Yargıtay 3. Ceza Dairesinin silahlı terör örgütüne üyelik mahkumiyetinde TCK 53 maddesi uygulamasını Anayasa Mahkemesi kararına uygun düzelterek onaması.
Özet: Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararının istinaf başvurusu reddedilerek onanmış; Yargıtayca yapılan incelemede, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin ve elde edilen delillerin hukuka uygun olduğu, suçun sübut bulduğu yönündeki vicdani kanaatin oluştuğu tespit edilmiştir. Ancak, Anayasa Mahkemesinin TCK 53. maddesiyle ilgili iptal kararı doğrultusunda hüküm kurulmadığı belirlendiğinden, bu hukuka aykırılığın yeniden yargılama gerektirmeksizin düzeltilerek, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan mahkûmiyet kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/164 E., 2022/246 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 20. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2019/540 E., 2020/139 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM:TCK’nın 314/2; 3713 sayılı Kanun’un 5/1; TCK’nın 62, 53, 58/9. ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Diğer delillerin atılı suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görülmekle hükümden sonra gelen belgelerin 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesi gereğince okunmaması sonuca etkili bulunmamıştır.Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafilerinin ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemiştir, ancak; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasındaki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmaması, Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği ilk derece mahkemesi hükmünün dördüncü bendinin hükümden çıkartılması ile yerine "sanığın kasten işlediği suçtan hapis cezasıyla mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak; 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasına" ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye kısmen uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.