Denizli Bölge Adliye Mahkemesinde trafik kazası sonucu vefat eden kişinin ailesinin maddi ve manevi tazminat talepleri ile ihtiyati haciz başvurusu incelenmesi.
Özet: Davacılar, oğullarının bir trafik kazasında ağır yaralanıp uzun süreli yoğun bakım tedavisinin ardından vefat etmesi üzerine, kusurlu sürücü, araç sahibi ve sigorta şirketinden, kaza sonrası oluşan belirsiz alacak niteliğindeki geçici iş göremezlik, hastane tedavi ve bakıcı giderleri, destekten yoksun kalma ve cenaze masrafları gibi maddi tazminatlar ile her bir davacı için 1.500.000,00 TL olmak üzere toplam 3.000.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ederek, manevi tazminat alacağının teminat altına alınması amacıyla ihtiyati haciz konulmasını istemişlerdir.

T.C.DENİZLİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ...KARAR NO : ...KARAR TARİHİ : 02/07/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ...ÜYE : ...ÜYE : ...KATİP : ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 19/03/2026 (Ara Karar)NUMARASI : ... EsasDAVACILAR : 1-... 2-...VEKİLİ : Av. ...DAVALI : 1-... ...DAVALI : 2-...VEKİLİ : Av. ...DAVALI : 3-...VEKİLİ : Av....DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)G.KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; davalı ...Sigorta A.Ş. Tarafından ... poliçe numarası ile sigortalı davalı ... adına kayıtlı ... plakalı aracın 19/09/2022 günü saat 18.30 sıralarında ... ili, ... İlçesi, D-400 Karayolunda davalı sürücü...'un sevk ve idaresinde seyir halinde iken aynı istikamette ilerlemekte olan müvekkillerinin oğlu müteveffa ... yönetimindeki ... plakalı traktöre arkadan çarptığını, kaza sonucu davacıların oğlu müteveffa ...'nın ağır şekilde yaralandığını ve bilinci kapalı şekilde aylarca yoğun bakımda kaldığını 6 ay sonra 13/03/2023 tarihinde vefat ettiğini, ... C.Başsavcılığı'nın ... sor. Numaralı dosyası ile soruşturmaya başlanılmış ise de, müteveffanın hayatını kaybetmesi ile ... C.Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasının açıldığını ve birleştirilmesine karar verildiğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikli olarak davacıların oğlu müteveffa...nın vefatı ile ilgili olarak asli ve tam kusuru ile ölüme sebebiyet veren sorumlular davalı sürücü ... ve ruhsat sahibi ... aleyhine, sadece bu davalıların sorumlu olduğu manevi tazminat talepleri olan 3.000.000,00 TL manevi tazminatı temin altına almak maksadıyla sadece bu davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine borca yeter miktarda teminatsız olarak ihtiyati haciz şerhi konulmasına, bunu sağlamak maksadıyla ilgili yerlere yazı yazılmasına, müteveffa ...'nın 19/09/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ağır yaralanması ve uzun süren yoğun bakım tedavisinin ardından 13/03/2023 tarihinde vefat etmesi nedeniyle kaza tarihi ile vefat tarihi arasında geçen süre içerisinde tam ve sürekli şekilde iş göremez hale gelmesi sebebiyle oluşan şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL belirsiz alacakları olan geçici iş göremezlik tazminatının ölüm tarihi olan 13/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...'dan sigorta şirketi için temerrüt tarihi olan 30/04/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş. Den olmak kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 500,00 TL belirsiz alacakları olan hastane tedavi giderleri ve bakıcı giderlerinin ölüm tarihi olan 13/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...'dan sigorta şirketi için temerrüt tarihi olan 30/04/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş. Den olmak kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müteveffanın vefatı sebebiyle 1.000,00 TL belirsiz alacakları olan destekten yoksun kalma tazminatının ölüm tarihi olan 13/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...'dan sigorta şirketi için temerrüt tarihi olan 30/04/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş. Den olmak kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 500,00 TL belirsiz alacakları olan cenaze masraflarının ölüm tarihi olan 13/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...'dan sigorta şirketi için temerrüt tarihi olan 30/04/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.'den olmak kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, oğullarının vefatı sebebiyle davacı ... lehine 1.500.000,00 TL, davacı ...lehine 1.500.000,00TL olmak üzere toplam 3.000.