İşçi alacakları davasında davalının usulsüz tebligat, iş sözleşmesinin feshi ve alacakların ispatına ilişkin temyiz itirazlarının değerlendirildiği karar.
Özet: Bu hukuki evrak, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia eden bir işçinin kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi ile prim alacakları talebine ilişkin olup; davalı işveren, dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, davacının istifa ettiğini ve alacakların hesaplamasının hatalı olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, tebligat itirazını reddederek, davacının emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini ve bazı alacaklara hak kazandığını kabul etmiş; davalının temyiz başvurusu üzerine Yargıtay, uyuşmazlığın tebligat usulü, feshin niteliği ve alacakların ispatı ile hesaplanması konularında yoğunlaştığını belirtmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/2904 E.  ,  2026/2531 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/11 E., 2025/1192 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/211 E., 2023/54 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 19.04.2006-12.03.2022 tarihleri arasında ... müdürlüğü pozisyonunda çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, işyerinde baskı ve yıldırma politikasına maruz kaldığını, çalıştığı süre boyunca gerçek aldığı ücretin yansıtılmadığını, ücret ödemesinin büyük kısmının elden yapıldığını, 15 yıllık sigortalılık ve 3.600 prim ödeme günü şartını da tamamladığını, haftanın 6 günü 08.00-21.00/22.00 saatleri arasında çalıştığını, her ay fatura kesimi nedeni ile ek mesai yaptığını, ödenmeyen ücret alacakları bulunduğunu iddia ederek kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ücret ücreti, asgari geçim indirimi ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesi tebliğinin davalı Şirketin UETS hesabına yapıldığını ve Şirket yetkililerinin UETS hesabındaki tebligatı açmadıkları için huzurdaki davadan haberdar olamadıklarını, davalı Şirketin işbu davanın görüldüğünü 25.10.2022 tarihinde öğrendiklerini ayrıca davacı ve davalı arasında arabuluculuk görüşmelerinin Şirket avukatı aracılığı ile gerçekleştiğini, dolayısıyla Şirket avukatına da yapılmış bir tebligat bulunmadığını, bu nedenlerle dava dilekçesi tebliğinin usulsüz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi verilmediği, Şirketin UETS adresine yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu anlaşıldığından usulsüz tebligat itirazına itibar edilmediği, davacının yaş dışında 15 yıl sigortalılık ve 3.600 prim günü şartlarını sağlayarak emekliliği nedeniyle işten ayrıldığı kanaatine ulaşıldığı, davacının ödenmeyen ücret ve asgari geçim indirimi alacakları bulunduğu, prim alacağı olduğunu ise ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmediğinden cevap dilekçesi sunma ve delil sunma hakkı verilmesi gerektiğini,
2. Davacının sunduğu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu,
3. Zamanaşımı def'inin dikkate alınması gerektiğini,
4. Davacının iş sözleşmesinin istifa ile son bulduğunu,
5. Davacının asgari ücretle çalışmasına rağmen net 15.000,00 TL aldığının kabulünün hatalı olduğunu,
6. Yıllık ücretli izin alacağının fazla hesaplandığını,
7. Asgari geçim indirimi alacağı bulunmadığını,
8. Tanıkların ifadelerinin yanlı olduğunu, işverene karşı açmış oldukları davalarının bulunduğunu,
9. Fazla çalışma yapıldığının ispatına yönelik somut bir delil ortaya konulmadığını, fazla çalışma iddiasının hayatın olağan akışına ve davacının yaptığı işin konumuna aykırı olduğunu,
10. Davacının müvekkili Şirketten ulusal ... ve genel tatil ücreti alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, ücretin miktarı, yıllık ücretli izin, asgari geçim indirimi, fazla çalışma ile ulusal ... ve genel tatil ücret alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Çalışma düzenin ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışma alacaklarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı tanık beyanları esas alınarak hafta içi 5 gün 08.00-21.00 saatleri arasında çalışıldığı ve 1,5 saat ara dinlenme yapıldığı, cumartesi günleri ise 08.00-13.00 saatleri arasında çalışıldığı ve yarım saat ara dinlenme yapıldığı kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra ay sonunda fatura kesimi nedeniyle haftanın 5 günü 08.00-23.00 saatleri arasında çalışıldığı ve 1,5 saat ara dinlenme yapıldığı, cumartesi günleri ise 08.00-13.00 saatleri arasında çalışıldığı ve yarım saat ara dinlenme yapıldığı da hesaba katılmış; bu doğrultuda davacının ayda 3 hafta haftada 17 saat, ayda 1 hafta ise 27 saat fazla çalışma yaparak aylık 78 saat, yıllık 936 saat ve haftada ortalama 18 saat fazla çalıştığı sonucuna varılmıştır.
Yargılama aşamasında dinlenen davacı tanığı .. "... Davacı sabah 08. 00... .00-21.00 saatleri arası çalışırdı. Haftanın 5 günü bilfiil çalışırdı. Cumartesi günü yarım gündü. Pazar günü tatildi. Ay sonlarında fatura kesimlerinde ayın 1'i ve 5'ine kadar toplamda 5 gün fatura kesimi nedeniyle saat 23.00-24.00'e kadar çalıştığı olurdu. ..."; davacı tanığı .. "... Sabah 08.00'de mesaiye başlardık. Akşam ben 18.00,19.00 gibi çıkardım. Ben çıkarken davacı hâlâ çalışmaya devam ederdi. Ertesi gün konuştuğumuzda 20.00-21.00 gibi çıktıklarını söylerdi. Ay sonları fatura kesim nedeniyle 3-4 gün süre ile 23.00-24.00'e kadar çalışırdı. Davalı firmaya ait Gaziantep'teki şubelerin fatura kesim işlerini de davacı yaptığı için ay sonlarında bu işi uzun sürerdi. Mesai ödemesi alıp almadığını bilmem. Haftanın 6 günü bu şekilde çalışırdı. ..." ve davacı tanığı .. "... Sabah 08.00'de işe başlardık. Akşam çıkışımız belli değildi. Hafta içi 20. 00... .00'e kadar çalışırdık. Ay sonunda bir hafta saat 23.00-24.00'e kadar çalışırdı. Cumartesi de aynı şekilde çalışırdık. Normalde saat 13.00'te çıkmamız gerekirdi ama biz hiçbir zaman 13.00'te çıkmadık. En erken 15.00-16.00'da çıkardık. Pazar günümüz tatildi. ..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yapılan işin niteliği ve dosyadaki ispat durumu dikkate alındığında; davacının ayda 3 hafta haftanın 5 günü 08.00-20.00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme ve cumartesi günleri 08.00-13.00 saatleri arasında yarım saat ara dinlenme, ayda 1 hafta ise haftanın 5 günü 08.00-23.00 saatleri arasında 2 saat ara dinlenme ve cumartesi günleri 08.00-13.00 saatleri arasında yarım saat ara dinlenme yaparak çalıştığının kabulü ile dava konusu fazla çalışma ücreti alacağının yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.