Yurt dışında çalışan Türk işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçi alacakları davasında uygulanacak hukukun ve Anayasa Mahkemesi iptal kararının değerlendirilmesi.
Özet: Yurt dışında, Suudi Arabistanda alt işveren bünyesinde çalışan bir işçinin iş sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla kıdem ve ihbar tazminatı ile çeşitli işçilik alacakları talebiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin ihtilafın çözümünde iş sözleşmesindeki hukuk seçimi uyarınca Suudi Arabistan hukukunu uygulayarak davanın kısmen kabulüne karar vermesi üzerine, davalının temyiz başvurusu kesinlik sınırı altında kaldığı için reddedilmiş, davacının ise Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereği Türk hukukunun uygulanması gerektiği ve Suudi Arabistanda iş mevzuatı olmadığı iddialarıyla yaptığı temyiz başvurusu incelenmek üzere kabul edilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/9024 E.  ,  2026/3189 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2115 E., 2025/2143 K.
DAVA TARİHİ : 29.01.2021
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/609 E., 2025/284 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre kabulüne karar verilen ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın (dava tarihi itibarıyla ... Bankası SAR kuru üzerinden Türk lirası karşılığı), Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı alt işveren ... Elektromekanik bünyesinde davalı asıl işveren şirketin Arabistan Taif Şantiyelerinde 2017-2020 tarihleri arasında elektrik ustası olarak aylık net 1.800,00 USD ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Arabistan firması ... ... firmasında çalıştığını, ... ... firmasının Suudi Arabistan ülkesinin yerel bir firması olduğunu, söz konusu projede asıl işverenin yabancı menşeli başka bir firma olan.... Ltd. firması olduğunu, davacının iş sözleşmesi kapsamında tüm hizmet süresi boyunca sadece Arabistan'da bulunan işyerinde çalıştığını, bu durumda mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı yer olan Arabistan olduğunu, taraflar arasında yapılan hukuk seçimi gereği, Arabistan İş hukukuna göre müvekkili ile davacı arasında husumet yokluğu bulunduğunu, davacının ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta davalı işverenin cevap dilekçesinde, yabancı hukukun uygulanmasını talep ettiği, davacı ile davalı işveren arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin 16. ve 18. maddesinde ihtilafların çözümünde çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağının ifade edildiği, buna göre tarafların hukuk seçimi anlaşması yaptıklarının görüldüğü, iş sözleşmesinin fesih tarihinin 22.05.2020 ve dava tarihinin 29.01.2021 tarihi olduğu olduğu buna göre 12 aylık süre geçmediğinden alacak kalemlerinin zamanaşımına uğramadığı, davanın seri dava olması sebebi ile tüm dava dosya belgelerinin birlikte değerlendirildiği, tüm dosyalar içinde yer alan ücret bordroları ve ödeme belgelerinin incelenmesinden sembolik fazla çalışma vs. ödemelerin olmadığı, bordroların fiilî durumu yansıttığı sonucuna ulaşıldığı, davacıya kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı da belirtildiğinden davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiği, iş sözleşmesinin haklı sebeple ya da ihbar öneli tanınarak feshedildiği hususları ispat yükü üzerine düşen davalı tarafça usulünce kanıtlanamamış olduğundan davacının ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereği uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiğini,
b. Arabistan'da davacının çalıştığı dönemde henüz düzenlenmiş bir iş mevzuatı olmadığı gibi, iş mevzuatında zamanaşımı düzenlemesinin de olmadığını,
c. Çalıştığı süre boyunca ücretinin eksik ödendiğini, tanık anlatımları ile iddia ettikleri ücret miktarının doğrulandığını, her ay ücretinin eksik ödendiğini,
d. Bölge Adliye Mahkemesince kaldırma kararı bulunmayan yönler yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğunu, tanıkların hizmet süresine hiçbir aşamada davalının itirazda bulunmadığını, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve ücret alacağı yönünden kaldırma kararı verilmediğinden usuli kazanılmış hak oluştuğunu, kaldırma kararının sadece uygulanacak hukuk noktasında olduğunu,
e. Davanın açıldığı tarihte Yargıtay görüş değişikliğine gitmediğinden vekâlet ücreti yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davaya konu alacak taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, ücret seviyesi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları ile ücret alacağı, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkindir.
1. Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir.
Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.
Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.
Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.
Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede;“Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden hüküm altına alınan alacaklara, 3095 sayılı Kanun'un 4/a hükmü uyarınca Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir. Dava dilekçesinde bir kısım alacaklara dövize uygulanan en yüksek mevduat faizi talep edildiği hâlde infazda tereddüt yaratacak şekilde, 3095 sayılı Kanun'un sözü edilen maddesi gözetilmeden faize hükmedilmesi hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasında yer alan;
"1- Net (204,19) SAR kıdem tazminatı alacağının akdin fesih tarihi olan 22.05.2020 tarihinden itibaren ödeme günündeki ... Bankası dolar kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Net (8.110,00) SAR ihbar tazminatı alacağının ( (75,00) SAR dava tarihinden ve bakiyesi ıslah tarihinden 15.06.2022 itibaren) ödeme günündeki ... Bankası SAR kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine
5-Net (11.651,94) SAR hafta tatili alacağının dava tarihinden itibaren ödeme günündeki ... Bankası SAR kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine (%30 hakkaniyet indirimi uygulandı)
7-Net (4.396,19) SAR ücret alacağının ( (75,00) SAR dava tarihinden ve bakiyesi ıslah tarihinden 15.06.2022 itibaren ) ödeme günündeki ... Bankası SAR kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklindeki ibarelerin hükümden tamamen çıkartılarak yerlerine;
"1- Net (204,19) SAR kıdem tazminatı alacağının fesih tarihi olan 22.05.2020 tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Net (8.110,00) SAR ihbar tazminatı alacağının ((75,00) SAR'lık kısmına dava tarihinden, bakiyesine ıslah tarihi olan 15.06.2022 tarihinden itibaren) Devlet Bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
5-Net (11.651,94) SAR hafta tatili alacağının dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine (%30 hakkaniyet indirimi uygulandı),
7-Net (4.396,19 ) SAR ücret alacağının ((75,00 ) SAR'lık kısmına dava tarihinden bakiyesine ıslah tarihi olan 15.06.2022 tarihinden itibaren) Devlet Bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.