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 13/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesi 19/03/2026 tarihli ara kararında; davacının davası trafik kazası nedeni ile müşterek çocuklarının ölümünden kaynaklı davacılarda oluşan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, davaya konu olay nedeni ile davalıların sorumlulukları 2918 sayılı KTK ve 6098 sayılı TBK hükümleri ile ZMMS poliçesi kapsamında sürücünün kusuru oranında müşterek ve müteselsil bir sorumluluk olduğunu, davacıların ileri sürdüğü zarardan davalıların sorumlu tutulabilmesi için kazaya karışan sigortalı araç sürücünün kazanın oluşumunda kusurlu bir davranışı bulunması, davacıların bir zararın oluşması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının varlığı gerekli olup, dava dosyasının bulunduğu aşama itibariyle henüz bu olguların tespiti yargılamaya muhtaç olduğunu, bir başka ifade ile kusurun varlığı, zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunduğu ve davacıların bir zararı olup olmadığı ve zararın miktarı hususları yargılamayı gerektirdiğini, açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; bu alacağın varlığının yargılamayı gerektirmesi nedeni ile henüz yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, 2004 sayılı İİK'nun 257. vd. maddeleri gereğince talep eden yönünden yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği dikkate alınarak ihtiyati haciz talebin reddine karar verilmiştir.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalıların kusuru, zararın varlığı ve illiyet bağı; ceza mahkemesi kararı, Adli Tıp raporları ve dosya kapsamındaki diğer delillerle açıkça sabit olduğunu, alacağın varlığı yalnızca yaklaşık ispat seviyesinde kalmamakta aksine kuvvetle ve tartışmaya yer bırakmayacak derecede sabit ve de ortaya konulmuş vaziyette olduğunu, yerel mahkemece verilen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararın hem usul hukuku ilkelerine hem de somut olayın açık gerçekliğine aykırı olup hakkaniyet ve de hukuk prensipleri ile bağdaşmadığını, 19/09/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkillerinin oğlu müteveffa ...'nın ağır şekilde yaralanarak uzun süre devam eden tedavi sürecinin ardından 13/03/2023 tarihinde hayatını kaybettiğini, müteveffanın ölümü ile zararın varlığı ve kapsamı tartışmaya yer bırakmayacak derecede açık olduğunu, ölüm olgusu dahi tek başına en ağır netice ile sonuçlanan bir haksız fiilin varlığını apaçık ortaya koyduğunu, işbu haksız fiil niteliğindeki trafik kazasında fiilin gerçekleştiği anda zarar doğduğu ve borcun da muaccel hale geldiğini, dolayısıyla davalılar ... ve ...'un temerrüdünün ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın gerçekleşmiş olup alacağın varlığının hukuken korunmaya değer ve icra edilebilir nitelikte olduğunu, soruşturma ve ceza dosyaları ile davalıların kusuru ve fiilin hukuka aykırılığı kesin olarak tespit edilmiş vaziyette olduğunu, dosyadaki Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin 19/07/2024 tarihli 2024/85961/9566 sayılı Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporunda,... plakalı otobüs sürücüsü ...’un kazada asli kusurlu olduğu, müteveffa ...’nın ise atfı kabil herhangi bir kusurunun olmadığının tespit edildiğini, bu denli açık ve güçlü, davalıların kusurunu apaçık ortaya koyar mahiyette delilin varlığı karşısında yerel mahkeme tarafından yaklaşık ispatın gerçekleşmediği bahsi ile ret kararının verilmesinin somut ve hukuki gerçekle bağdaşmadığını, yargılama neticesinde davalı sürücü ...'un 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, ceza mahkemesince tespit edilen maddi vakıalar, fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağı hukuk hakimini bağlayacak olup artık yargı kararı ile sabit hale gelmiş bir vakıa söz konusu olduğunu, somut olayda yaklaşık ispat şartı yalnızca sağlanmakla kalmamış fazlasıyla da aşıldığını, müvekkillerinin henüz 28 yaşındaki gencecik oğullarını işbu kaza sonucu toprağa verdiklerini, müteveffanın kaza sonrası ağır yaralanması ile derhal hastaneye kaldırılması ve