İşyerinde kalite kontrol elemanı olarak çalışan davacının haksız fesih, kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacakları talebiyle açtığı davada işyeri devri sorumluluğu ve alacakların değerlendirilmesi.
Özet: Davacı işçinin haksız fesih iddiasıyla talep ettiği kıdem, ihbar, yıllık izin ve fazla çalışma alacakları ile davalının zamanaşımı ve haklı fesih savunmalarının değerlendirildiği bu davada, ilk derece mahkemesi işyeri devri sorumluluğu ve davalının feshi haklı kılamaması nedeniyle kıdem, ihbar ve yıllık izin alacaklarını kabul etmiş, fazla çalışma ücretini de görev belgesi ve tanık beyanlarıyla onaylamış, ancak ulusal bayram alacağını reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise kıdem, ihbar ve yıllık izin alacaklarını onarken, imzalı bordrolarda değişken fazla mesai tahakkukları bulunduğu ve tanıkların belirli dönemler için yetersiz kaldığı gerekçesiyle, fazla çalışma ücreti talebinin kabulünün hatalı olduğuna hükmederek bu kısmı reddetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/994 E.  ,  2026/3155 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2424 E., 2025/2392 K.
DAVA TARİHİ : 05.08.2022
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/255 E., 2023/283 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.06.1999-25.06.2022 tarihleri arasında davalı işyerinde kalite kontrol elemanı-laborant olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin herhangi bir sebep bildirilmeksizin feshedildiğini, işyerinde haftanın 6 günü 07.30-18.30 saatleri arasında çalışıldığını, bu durumun "Görev Belgesi" başlıklı belge ile de sabit olduğunu, bordrolarda yer alan tahakkukların sembolik nitelikte olduğunu, dinî bayramlar dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam ettiğini, yıllık ücretli izinlerinin eksik kullandırıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 01.10.2012 tarihinde işyerinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin görevlerini yerine getirmemesi ve personel fazlalığı sebepleriyle haklı nedenle feshedildiğini, istisnaen yapılan fazla çalışmalar ile ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin çalışmaların davacıya ödendiğini, yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 01.06.1999 tarihinden 01.10.2012 tarihine kadar ... İnşaat Tic. AŞ (... Şirketi) ile ... Sanayi Tic. AŞ (... Şirketi) nezdinde çalışması bildirilmiş ise de dosya içeriğine göre ... Şirketi çalışanlarının topluca davalı işveren bünyesinde kayden çalışmaya başladığı, tanık beyanlarına göre davacının çalışmasının aynı işyerinde geçtiği; ... Şirketi işyerindeki sigorta kaydı yönünden davacının bu Şirketten sigorta başlangıcının bir gün öncesi, bitişin bir gün sonrasında ... Şirketi sigortalısı gösterildiği, tanık anlatımlarından davalı işverenin ... Şirketi işyerinden aldığı iş dolayısıyla davacının ... Şirketinde sigortalı gösterildiği kanaatine varılarak davacının tüm hizmet süresinden davalının sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli olarak feshedildiğine ilişkin işveren tarafından herhangi bir belge sunulmadığı, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerektiği, davalı işverenin davacının yıllık izninin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlayamadığı hususu ile davacı isticvabı dikkate alındığında davacının yıllık ücretli izin alacağına da hak kazandığı, davacı tarafça sunulan davalı işverenlikçe imzalı 30.04.2021 tarihli "Görev Belgesi" başlıklı belge ile tanık beyanları dikkate alındığında davacının haftada 12 saat fazla çalışma yaptığı, bordrolardaki fazla çalışma tahakkuklarının gerçeği yansıtmadığı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağına hak kazanıldığının davacı tarafça ispatlanmadığı gerekçesiyle ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddine, diğer taleplerin kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işyeri devri hükümleri uyarınca davalı işverenin işçilik alacaklarından sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ve davacıya yıllık ücretli izinlerinin kullandırıldığının davalı tarafça ispatlanmadığı, dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı; zamnaaşımına uğrayan alacak da bulunmadığı; ancak dosya kapsamındaki imzalı bordrolar incelendiğinde her ay değişen miktarlarda fazla çalışma tahakkuklarının bulunduğu, fazla çalışma süresi değerlendirildiğinde fazla çalışma tahakkuklarının sembolik olmadığı; 2022 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ayları hariç tüm dönem bordrolarının imzalı olduğu ve tahakkuk içerdiği; belirtilen aylar yönünden fazla çalışma alacağı tanıkla ispatlanabilir ise de davacı tarafça dinlenmeyen tanıkların dinletilmesinden vazgeçildiği, dinlenen tanıkların belirtilen aylarda davacı ile beraber bir çalışması bulunmadığı da dikkate alındığında fazla çalışma ücreti alacağının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddi ile diğer taleplerin kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; davalı tarafça düzenlenen bordroların sembolik fazla çalışma tahakkuku içerdiğini, işyerindeki pek çok işçi için her ay aynı miktarda yahut çok cüzi farklılıklarla fazla çalışma tahakkukunun yapıldığını, yıllık ücretli izinde olan yahut puantaj kaydıyla işe gitmediği sabit olan işçiler yönünden dahi aynı fazla çalışma tahakkuklarının bordrolarda yer aldığını, müvekkilinin çalışma saatlerinin davalı Firmanın kaşe ve imzasını içeren "Görev Belgesi"yle sabit olduğunu ve fazla çalışma ücreti alacağının kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının hizmet süresinin hatalı belirlendiğini,
b. Davacının iş sözleşmesinin görev tanımında yer alan görevleri layıkıyla yerine getirmediğinden, ilgili birimde de personel fazlalığı yaşanmasından dolayı son çare olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini,
c. Görev belgesinin sokağa çıkma yasaklarının bulunduğu dönem için davacının da evinin işyerine uzak olması sebebi ile davacı asıl için sorun oluşturmaması adına çalışma saatlerinin genişletilerek yol süreleri de hesaba katılarak düzenlendiğini, tüm çalışma dönemi için söz konusu belgeye itibar edilmesinin mümkün olmadığını, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, yapılması hâlinde ödendiğini, bu durumun imzalı bordrolarla sabit olduğunu,
d. Davacının, müvekkili Şirketteki çalışma dönemini aşar şekilde yıllık ücretli izin hesabı yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hesaba esas hizmet süresi, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.