İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, 6.000 TLlik senedin tahrif edilerek 56.000 TLye dönüştürüldüğü ve sahte imzalarla icra takibine konulan kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davası.
Özet: Davacı taraf, kendileri aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibine konu, 6.000 TLlik bir senedin 56.000 TLye tahrif edildiğini ve diğer 50.000 TLlik senedin imzalarının sahte olduğunu ileri sürerek, ticari ilişkiden doğan bu borçların kendilerine ait olmadığını ve borçlu olmadıklarının tespiti ile icra takibinin iptalini talep etmiş; davalı taraf ise, senetlerin geçerli olduğunu, imzaların davacılara ait olduğunu ve davacıların bu iddialarını hukuken geçerli yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğini savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/197 Esas
KARAR NO :2026/585
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:31/10/2016
KARAR TARİHİ:16/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın müvekkilleri aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2016/... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile 01.02.2015 tanzim, 10.07.2016 vade tarihli 50.000-TL bedelli senet ile 01.02.2015 tanzim ve 10.07.2016 vade tarihli 56.000-TL bedelli olmak üzere iki adet kambiyo senedine dayalı icra takibi başlattığını, takip konusu olan senetlerin tahrif edilmek ve sahte senet düzenlemek suretiyle takibe konulduğunu, müvekkilinin oto tamiri işi yapmakta olduğunu, davalıların ise .... San. Tic. Ltd. Şti şirketinin ortakları olup, ... isimli araç kiralama şirketlerinin bulunduğunu, müvekkillerin ... isimli araç kiralama firmasının hasar gören araçlarını tamir etmek suretiyle taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkillerin davalılara borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiden de anlaşılacağı üzere; taraflar arasında hizmet gören taraf müvekkileri iken, ödeme borçlusu olan tarafın davalılar olduğunu, dolayısıyla müvekkillerinin davalılara 106.000-TL kadar yüksek miktarda borcu olması mümkün olmadığını, ancak küçük bir ödeme karşılığı müvekkillerin davalı ...'a 6000-TL'lik senet verdiğini, işbu dava konusu icra takibinden gönderilen ödeme emrinde müvekkiller vermiş olduğu 6000-TL'lik senedin tahrif edilerek ve bedelin başına "5" rakamı sıkıştırılmak suretiyle 56.000-TL yapıldığını ve yine imzaların kendisine ait olmadığı 50.000-TL bedelli takip konusu senetlerin düzenlendiğini öğrendiklerini, yine senetin ciro suretiyle lehtar ...'ın kardeşi olan ...'a verildiğini icra takibinden öğrendiklerini, senet üzerindeki yazıların müvekkillere ait olmadığı gibi, 6.000-TL'lik senet bedeline eklenen "5" rakamının sonradan eklendiği ve senetler arasındaki imzaların farklı olduğu çıplak gözle dahi açık ve net olarak anlaşıldığını, anılan nedenlerle senedin tahrif edilmesi sebebiyle belge niteliğini kaybetmiş olup, kambiyo senedi yoluyla takibe konu olamayacağını, senetin kambiyo senedi vasfı taşımadığı ve tahrif edilmesi sebebiyle, müvekkil açısından zararlara sebebiyet vereceğinden; icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkillerin borçlu olmadığının tespiti ile, dava konusu senetin "kambiyo seneti" vasfını taşımaması sebebiyle takibinve icra takibinin iptalini, HMK 209. Maddesi gereğince teminatsız olarak müvekkil hakkındaki takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine veya davalı takip alacaklısının % 20’den aşağı olmamak üzere icra tazminatına hükmedilmesini, yargılama ve vekâlet ücreti giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA VE KARŞI TALEP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı-borçlular ... ve ... vekili dava dilekçesi ile özetle; tarafımızca davacı-borçlular aleyhine 31.08.2016 tarihinde başlatılan .... İcra Müdürlüğü’nün 2016/... E. sayılı icra takibinde takibe konu bonolardan birinde tahrifat olduğunu, diğer bono üzerindeki imzanın müvekkillerine ait olmadığı iddiasıyla borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmişse de, davacılar vekilinin dilekçesinde belirttiği hususlar hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz iddialar olup, reddi gerektiğini, davacıların iş bu davayı açmakla haklı olmadığı gibi kötüniyetli olduklarını, takibe konu her iki bono üzerindeki imzaların davacı-borçlulara ait olduğunu, Davacı-borçluların dilekçesinde, takibe konu bonoyu imzalamadıkları iddiasında bulunduklarını, takibe konu bononun davacılar tarafından imzalandığını, Davacı-borçluların müvekkile olan borcu sebebiyle iş bu bonoyu müvekkiline verdiklerini, müvekkiline borçlu olmadığını ve ya iş bonoya istinaden ödeme yaptığını ve imzanın kendisine ait olmadığını davacı-borçluların ispat yükü altında olduğunu, senedin