Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütü suçlarında yargılama usulü eksiklikleri ve TCK 220/6nın Anayasa Mahkemesince iptali nedeniyle bazı hükümlerin bozulmasına karar verirken, diğer hükümlerin onanmasına hükmetmiştir.
Özet: Yargıtay, bir sanığın silahlı terör örgütüne üyelik, yardım etme ve tehlikeli madde bulundurma suçlarından beraatini onarken, diğer iki sanığın tehlikeli madde bulundurma suçundan mahkumiyetlerini tasdik etmiş, fakat bu iki sanık hakkındaki silahlı terör örgütü adına suç işleme mahkumiyetlerini ise, yeni temin edilen tanık beyanlarının usulünce değerlendirilmesi ve sanıkların örgütsel konumunun yeniden tartışılması gerekliliği ile Anayasa Mahkemesinin Türk Ceza Kanununun 220/6 maddesini iptal etmesi gibi hukuki ve usuli eksiklikler sebebiyle bozarak yeniden yargılama yolunu açmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1082 E., 2022/888 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 8. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2021/290 E., 2022/169 K.SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirmeHÜKÜMLER : Sanık ... ve ... bakımından; 1- Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan; TCK’nın 314/3 ve 220/6 maddeleri delaletiyle, TCK'nın 314/2, 220/6, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen ayrı ayrı mahkûmiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi 2- Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan; TCK'nın 174/1-2, 53, 58/9 ve 52/2. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen ayrı ayrı mahkûmiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi Sanık ... bakımından; Silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen ayrı ayrı beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi Cumhuriyet savcısıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığı görüldü;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanık ... bakımından silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, sanıklar ... ve ... bakımından tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçları yönünden yapılan incelemede;Sanık ... bakımından yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi cumhuriyet Savcısının temyiz isteminde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanıklar ... ve ... bakımından yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA,Sanıklar ... ve ... bakımından silahlı terör örgütüne üye olmak ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçları yönünden yapılan incelemede;1. Temyiz kanun yolu aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan Ümit Akbıyık'ın ifade ve teşhis tutanaklarının 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunması ile doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı Kanun’un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanunun 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak dinlenmesinin sağlanması ile beyanlarında isimleri geçen şahıslar hakkında araştırma yapılarak gerektiğinde tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması sonrasında sanık ve müdafiine diyecekleri sorulduktan sonra yargılamaya devamla sanığın örgütsel konumuna göre sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi ile suç vasfının tartışılması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,2. Kabul ve uygulamaya göre de; Sanıkların TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 esas, 2023/183 sayılı kararı ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce Yasakoyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3'üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas, 2024/189 sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5'inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas ve 2023/579 sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve 2023/344 karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 7'nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işledikleri kabul edilerek TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verildiği, TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas, 2024/189 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, bununla birlikte iptal edilen kanun hükümleri bakımından yeni bir yasal düzenleme ihdas edilmediği, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 2'nci ve 7'nci maddelerinde yer alan düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38'inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,Bozmayı gerektirmekle, sanıklar müdafilerinin ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2'nci maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak ayrı ayrı BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 104/3 maddesi uyarınca tahliye istemlerinin REDDİNE, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.