İşçilik alacağı iddiasıyla hastane kasasından haksız para çeken muhasebe elemanının hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlamasıyla temyiz incelemesi.
Özet: İşveren konumundaki hastane, mali işler çalışanının işçilik alacaklarına mahsuben kasadan izinsizce 81.731,20 TL aldığını ve aslında daha yüksek bir miktarı zimmetine geçirdiğini ileri sürerek dava açmış; çalışan, bu miktarı işçilik alacağı olarak aldığını savunmuş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri ise çalışanın kendi beyanıyla aldığı ve cezai bir kararla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine yol açan 81.731,20 TLnin iadesine hükmederken, davacının daha yüksek miktardaki talebini mali kayıt düzensizlikleri ve ispat eksikliği nedeniyle reddetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/854 E.  ,  2026/3131 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2892 E., 2025/1906 K.
DAVA TARİHİ : 21.03.2017
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/107 E., 2025/183 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili Şirkete ait Hastanenin mali işler bölümünde muhasebe elemanı olarak çalışmaya başladığını, Hastanenin günlük cirolarının tutulduğu kasanın anahtarının da kendisinde olduğunu, davalının 2016 yılı Ağustos ayında kendince işten ayrılmaya karar verdiğini ve işçilik alacaklarını yasal yollardan talep edebileceği hâlde kendisi hesaplayarak Hastanenin hiçbir biriminin haberi olmadan 13.08.2016 tarihinde 81.731,20 TL nakit para almak sureriyle hukuka aykırı bir şekilde işyerini terk ettiğini, davalı aleyhinde hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan dava açıldığını, dosyanın derdest olduğunu, sonradan yapılan incelemede davalının bu miktar dışında oldukça fazla miktarda nakdi uhdesine geçirerek Hastaneden ayrıldığının ortaya çıktığını ileri sürerek 190.959,27 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin işçilik alacaklarının karşılığı olan 81.731,20 TL'yi Şirket müdürünün bilgisi dâhilinde aldığını, e-posta atmak suretiyle kendilerine bilgi verdiğini, bahsi geçen 190.959,27 TL'nin nerelere kullanıldığının ayrıntılı dökümünü yaptığını, kendisine iftira atıldığını savunarak davanın davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta, davalının işten ayrılma kararı vererek işçilik alacaklarına mahsuben kendisine tevdi edilen kasa ve hesaplar üzerinden para aldığı, gerek bu dosyada gerekse ceza dosyasında işçilik alacakları nedeniyle 81.731,20 TL alındığının davalı tarafça ikrar edildiği, taraflar arasında davalının işçilik alacaklarına ilişkin bir anlaşma, ibraname, ikale vb. herhangi bir belge sunulmadığı gibi herhangi bir arabulucu, tahkim, mahkeme kararı da olmadığı, bu hâliyle davalı tarafça görevi gereği kendisine tevdi edilen davacıya ait paranın haklı bir sebep olmadan alındığı anlaşıldığından 81.731,20 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı tarafça davalı tarafından 190.959,27 TL alındığı iddia edilmiş ise de hükme esas tutulan bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere, davacı Şirket tarafından mali kayıtların düzenli tutulmadığı, ödemelerin farklı yollarla ve farklı kimseler üzerinden yapıldığı, davalının hesap hareketlerinde maaş ödemesi haricinde yatırılan bir tutar olmadığı, banka kayıtlarında davalıya yahut davalının yönlendirdiği bir kimseye ödeme yapıldığına dair herhangi bir kayıt olmadığı, olay esnasında işyerinde bu miktarda bir para olduğu ve bu paranın eksildiğine dair herhangi bir delil olmadığı, muhasebe kayıtlarında bu yönde bir tespit yapılamadığı, davacı Şirket çalışanları tarafından tutulan tutanakların mali kayıtlar ve banka kayıtlarıyla desteklenmediği ve bu hâliyle davacı tarafça 81.731,20 TL dışında para alındığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/731 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı ve işbu kararın ... 8.Ceza Dairesinin 202/4348 Esas, 2025/1507 Karar sayılı kararıyla kesinleştiği, verilen kararda sanığın işyerinden usulüne uygun ayrılmadığı, ayrılırken de kendince hesapladığı işçilik alacakları karşılığında sorumluluğunda olan kasadan 81.731,20 TL aldığı, bu miktar bakımından kendisine hizmet nedeniyle teslim edilen parayı kendi yararına zilyetliğin devri dışında tasarrufta bulunarak aldığı sabit olmakla sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan cezaladırılmasına karar verildiği, anılan bu karar ile dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler dikkate alındığında ikrar edilen kısım yönünden davanın kabulü ile bu kısım dışındaki bakiye talep yönünden istemin reddine karar verilmesi yönündeki kararın yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ceza mahkemesi kararında da davacının toplam 190,959,27 TL'yi uhdesine geçirdiği sabit bulunmasına rağmen eksik inceleme ile düzenlenen rapor üzerinden karar hatalı şekilde verildiğini, üçlü bilirkişiden rapor alınması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin işyerinden ayrılmadan kasa sorumlusu ile görüşerek, bu kişinin bilgisi dâhilinde para aldığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı işçinin, davacı Şirketten davacının bilgisi olmadan para alıp almadığı ve bu paranın miktarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.