İşe iade kararı sonrası işe başlatılmayan işçinin kıdem, ihbar, işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ve diğer işçilik alacakları talepleri ile zamanaşımı ve uluslararası hukuk kaynaklı uygulanacak hukuk uyuşmazlığı.
Özet: İşe iade kararı sonrası işveren tarafından işe başlatılmayan işçinin kıdem, ihbar, işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ile ücret ve fazla çalışma gibi çeşitli alacak talepleriyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, alacak türlerine göre Türk ve yabancı hukukunu ayrı ayrı uygulayarak, bazı alacakları kabul ederken, özellikle yabancı hukuka tabi olanları zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir. Karşılıklı temyiz başvurusunda bulunan taraflar, uygulanan hukuk, zamanaşımı süresi ve başlangıcı, husumet, işe davet/başlama samimiyeti ve yargılama giderleri gibi konularda uyuşmazlığı Yargıtaya taşımıştır.
9. Hukuk Dairesi         2026/579 E.  ,  2026/2517 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1590 E., 2025/2650 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 26. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/547 E., 2025/69 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ...'teki şantiyesinde çalıştığını, iş sözleşmesi haklı ve geçerli bir neden olmadan feshedildiğinden davalıya karşı açtığı işe iade davasında davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davalıya gönderdiği ihtarname ile işe başlama talebinde bulunduğunu, davalının davacıyı işe başlatma konusunda ciddi olmadığını ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının müvekkili Şirketin çalışanı olmadığını, işe davet edilmesine rağmen çalışmadığını, işe başlama konusunda samimi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta davaya konu kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacakları yönünden Türk hukuku; ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacakları yönünden ... hukukunun uygulanması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından işe başlatılmamak üzere feshedildiği anlaşıldığından kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ödemeyen yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, ücret, fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının ... Özel Sektör İş Kanunu'nun 144. maddesine göre zamanaşımına uğradığı, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken hukuk bakımından içtihat değişikliğine gidildiğinden davacının zamanaşımından reddedilen alacakları bakımından davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; eldeki davadan önce davacı tarafından açılan işe iade davasında taraflar arasındaki uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulandığı, buna göre ücret, fazla çalışma ücreti, ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarına ... hukuku, kalan alacaklara ise Türk hukuku uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ücret, fazla çalışma ücreti, ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarına ... hukuku uygulanarak söz konusu alacakların zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmesinde bir hata olmadığı, davacı süresinde işe başlatılma talebinde bulunmasına rağmen davalı işveren tarafından işe başlatılmadığından kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacaklarına hak kazandığı gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Somut olaya ... hukukunun uygulamasını kabul etmemekle birlikte zamanaşımı yönünden müvekkilinin işe başlatılmadığı tarih dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini,
b. Davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının, davalı Şirket çalışanı olmadığını, ... İnşaat ...'nin çalışanı olduğunu, davanın husumetten reddine karar verilmedi gerektiğini,
b. Tüm alacakların ... hukukuna göre zamanaşımına uğradığını,
c. Davacının işe davetinin süresinde yapılmasına ve işe başlatma konusunda müvekkili işverenin samimi olmasına rağmen davacının işe başlamadığını, bu nedenle feshin geçerli bir fesih hâline geldiğinden feshe bağlı alacaklar ile tazminatların reddi gerektiğini,
d. Hükmedilen faizin hatalı olduğunu,
e. Reddedilen alacaklar olmasına rağmen müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, kesinleşen işe iade kararı üzerine davacının işe başlatılma talebinin samimi olup olmadığı, işverenin işe davetinin ciddi olup olmadığı, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, zamanaşımı def’i, faiz ve vekâlet ücretine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 90/son hükmü şöyledir:
"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır."
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) "Kapsam" başlıklı 1. maddesi ise şu şekildedir:
"(1) Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir.
(2) Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır." 30... tarihinde ...'da imzalanan ve 21.01.2010 tarihli ve 5949 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile ... Devleti Hükümeti Arasında İşgücü Değişimi Hakkında Anlaşma'nın (Anlaşma) 8. maddesi de şöyledir:
"İşçiler ve işverenler arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesinde ilgili hükümetin yetkili makamları kendi yasa, kural ve düzenlemelerine göre uyuşmazlığın dostane çözümü için çalışır.
Dostane çözüm çabalarının başarılı olamaması hâlinde, uyuşmazlık, istihdam eden ülkenin yasaları uyarınca çözümlenmek üzere yetkili mahkemeye taşınır."
Anayasa'nın 90/son hükmünde usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. 5718 sayılı Kanun'un 1/2 hükmünde ise yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk bakımından Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı tutulduğu belirtilmiştir. Buna göre yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlığın çözümü konusunda, 5718 sayılı Kanun karşısında uluslararası sözleşmenin uygulanma önceliği bulunmaktadır. Dolayısıyla belli bir ülke hukukunun uygulanmasını öngören uluslararası anlaşmanın varlığı durumunda 5718 sayılı Kanun'un 24. maddesi çerçevesinde hukuk seçimine değer verilmesi mümkün olmadığı gibi aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca iş sözleşmesine uygulanacak hukuka yönelik bir değerlendirme yapılması da mümkün değildir. Buna göre davalının esasa cevap dilekçesinde yabancı hukuk itirazı ileri sürüp sürmemesinin de sonuca etkisi bulunmamaktadır
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre değerlendirme yapıldığında; İlk Derece Mahkemesince Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile ... Devleti Hükümeti arasında imzalanan Anlaşma'nın 8. maddesi uyarınca davacının iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacakları bakımından uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması ve bu alacaklar bakımından dava tarihi itibarıyla ... İş Kanunu'nda yer alan zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle bu alacak taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacı tarafından açılan işe iade davasında somut uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmış olup davacının usuli kazanılmış hakları uyarınca kesinleşen işe iade kararı ile parasal olarak belirlenen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasında bir aykırılık bulunmamaktadır. Ne var ki iş sözleşmesinin feshine bağlı alacaklar olan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağına Türk hukukunun uygulanması hatalı olup yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre anılan alacaklar yönünden de ... hukukunun uygulanması gerekmektedir.
3. Diğer yandan somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtayın daha önceki görüşüne güvenerek dava açanlar yönünden Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın reddi hâlinde, davacı aleyhine yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı kabul edilmiştir. Ancak eldeki dava 20.10.2022 tarihinde açılmış olup dava tarihi dikkate alındığında davacının Dairemizin önceki uygulamasına güvenerek dava açtığından bahsetmek mümkün değildir. Bu hâlde İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3 23... . maddeleri dikkate alınarak yargılama gideri ve vekâlet ücreti konusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirir.
4. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a hükmünde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; sözü edilen düzenleme gözetilmeksizin, infazda tereddüt yaratacak şekilde ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağına yasal faiz uygulanması hatalı olup 3095 sayılı Kanun'un 4/a hükmü uyarınca Devlet bankalarınca ... dinarı üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi de doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.