Bir idarenin, kamu ihale kanunu kapsamındaki sözleşmelerden doğan ve kendisi tarafından ödenen işçilik alacaklarını yüklenici firmadan rücuen talep ettiği tazminat davası.
Özet: Bir idare, kamu ihale kanununa tabi sözleşmeler kapsamında davalı yüklenici şirkette çalışan ve iş mahkemesi kararıyla idare tarafından ödenmek zorunda kalınan işçilik alacakları nedeniyle, sözleşme hükümleri ve borçlar kanunu uyarınca asli sorumlunun davalı şirket olduğunu ileri sürerek, ödediği meblağın ticari avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep ederken, davalı şirket davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sözleşmesel sorumluluğunun sona erdiğini, işçinin kendilerinde çalıştığına dair kanıt bulunmadığını ve idarenin kendi kusurunu kendilerine yüklemeye çalıştığını belirterek davanın reddini savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/780 Esas
KARAR NO : 2026/612
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 24/10/2025
KARAR TARİHİ : 07/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı ... AŞ. ile müvekkili İdare arasında Kamu İhale Kanunu'na tabi ihalelere istinaden yapılan sözleşmeler kapsamında davalı şirkette hizmet akdiyle bağlı olarak çalışan ve yine iş akdi son çalıştığı müteahhit şirket tarafından feshedilen dava dışı ... tarafından ödenmeyen bir kısım işçilik alacağının tahsiline karar verilmesi talebiyle idarelerine karşı dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde ... 17. İş Mahkemesi ...Esas ... Karar sayılı ve 21.11.2024 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, İşbu karar ile dava dışı işçi ...vekili... tarafından ödemenin yapılması için Müvekkil İdareye başvuruda bulunduğu, mezkur karar konusu yargılama gideri, dava ve icra vekalet ücretleri, faizleri, asıl alacak ve faizleri toplamı Net 112.871,68 TL talepte belirtilen dava dışı işçi vekiline ödeme yapıldığını, Dava dışı işçi ...'ın, SGK kayıtlarına göre farklı yüklenicilerde çalışmış olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ... 17. İş Mahkemesi ...Esas ... Karar sayılı hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava dışı işçinin 26/08/2020 - 05/05/2021 tarihleri arasında davalı şirkette İdarenin ihaleli işlerinden "..." kapsamında çalıştığının tespit edildiği, Hem Borçlar Kanununa göre hem de müvekkil İdare ile davalı şirket (yüklenici firma ) arasından yapılan sözleşme hükümleri gereğince, işçilik alacaklarının nihai ve asli borçlusu ve sorumlusu davalı şirket olduğundan, ödemiş oldukları toplam bedelin, ödeme tarihinden itibaren, dava dışı işçinin davalı şirkette çalışma dönemleri de göz önünde bulundurulmak suretiyle yargılama sırasında tespit edilecek sorumluluk miktarları esas alınarak davalı şirketten ticari avans faiziyle birlikte rücuen tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, Davalı... Şti. ile yapılan sözleşmelerde İhale şartnamesinde ve sözleşmesinde son derece açık olarak tüm işçilik borçlarından davalı müteahhit şirketlerin sorumlu olacağına ilişkin hükümler bulunduğunu, müvekkil idare ile davalı ... Şirketi arasında imzalanan sözleşme hükümleri gereği yüklenicinin sözleşme konusu işte çalıştıracağı” personellerle ilgili sorumlulukları ve buna ilişkin şartlar konusunda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri uygulanacağını, Dava dışı işçinin davalı müteahhit şirketlerde çalıştığı dönemler itibariyle davalı şirketlerin sorumlulukları ancak yargılama sürecinde net olarak belirlenebileceğinden, davalı şirketlerin sorumlulukları bakımından belirsiz alacak davasına dair hükümler uygulanmak suretiyle; Toplam 112.871,68 - TL bedelin ve idaremiz tarafından ödenen ilam karar harcı ve diğer harç ve giderlerin, vergi vd...