep ettiği toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını belirsiz alacak davasına konu ettiğini açıkça belirttiği, 05.12.2023 tarihli dilekçesi ile de bedel artırım yoluna gittiği, bu durumda karar içeriğinde açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde; toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar bakımından belirsiz alacak davasının şartlarının mevcut olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, dosya kapsamından da açıkça anlaşıldığı üzere davacının, sendikaya üye olduğu ve toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği tarihi, çalışma süresini, kendisine en son ödenen ücreti, toplu iş sözleşmesi gereği ödenmesi gerektiğini iddia ettiği aylık ücret miktarını, buna göre hak kazandığı alacakları işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi hükümleri gereğince belirleyebilecek durumda olduğu, bu hâlde ücret de dâhil olmak üzere toplu iş sözleşmesinden kaynaklı talep konusu alacakların belirsiz alacak olarak nitelendirilemeyeceği, söz konusu alacakların gerçekte belirlenebilir olup belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri, bu alacaklar yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle ilave tediye alacağı bakımından verilen karar isabetli olmakla diğer tüm alacak kalemleri yönünden belirsiz alacak davasına konu edilmesinde hukuki yarar bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Faizin hatalı belirlendiğini,2. Toplu iş sözleşmesi farkları ile ilgili davanın belirsiz alacak olarak açılmasında zorunluluk bulunduğunu,3. Alacak kalemlerinin hesaplanmasının muhasebe işlemine tâbi olduğunu, 4. Sürpriz karar verme yasağına uyulmadığını,5. Dava konusu döneme ait bordrolar bulunmadığından alacak hesabının yapılmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar yönünden davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı hususundadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.