Yargıtay tarafından miktardan reddedilen temyiz itirazı sonrası, işçinin haklı feshe dayalı kıdem tazminatı ve diğer alacakları ile işverenin itirazın iptali talebinin incelenmesi.
Özet: Davalı vekilinin asıl davadaki temyiz dilekçesi, miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle reddedilirken, davacı işçinin ödenmeyen ücret alacakları sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği sabit görülerek kıdem tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin alacakları kabul edilmiş, prim alacağı ispatlanamadığından reddedilmiş; işverenin açtığı birleşen davada ise işçiye borç verildiği iddiasının kanıtlanamaması nedeniyle bu dava da reddedilmiş olup, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kararı bölge adliye mahkemesince uygun bulunarak onanmış ve işverenin kötü niyetli hareket ettiği tespit edilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3368 E., 2025/2338 K.DAVA TARİHİ : 15.10.2019BİRLEŞEN DAVAMAHKEMESİ : Edirne 1. İş MahkemesiSAYISI : 2019/605 E., 2020/40 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre; asıl davada hüküm altına alınan ve davalı vekili tarafından temyize konu edilen miktar 43.350,15 TL olup belirtilen miktarın, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca; asıl dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl davaya ilişkin olarak gerekli şartları taşıdığı anlaşılan davacı vekilinin ve birleşen davaya ilişkin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Davacı-birleşen davada davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren nezdinde 01.04.2013-25.03.2019 tarihleri arasında proje müdürü olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 6.060,00 TL olduğunu, ücretinin bir kısmının elden bir kısmının bankadan ödendiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi, ücret alacaklarının geç ve düzensiz ödenmesi sebepleriyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, ücret, yıllık ücretli izin ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Davalı-birleşen dava davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; davacı işçiye borç ve avans verilmiş olmasına rağmen davacı işçi tarafından ödenmediğini, bu nedenle davacı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davacının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı-birleşen davada davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacağının bulunmadığını, bu nedenle iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davacı-birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin davalı işverene borcu olmadığını, yapılan ödemelerin asıl davada talep edilmeyen prim ödemeleri olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı birleşen davada davalının en son ücretinin net 4.000,00 TL olduğu, ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabulü gerektiği, prim alacağını ispatlayamadığından reddi gerektiği, birleşen dava bakımından davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından ispat olunamayan birleşen davanın reddi gerektiği gerekçeleriyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ödendiği ispat edilemeyen ücret nevi alacakları bulunduğundan dolayı feshin haklı nedene dayandığı kabulüyle kıdem tazminatının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, yapılan hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, bordroların imzasız olması karşısında tanık beyanlarına göre yapılan fazla çalışma alacağı hesabından bordrolardaki tahakkukların mahsup edilmesinde hata olmadığı, yıllık izin belgeleri de gözetilerek davacının bakiye yıllık ücretli izin alacağının hesaplanmasının doğru olduğu iş yerinde prim ödendiğinin usulünce kanıtlanmamış olmasına göre prim talebinin reddedilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, birleşen davanın konusunu oluşturan takibe konulan miktarların nedeni ve kaynağının usulünce ortaya konulamadığı, farklı gerekçe ile de olsa birleşen davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, işverence kötüniyetli hareket edildiği ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinde hata olmadığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı-birleşen davada davalı vekili asıl ve birleşen davaya ilişkin temyiz dilekçesinde; a. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda aylık ücretin ve buna bağlı olarak da alacakların hatalı belirlendiğini,b. Bordrolardaki fazla çalışma tahakkuklarının yapılan hesaplamadan mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, bordroların imzasız olduğunu, bu tahakkukların dikkate alınmaması gerektiğini,c. Prim alacağının kabulüne karar verilmesi gerektiğini,d. Birleşen davada, davalı-birleşen dava davacısı kötüniyetle hareket ettiğinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı-birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, bu konudaki temyiz sebeplerine yer verilmemiş olup birleşen davaya ilişkin temyiz dileçesinde; banka kayıtlarından davacıya borç ve avans açıklamasıyla birden çok para gönderildiğini, davacının ücretlerinin düzenli ödendiği dikkate alındığında avans ve borç ödemelerinin geri ödemesinin yapıldığı hususunun davacı işçi tarafından ispatlanması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, işçinin aylık ücret miktarı, fazla çalışma alacağının hesabı, prim alacağının ispatı ile davalı-birleşen dava davacısının birleşen davaya ilişkin takibe konu edilen alacağa hak kazanıp kazanmadığı ve kötüniyet tazminatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı ve birleşen davada taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Asıl Dava Yönünden1. Davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının isteği hâlinde ilgiliye iadesine,2. Davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz talebi yönünden; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, B. Birleşen Dava YönündenTemyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.