(118.089,98-TL ) de ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, İdaremiz yüklenicisi ... Şirketi'nden müvekkili idare ile arasında yapılan sözleşme ve genel hükümler kapsamında davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davanın konusunda ve niteliğinde hukuki temel bulunmadığından, işbu davanın reddi gerektiği, müvekkilin sözleşmesel sorumluluğunun bulunmadığı dönemde gerçekleştiği iddia edilen işçilik alacakları nedeniyle rücu talebinin yöneltilmesi hukuki güvenlik ve sözleşmeye bağlılık ilkelerine aykırı olduğu, Sözleşmesi bitmiş bir yükleniciye, artık sözleşme konusu dışında kalan bir zaman ve alana yayılarak sorumluluk yüklenmesi, hukuk sistemimizce kabul edilmeyen bir sonuç doğuracağı, taraflar arasındaki sözleşmenin kesin kabul ile birlikte hukuken sona ermesi ve çalışma döneminin bu tarihlerden yıllar sonrasına ait olması nedeniyle, davalı şirkete yöneltilen rücu talebinin zamansal olarak dayanaktan yoksun olduğu ve reddi gerektiği, davacının müvekkil yanında çalışma iddiasının soyut, belgesiz ve hukuken dayanaksız olduğu, İş hukuku uygulamasında, “kimin işçisi ise onun sorumlu olduğu” temel ilke olduğu, Fiilen müvekkile hizmet sunmayan bir işçiden doğan alacak kalemlerinin müvekkile yükletilmesinin mümkün olmadığı, Dava dışı işçinin müvekkile ait işte çalıştığına dair ispat edilebilir bir fili bağ bulunmadığından, rücu talebi fiili çalışma unsuru yönünden tamamen dayanaksız olduğu ve reddi gerektiği, davacı idare kendi kusuruyla doğan bir zararı müvekkile yansıtmayı amaçlamakta olup, bu durum hukukumuz açısından kendi kusurunun başkasına yükletilmesi anlamına gelir ve kategorik olarak reddedilmesi gereken bir talep olduğunu, Davacının filli çalışma belgesi sunamadığını, sözleşme devam ettiğini gösteremediğini, kusur isnadında bulunamadığını, Salt iddia ile rücu talep edilemeyeceğinin açık olduğu, Bu nedenle davanın ispat yükü bakımından da reddi gereken bir dava olduğunu, Rücu davasının tüm zorunlu unsurlarının somut olayda mevcut olmadığı, Bu nedenle işbu davanın rücu yönünden reddinin zorunlu olduğunu, Usul hukuku bakımından, davanın açıldığı andaki koşullara göre değerlendirileceği, Dava başlangıcında alacak kalemleri davacı tarafından belirlenmiş olduğundan, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usule aykırı olduğunu, Bu aykırılığın, kamu düzenine ilişkin olmadığı, itiraz üzerine mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği, Davacı idarenin kendi belirlediği bir ödeme nedeniyle belirsiz alacak davası açması, HMK m.107'ye ve yerleşik içtihada aykırı olduğu, davanın usulden reddinin zorunlu olduğu, Somut olayda; müvekkilin borçlu olduğuna ilişkin herhangi bir ihtar bulunmadığı, Müvekkilin ödeme yükümlülüğü doğmadığı, davacının temerrüt iddiasını soyut şekilde ileri sürmekte olduğu, Bu durumda faiz talebinin kategorik olarak reddedilmesi gerektiği, Faiz talebinin tümüyle reddinin zorunlu olduğu, Davanın hem usul hem de esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davaya dayanak takip dosyası, dava dışı işçiye ait hizmet döküm cetveli, işe giriş çıkış bildirgeleri, davalıya ait iş yeri kayıtları taraflar arasında imzalanan sözleşme ile dayanak ... 17. İş Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı Karar sayılı dava dosyası ilgili yerlerden celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Davacı, hizmet alım ihalesinin davalılar tarafından üstlenildiğini, sözleşme ve teknik şartname hükümlerine göre davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçinin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup, hafta tatili ücreti, ücret alacağı, AGİ ücreti alacağı, fazla çalışma ücreti alacağı ve UBGT ücreti alacağının dava dışı işçiye ödendiği ihtilafsızdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen bedelden hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduğuna ilişkindir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli .... E. ...K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli ... E.... K., 11/05/2017 tarihli ... E. ...K. sayılı ilamları)
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2021 tarihli ... E.... K. sayılı kararı; ''İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir...'' şeklindedir.
İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli ... E.... K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar)
Mahkememizin 03/02/2026 tarihli duruşmasının 3 nolu ara kararı ile dosyanın işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişi ...'a tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, SGK kayıtları, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler, genel şartname hükümleri ve yapılan ödemeler dikkate alınarak davacının davalıdan rücuen alacağının bulunup bulunmadığı, var ise alacak miktarının tespiti konusunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'a tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından sunulan 06/03/2026 tarihli raporda özetle ; "1.Seçenek: Sayın Mahkemece ihale sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin eki niteliğindeki ihale dokümanlarındaki hükümler çerçevesinde sorumluluğun tamamının alt işverenlere ait olduğu kanaatine varılması halinde, dava dışı işçinin çalışmaların geçtiği 25.08.2020-28.07.2021 dönemi Fazla Çalışma ücreti, UBGT alacağı, Hafta Tatili Ücreti Alacağı, AGİ alacağı, Ücret Alacağının işlemiş faizleri ve ferileri olarak tarafımızca hesaplanan 118.087,28.-TL davalı alt işveren ... Şirketi'nin sorumluluk miktarı aşağıdaki gibi olacaktır. ... Ticaret Limited Şirketi'nin sorumluluğunun 118.087,28.-TL olduğu, ancak davacı idare davasını ... Şirketi” ne yöneltmediğinden 118.087,28.-TL'den davacının davasını yönelttiği Asıl İşveren ... Şirketi 'nin sorumlu olduğu, 2.Seçenek: Sayın Mahkemece eşit oran sorumluluk esasının benimsenmesi halinde, dava dışı işçinin çalışmaların geçtiği dava dışı işçinin çalışmaların geçtiği 25.08.2020-28.07.2021 dönemi Fazla Çalışma ücreti, UBGT alacağı, Hafta Tatili Ücreti Alacağı, AGİ alacağı, Ücret Alacağının işlemiş faizleri ve ferileri olarak tarafımızca hesaplanan 118.087,28.-TL'nin %50'si olan 59.043,64.-TL.'nin davalı alt işverene rücu edilebilecek olup, alt işverenin sorumluluk miktarları aşağıdaki gibi olacaktır (Tablo-8); #... Şirketi” nin sorumluluğunun 59.043,64.-TL olduğu, ancak davacı idare davasını ... Şirketi” ne yöneltmediğinden 59.043,64.-TL'den davacının davasını yönelttiği Asıl İşveren ... Şirketi'nin sorumlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, dava dışı ...'ın, davacı şirkette ... 17. İş Mahkemesi’nin ... Esas...Karar sayılı ilamı ile davacının davalı ...'nin taşeron şirketlerinde 26/08/2020-05/05/2021 tarihleri arasında vinç operatörü olarak çalıştığı, davacının iş akdinin ihale sözleşmesinin bitmesi sebebi fazla çalışma alacağı;ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı; hafta tatili alacağı;ücret alacağı, asgari geçim indirim alacağı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dava dışı işçi ...'ın, ... 17. İş Mahkemesinin... Esas ... K sayılı 21.11.2024 tarihli kararında lehine hükmedilen alacak kalemlerinin tahsili için ...'ne başvuruda bulunduğu, ... 21.01.2025 tarihinde dava dışı ... Vekiline Toplam 112.871,68 - TL bedelin ve idareleri tarafından ödenen ilam karar harcı ve diğer harç ve giderlerin, vergi vd. 118.089,98-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, idarenin yüklenicisi ...Şirketi'nden davacı idare ile arasında yapılan sözleşme ve genel hükümler kapsamında davalıdan tahsili talebiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının davadışı işçi ...'ın hizmet süresinin 8 ay 9 gün olduğu; iş akdine son verilmesi nedeniyle işçilik alacaklarının tazmini kapsamında çalıştığı dönemlerle sınırlı olmak kaydıyla davalıdan rücuen tahsili amacıyla açılan iş bu davada davacı ile davalı arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Asıl ve alt işverenler arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Dava dışı ...'a ödenen işçilik alacak kalemlerinin tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak davalı, işverene karşı sorumlu olup dava dışı işçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, taraflar arasında imzalanan sözleşmede, davacının delil olarak dayanmış olduğu yapım, bakım ve onarım işine ait sözleşmenin 22. Maddesi; genel şartnamenin 7. bölümü madde 34/8 uyarınca asıl iş veren ile alt işverenler arasındaki rücu ilişkisi bakımından açık bir düzenleme olmadığı anlaşılmakla dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Bu nedenle bilirkişi raporunda 1.Seçenek olarak yer alan hesaplama dikkate alınmıştır.Dava dışı işçinin 26/08/2020-05/05/2021 dönemine isabet eden Fazla Çalışma ücreti, UBGT alacağı, Hafta Tatili Ücreti Alacağı, AGİ alacağı, Ücret Alacağının işlemiş faizleri ve ferileri olarak bilirkişi tarafından hesaplanan 118.087,28.-TL tutarın davalıdan talep edilebileceği anlaşılmıştır.
İstanbul BAM 18. HD... Esas ...Karar sayılı ilamında "Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin ...Esas, ...Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere,".... rücuen tazminat davalarında davacı kurumun yaptığı ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekli olup.... dava dışı işçiye yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline dair karar verilmek üzere dairemizce hüküm kurulması gereklidir." dikkate alındığında davacının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep edebileceği anlaşılmakla neticeten davacının davasının kısmen kabulüne,118.087,28-TL'nin ödeme tarihi olan 21/05/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 118.087,28-TL'nin ödeme tarihi olan 21/05/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine,
2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 8.066,54-TL karar harcının, peşin yatırılan 2.016,69-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 6.049,85-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-)Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-)Davacı tarafından yapılan toplam 10.157,40-TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 10.157,16-TL yargılama giderinin ve 2.016,69-TL peşin harç ve 615,40 TL başvurma harcı toplamı 12.789,25-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanması sonrası 4.599,89-TL'nin davalıdan, 0,11-TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
6-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 07/07/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır