Hırsızlık suçunda istinaf mahkemesinin CMK 280. maddeye aykırı bozma kararı vererek mahkemeye erişim hakkını ihlal etmesinin hukuka aykırılığına dair içtihat.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesinin, hırsızlık suçundan verilen ilk derece mahkemesi kararlarını, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1. maddesinde belirtilen sınırlı bozma nedenleri dışında, duruşma açmaksızın dosya üzerinden bozmasının hukuka aykırı olduğu, yasal dayanaktan yoksun bu usul hatasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği ve davanın duruşmalı olarak yeniden görülmesi gerektiği vurgulanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2026/3866 E.  ,  2026/6645 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/670 E., 2025/690 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, lehe olan hükümlerin uygulanmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ise, suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığına, suçun manevi unsurunun oluşmadığına, gerekçesiz hüküm kurulduğuna ve lehe hükümlerin uygulanmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Karabük 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.01.2024 tarihli ve 2023/114 Esas, 2024/43 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 27.03.2024 tarihli ve 2024/579 Esas, 2024/879 Karar sayılı kararı ile “...1-Mağdurdan, sanıklar hakkında hırsızlık suçuna ilişkin kısmi iadeye rıza gösterip göstermediği sorularak mağdurun kısmi iadeye rıza göstermesi halinde her iki sanık hakkında TCK'nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Hırsızlık amacı ile girilen mağdura ait iş yerinin, yaklaşık 8-9 aydır kullanılmadığı, içerisinde ikamet eden kimsenin olmadığı ve herhangi bir ticari faaliyetin yürütülmediği anlaşılmakla, sanık ... hakkında iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı halde bu suçtan da mahkumiyetine karar verilmesi, 3-Sanık ... hakkında tekerrüre esas olduğu belirtilerek 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulamasına esas alınan Karabük 1. ASLCM 18/04/2019 tarih ve 2021/184 Es. 2021/192 K. sayılı ilamının, doğrudan verilen 3.000 TL adli para cezasına ilişkin kesin nitelikte hüküm olması nedeniyle CMK'nın 272/3-c. maddesine göre söz konusu ilamın tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,...” nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 27.03.2024 tarihli ve 2024/579 Esas, 2024/879 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Karabük 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2025 tarihli ve 2024/331 Esas, 2025/74 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.