kazadan sonra bir gün dahi ayağa kalkmamış, bilincinin yerine gelmemiş olması dikkate alınarak kaza ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğunu, nitekim dosya muhteviyatında mevcut Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu 20/06/2025/ 3893 Karar tarih ve numaralı İhtisas Kurulu Mütalaasında "Kişinin ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafatası kırığı ile birlikte beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin 19/09/2022 tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu, ölümü üzerinde 19/09/2022 tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanması dışında başkaca ortak bir neden bulunmadığı" mütalaa edildiği, illiyet bağının güçlü, açık ve kesintisiz olduğu ATK raporları ile sabit olup yaklaşık ispat olgusunun fazlasıyla mevcut olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça ifade edildiği üzere ve İİK m.257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın yaklaşık ispatının yeterli olduğunu, davaya konu haksız fiil, zarar olgusu ve illiyet bağının mevcudiyeti karşısında yaklaşık ispat tartışmasız bir şekilde ortaya konulduğunu, yerel mahkeme kararında, yaklaşık ispat şartının ne şekilde ve nasıl gerçekleşmediği, mevcut delillerin neden yetersiz görüldüğüne ilişkin hiçbir somut değerlendirme bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu raporları, ceza mahkemesi kararı ve dosya kapsamındaki diğer deliller incelenmeksizin ve tartışılmaksızın ret kararı verildiğini, dava konusu olayda daha henüz 28 yaşındaki müvekkillerinin gencecik oğlu müteveffa ...'nın tek bir kusuru olmaksızın kendi şeridinde ve istikametinde nizami şekilde ilerler iken davalının bir anda arkadan çarpması ile trafik kazasına maruz kalarak ağır yaralandığı, aylarca hastanede yoğun bakım ünitesinde tedavi görerek günden güne eridiği ve aylarca verdiği yaşam mücadelesini ne yazık ki kaybettiğini, bu süreçte müvekkilleri anne ve baba olarak her gün hastane kapılarında, yoğun bakım servislerinin önünde, evlatlarının gözlerini açacağına dair küçücük bir umutla beklediklerini, davalıların kazanın meydana geldiği tarihten itibaren geçen süre boyunca müteveffanın sağlık durumuna ilişkin en küçük bir insani hassasiyet dahi göstermemiş, bir kez olsun geçmiş olsun dileğinde bulunmadıkları gibi, müteveffanın vefatının ardından da herhangi bir taziye iradesi ortaya koymadıklarını, bu tutumun yalnızca insani ve vicdani sorumluluktan uzak bir yaklaşımı değil, aynı zamanda davalıların hukuki sorumluluktan kaçınma iradesini de açıkça ortaya koyduğunu, nitekim davalıların bugüne kadar herhangi bir ödeme yapmamış olmaları, borcu ifa etme niyetinde bulunmadıklarını açıkça gösterdiğini, bu durum karşısında davalıların malvarlıklarını muvazaalı işlemlerle üçüncü kişilere devretmek suretiyle alacaktan kaçınma ihtimallerinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkillerin evlatlarının kaybı ile yaşam boyu sürecek bir destekten yoksunluk içine düşmüş olup bunun yanı sıra dava konusu alacaklarını da tahsil edememe tehlikesi ile karşı karşıya kaldıklarını, tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde; davalı gerçek kişiler ... ve ...'un haczi kabil taşınır ve taşınmaz malvarlıkları ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine, alacağa yetecek miktarda teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasının hukuki bir zorunluluk arz ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;Dava, trafik kazasından kaynaklı vefat nedeniyle maddi ve manevi tazminat, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise ihtiyati haciz talebine ilişkindir.İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz HMK'nın 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haciz şartları ve etkileri ise İİK'nın 257. maddesinde düzenlenmiştir. İİK'nın 257. maddesi "rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyati haciz ettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1-Borçlunun muayen yerleşim yeri yoksa;2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklindedir. İİK'nın 258/1. maddesi ise; ''Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.'' hükümüne yer verilmiştir. Buna göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıslarda olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacaklarıyla diğer haklarını haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı ise, ancak borçlunun muayyen yerleşim yeri mevcut değil ise, borçlu taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da kaçar veyahut bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz kararı verilebilir.Haksız eylemden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında da, talep sonucunun para alacağı olması nedeniyle ihtiyati haciz kararı talep edilebilebilir. Buradaki talebin, vadesi gelmiş bir para alacağına ilişkin olduğu açıktır. Nitekim, Yargıtay'ın istikrar kazanmış ilke ve uygulamalarına göre, haksız eylemden kaynaklanan zararı giderme yükümlülüğü, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki “muacceliyet” kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İİK’nın 257 vd. maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkündür. (Y. 4. HD. 2022/8964 Esas 2022/15530 karar sayılı ilamı)Ayrıca, manevi tazminat isteminde zararın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince kısmi ve belirsiz alacak davası olarak açılmaya elverişli değildir. Bu sebeple davacıların manevi zararlarına karşılık ihtiyati haciz taleplerinin tamamının tek kalemde istenebileceğinden göz önünde tutularak ihtiyati haciz talebinin kabulü, hacizde ölçülülük ilkesi gereğince kısmen kabul-kısmen reddi veya reddine karar verilmiş olması ileride hükmedilecek olan manevi tazminat istemi için 6100 Sayılı HMK'nun 36/1-b bendi gereğince davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması niteliğinde görülemez. Diğer bir anlatımla, ihtiyati hacizde verilen karar ne olursa olsun buna bağlı olmaksızın nihai kararda 22/06/1966 tarihli 7/7 sayılı İBK'da göz önünde tutularak manevi tazminatın hüküm altına alınması mümkündür.Eldeki davada, davacıların yakınının ölümü ile sonuçlanan trafik kazasına dayanıldığından, davacıların alacağının 6098 Sayılı TBK 117. maddesi gereğince olay tarihi olan tarihinde muaccel hale geldiği açıktır. Sadece, kusur durumu ve davacıların zararının tazminine yönelik tazminat miktarı çekişmelidir. Ceza soruşturma dosyasındaki adli tıp kusur raporunda müteveffanın kusursuz, davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun rapor edildiği görülmektedir. Bu şekilde davacıların alacağını yaklaşık da olsa ispat ettiği kabul edilmelidir. O halde, İİK'nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati haczin şartları oluşmasına rağmen, yerinde olmayan gerekçe ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi yanlış olmuştur. Meydana gelen trafik kazasındaki tarafların kusur durumu ile somut olayın özellikleri ve ölçülülük ilkesi göz önüne alınarak, ayrıca takdiren; davacıların her biri için 500.000 TL olmak üzere toplam 1.000.000 TL alacağı karşılayacak şekilde davalı borçlu ...'un taşınır ve taşınmaz malları üzerinde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi uygun görülmüştür. Diğer davalı araç maliki ...'un ise araç işleteni olmadığına yönelik savunması yargılamaya muhtaç olduğundan, bu davalıya yönelik ihtiyati haciz talebinin kabul edilmemesi yerindedir.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden karar verilmek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ İLE, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.... Esas sayılı dosyasında verilen 19/03/2026 tarihli ara kararın HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,2-Davacılar vekilinin ihtiyati haciz talebinin 1.000.000,00 TL alacakla sınırlı olarak davalı sürücü ... yönünden kabulüne, alacağın %10'u olan 100.000,00 TL tutarında nakdi teminatın mahkeme veznesine yatırıldığı ya da muteber bir banka mektubu sunulduğu taktirde davalı borçlu ...'un taşınır ve taşınmaz malları üzerine (İİK.'nun 82. ve 83. maddeleri ile özel yasalarınca haciz edilemeyecek mal, hak ve gelirler ile maaş gelirleri ve maaş gelirinin yattığı banka hesapları hariç ) İİK'nın 257. maddesi uyarınca İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, 3-İhtiyati hacze ilişkin müteakip işlemlerin ilk derece mahkemesinde takip edilmesine, 4-Davacılar tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.02/07/2026 ...Başkan...Üye ...Üye ...Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.