bedelsizliğine ve müvekkilimin senedin meşru hamili olmadığına dair davacılar tarafından hiç bir yazılı(kesin) delil sunulamadığını, müvekkilinin senetlerin meşru hamili olup, senetler müvekkiline lehdar ve abisi olan ...'dan geçtiğini, davacılar müvekkilime borcu olmadığını ispat yükü altında olduklarını, iddialarını senede karşı senetle ispat kuralı gereği yazılı delil ile ispatlamaları gerektiğini, Yargıtay 15. HD.’nin 06.06.1983 tarih, 1983/1724-1584 sayılı kararında da belirtildiği üzere; HMK.nun 201. Maddesi(HUMK md.290) gereğince, “senede bağlı her çeşit iddiaya karşı def’i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak nitelikte bulunan hukuki işlemler değeri ne olursa olsun tanıkla ispat edilemez.” Yine HMK.nun 200. Maddesi(HUMKmd.289) gereğince “senetle ispatı gereken hususlarda, karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir.” , davacıların gerçek ve hukuk dışı iddialarla açtığı bu dava ile alacağın tahsilini geciktirmekte, kendi hür iradeleri ile imzaladıkları senetlerin bedelini ödemekten kaçınmakta olduklarını, davacıların davasını açmakta hukuki yararları olmadığını, HGK 18.01.2012 tarih 2011/19-622 E.- 2012/9 K., HGK 17.03.2010 tarih 2010/19-123 E.- 2010/154 K. Ve HGK 17.12.2011 tarih 2011/13-576 E.- 2011/747 K. Sayılı kararlarında zikredildiği gibi;“Borçlunun icra takibinden önce ve ya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır.” dava konusu senetlerin bononun tüm zorunlu unsurlarını ihtiva ettiklerini, davacıların iş bu davayı açmakta kötüniyetli olup icra takibini sürüncemede bırakmaya çalıştıklarını, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasının, alacaklının icra takibi sırasında kazandığı haklara zarar vermemesi, onun icra takibini sürüncemede bırakmak için kötüye kullanılmaması gerektiğini, Davacı-borçluların senedin ödendiğine dair belge sunamaması karşısında senedin bedelsiz olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmasında hukuki yararı olmayıp, davanın reddi gerektiğini, öncelikle; icra takibini sürüncemede bırakmak için iş bu davayı açan davacı-borçluların icra takibinin tedbiren durdurulmasına dair verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın davanın reddine, kötüniyetle borcu inkar eden davacıların % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yapılacak yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ise davacı borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizden verilen 10/09/2019 tarih ve 2016/... Esas 2019/... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 'nin 25/06/2020 tarih ve 2020/1070 Esas 2020/1145 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı, mahkememizin 2020/304 esas sayılı sırasına kaydı yapıldığı, Mahkememizden verilen 22/01/2024 tarih ve ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 08/01/2025 tarih ve 2024/762 Esas 2025/8 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı ve mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamasına devam edildiği görüldü.
DELİLLER :
Deliller; Dosya mevcudu, cevap dilekçesi, müzekkere cevapları, bilirkişi raporu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 28/04/2026 tarih ve 2022/2330 esas sayılı 2026/807 karar sayılı ilamıdır.
Mahkememiz dosyasının 19/03/2025 tarihli tensip zaptının 5 numaralı ara kararı uyarınca "Takip ve dava konusu senetlere ilişkin imza itirazları hakkında HMK 211. Maddesi gereği beyanları alınacağından HMK 171. Maddesi gereği gelecek celse bizzat duruşmaya katılmaları, aksi takdirde imza itirazlarından vazgeçmiş sayılacaklarının ihtaratlı olarak " davacılar vekiline isticvap davetiyesinin tebliğine" şeklinde karar verildiği, ilgili tebligatın yapıldığı, 16/06/2025 tarihli celsede dinlenilen Davacı asillerden ... beyanında;" Bana gösterilen senetlerin altındaki imzalar benim imzama benzemektedir, ancak ben sadece 6.000 TL'lik senedi eşim ile birlikte imzaladım, bunun dışında senet imzalamadım, ben alacaklı görünen şahısların oto tamir işlerini yapıyordum, onlar rentecar işi yapıyorlardı, firmalarının ismi Dokuz Işık Rentacar dı, yaptığım işlerden dolayı onlardan alacaklıydım, alacağımı almak için ...'ın iş yerine gittim, kendisi yoktu, kardeşi ... vardı, alacağıma karşılık bana 6.000 TL verdi, sende bu parayı aldığın için senede imza at dedi, bende 6.000 TL bedelli senedi imzaladım, başka senet imzalamadım, ancak araç teslimine ilişkin bir kaç evrağı bana ve eşime imzalattı, bu evraklar sonradan senet haline getirilmiş olunabilinir, yada bu evrakların arasına senette takılarak iradem dışında imzamız alınmış olabilinir, 6.000 TL senet, tahrifatla 56.000 TL olarak düzenlenip, işleme konulmuştur, davalılara herhangi bir borcumuz yoktur," dediği görüldü.
