Hırsızlık suçunda, Bölge Adliye Mahkemesinin 5271 sayılı CMK 280/1 (e) ve (f) bentleri harici duruşmasız bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince kurulan hükmün geçersizliği.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesinin, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-(e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri dışında, delillerin yeniden gözden geçirilmesi ve sanığın hukuki durumunun tespiti amacıyla dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde hükmü bozarak ilk derece mahkemesinin yeniden hüküm kurmasını sağlamasının yasal dayanağının bulunmadığı; zira bu durumun, Yargıtay içtihadıyla da sabit olduğu üzere, hukuka açık ve ağır aykırılık teşkil edip kararın hükümsüzlüğüne yol açacağı belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/1274 E., 2025/2285 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozmaİlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın suçu işlemediğine, müştekinin zararının olmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Didim (Yenişehir) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2024 tarihli ve 2023/421 Esas, 2024/301 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik sanık müdafiinin ve O yer Cumhuriyet savcının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 30.10.2024 tarihli ve 2024/2040 Esas, 2024/4961 Karar sayılı kararı ile “...Müştekinin motosikletini evinin avlusuna 11/09/2022 günü saat 23.00 sıralarında park ettiği, 12/09/2022 günü saat 02.30 sıralarında yerinde olmadığını gördüğü, bisikletin üzerindeki cüzdanda sanığın banka kartının da çalındığı, hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçunun ... ilçesi ... Mahallesinde işlendiği, mağdura ait banka kartının 12/09/2022 günü saat 03.50'de ...'de kullanılmaya çalışıldığı, her ne kadar sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiş ise de, kartın ...'de kullanılmaya çalışıldığı iş yeri kameralarından kartı kullanmaya çalışan kişinin sanık ... olduğunun sanığın kendi ikrarı ve kamera görüntüleriyle sabit olduğu, sanığın bu kartı iş yeri dışında kendisini bekleyen ...'ın kendisine alış veriş yapması için verdiğini söylediği ancak bu beyanının tanık ... tarafından doğrulanmadığı, kamera görüntülerinde ise sanığın cebinden birden çok kart çıkardığı ve bunların arasından birini seçerek iş yeri sahibine verdiğinin görülmesi karşısında, sanığın elinde kartla iş yerine girmediği, cebinden birden çok kart çıkardığı ve bunlardan birini seçip vermesinin savunmasının inandırıcılığı konusunda kuşku oluşturduğu, hırsızlık suçunun işlendiği saat - yer ve kartın kullanıldığı saat ve yer arasında zaman ve mekan farkının azlığı dikkate alındığında, sanığın atılı hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçu yönünden delillerin tekrar gözden geçirilerek sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve tespitinde zorunluluk bulunduğu, suç tarihinde tanık ...'IN Söke Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu UYAP kayıtlarından anlaşıldığından, tanığın suç tarihinde izinli olup - olmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın savunmasının doğru olup olmadığı ve buna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve tespitinde zorunluluk bulunduğu,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 30.10.2024 tarihli ve 2024/2040 Esas, 2024/4961 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Didim (Yenişehir) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2025 tarihli ve 2024/1081 Esas, 2025/206 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.