Yine aynı tarihli celsede dinlenilen Davacı asillerden ... beyanında:" Bana gösterilen senetlerin altındaki imzalar benim imzama benzemektedir, ancak ben sadece 6.000 TL'lik senedi eşim ile birlikte imzaladım, bunun dışında senet imzalamadım, 6.000 TL senet, tahrifatla 56.000 TL olarak düzenlenip, işleme konulmuştur, davalılara herhangi bir borcumuz yoktur, eşimin beyanlarına katılıyorum." dediği görüldü.
Mahkememiz dosyasının 16/06/2025 tarihli celsesinin 3 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın ve eklerinin dava ve takip konusu 01/02/2015 tanzim 10/07/2015 vade tarihli 50.000,00TL, 01/02/2015 tanzim 10/07/2016 vade tarihli 56.000,00TL bono aslı ile birlikte dosyanın ATK Fizik İhtisas Üst Kuruluna gönderilerek, önceki raporlara yönelik itirazlar da irdelenerek, imza ve tahrifat iddiaları yönünden rapor düzenlenmesine karar verilmiş olup, 15/04/2026 tarihli ATK raporunda özetle;" 6.1. İnceleme konusu 50.000 TL bedelli senette ... adına atılı üst sıradaki imzalar ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nın eli ürünü olduğu,
6.2. İnceleme konusu 50.000 TL bedelli senette ... adına atılı alt sıradaki imzalar ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nın eli ürünü olduğu,
6.3. Evvelce verilen 14.06.2023 tarihli ve 2023/.../...-... sayılı raporumuzda 56.000 TL bedelli senet hususunda imza incelemesi yürütülmüş olduğu, evvelce verilen 16/08/2021 tarihli ve 2021/.../.../... sayılı raporumuzda 56.000 TL bedelli senet hususunda tahrifat incelemesi yürütülmüş olduğu;
söz konusu raporlarımız ile dosya arasında mevcut 08/11/2023 tarihli İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvarı'nın raporu arasında çelişen husus mevcut olmadığından genişletilmiş uzmanlar kurulunca değerlendirme alınamayacağı ve ilgili raporlarımıza eklenecek husus bulunmadığı,
6.4. İnceleme konusu 50.000 TL bedelli senette tahrifat yapıldığına dair bulgu saptanmadığı hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 03/11/2025 tarihli celsesine davacıların ve davacılar vekilinin katılmadığı, herhangi bir mazeret dilekçesi de sunulmadığı bu yüzden dosyanın işlemden kaldırıldığı, davacılar vekilinin 21/11/2025 tarihli dosyanın yeniden işleme konulması talepli dilekçesi ile yargılamaya kaldığı yerden devamını talep ettiği, mahkememiz dosyasının 26/11/2025 tarihli tensip zaptı ile yargılamanın kaldığı yerden devamına karar verildiği görüldü.
GEREKÇE :
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,
Dava Uyuşmazlık Noktası; .... İcra müd.nün 2016/... E. Sayılı dosyasından takibe konulan 01/02/2015 tanzim tarihli, 10/07/2016 vadeli 50.000,00 TL bedelli senet ile 01/02/2015 tanzim tarihli, 10/07/2016 vadeli 56.000,00 TL bedelli senetlerin sahte olarak düzenlendiği, senetlerde tahrifat olduğu ve kambiyo vasfını taşımadıkları iddiasıyla takibin iptali talebine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucu 22/01/2024 tarihli ... karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacının vaki istinaf talebine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 08/01/2025 tarih ve 2024/762 Esas 2025/8 Karar sayılı ilamıyla eksik hususlar giderildikten sonra karar verilmesi gerektiği belirtilerek kaldırma kararı verilmiştir.
Bam kaldırma kararı doğrultusunda davacıların isticvapları yapılarak beyanları duruşmada alınmış, 01/02/2015 tarihinden öncesine ilişkin emsal ıslak imza örnekleri kurumlardan ayrı ayrı celbedilerek ATK Fizik İhtisas Üst Kurulundan rapor talep edilmiş, düzenlenen ATK Fizik İhtisas Dairesi 15/04/2026 tarihli 8567 nolu raporu ile takip ve dava konusu senetlerdeki her iki davacı adına atılı imzaların elleri ürünü olduğu, senetlerde herhangi bir tahrifatın yapılmamış olduğu tespit edilmiş, düzenlenen rapor mahkememizce kaldırma kararı öncesi düzenlenen raporlar ile aynı mahiyette olduğu, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gözetilerek davacıların sabit görülmeyen davalarının ayrı ayrı reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 1.810,22 TL harçtan mahsubu ile artan 1.078,22 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davalıya verilmesine,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacılar tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/07/2026
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)